Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Beşerin derisi gön değil!

Şinasi, “Milletim nev’-i beşerdir, vatanım rûy-i zemîn” derken, Tevfik Fikret, “Toprak vatanım, nev’-i beşer milletim” diye onun sözünü tekrarlarken; insanlığı, Âdemliği/adamlığı, “yeryüzünde bir halife” yaratmak isteyen Allah’ın varlığını, iradesini ve hikmetini göz ardı etmişler; “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” bir kuş olmayı hayal ederken pozitivizmin kafesine kapanmışlardır.

EKLENDİ

:

Gön: Terbiye edilmiş, tabaklanmış deri.

Türümüzün bir adı da beşer. Beşer Arapçada insan teninin kıl biten yerlerinin adıymış. Beşer, beşeriyet, beşerî kelimeleri; insan, insaniyet ve insani kelimelerine oranla daha maddi, daha biyolojik bir içeriğe sahip. Necip Fazıl Kısakürek, şiirlerini topladığı Çile’de “beşer, beşeriyet, beşerî” kelimelerini hiç kullanmamış. Bunun için özel bir dikkat gösterdiğini sanmıyorum. Bu durum, bize onun maddeden ziyade manaya, bedenden çok ruha yakınlık duymuş olduğunu gösterir. Oysa Akif’in Safahat’ında beşer kelimesi ve türevleri, insan kelimesi ve türevleri kadar olmasa da sık sık karşımıza çıkar. Kur’ân-ı Kerim’de geçen insan ve beşer kelimelerinin oranı ile Safahat’taki oran arasında yakınlık olduğu görülüyor.

Melekler Meryem annemize bir çocuğu olacağını müjdelediklerinde onun nasıl şaşırdığı Âli İmran suresinde anlatılır. 47. âyette Meryem’in “Bana bir beşer dokunmamışken nasıl çocuğum olur?” diye Rabbine seslendiği bildirilir. Çeşitli meallerde “beşer” kelimesi yerine “insan, insan eli, erkek, erkek eli” hattâ “kimse” kelimesinin kullanıldığını görüyoruz. Muhammed bin Hamza, “âdemî” demeyi tercih etmiş.

Müncid adıyla tanınan ansiklopedik sözlükte “Ebu’l-beşer” tabirinin Âdem peygamber için, “İbnü’l-beşer” tabirinin de Hristiyanlarca İsa peygamber için kullanılmış olduğu yazılı. Bu kullanım, Hristiyanlığın bozulmamış dönemlerinde/n kalmış olmalı.

Beşer oluşumuz, insan olmamızın maddi zemini. Benî Âdem yani Âdem oğlu olmaklığmız bu gerçekliğin tarihsel yönünü gösteriyor. Bunlar birbiriyle çelişen, bir ötekini geçersizleştiren gerçeklikler değil, tam tersine birbirini besleyen, geliştiren, tamamlayan olgular.  Fakat, Şinasi, “Milletim nev’-i beşerdir, vatanım rûy-i zemîn” derken, Tevfik Fikret, “Toprak vatanım, nev’-i beşer milletim” diye onun sözünü tekrarlarken; insanlığı, Âdemliği/adamlığı, “yeryüzünde bir halife” yaratmak isteyen Allah’ın varlığını, iradesini ve hikmetini göz ardı etmişler; “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” bir kuş olmayı hayal ederken pozitivizmin kafesine kapanmışlardır.

Galiba gözün beşerle, beşerliğimizle münasebeti, göz kapağımızdan ibaret.

Çok Okunanlar