Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Bir Cuma, Üç Soru

1 Temmuz 2022 Cuma günü imam efendi hutbenin sonunda cemaate bir yardım duyurusu yaptı. Sözünü bitirirken “Cenab-ı Hak, yaptığınız ve yapacağınız yardımları kabul ve karîn eylesin!” dedi. Bu ifadeyi imamlarımızn, hatiplerimizin, vaizlerimizin hemen hepsi “kabule karîn eylesin!” şeklinde söylerler.

EKLENDİ

:

Birinci Soru:

1 Temmuz 2022 Cuma günü imam efendi hutbenin sonunda cemaate bir yardım duyurusu yaptı. Sözünü bitirirken “Cenab-ı Hak, yaptığınız ve yapacağınız yardımları kabul ve karîn eylesin!” dedi. Bu ifadeyi imamlarımızn, hatiplerimizin, vaizlerimizin hemen hepsi “kabule karîn eylesin!” şeklinde söylerler. “Kabule karîn olmak”, kabule yakın olmak demektir Genç imam, ifadeyi nasılsa yanlış bellemiş ve yanlış bellediğinin farkında değil.

Eve geldiğimde Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nin “karîn” maddesine baktım. İlyas Çelebi’nin yazdığı maddenin özlü tanımı şu: “İnsana refakat edip onu mânevî açıdan ve daha çok menfi olarak etkileyen görünmez varlık anlamında Kur’an terimi.”

İmam Efendi, bu maddeyi okumuş olsa o yanlış ifadesini düzeltir mi?
Evet, elbette düzeltir.  

İkinci Soru:

İmam efendinin yardım çağrısına icabet etmeyi düşünerek cebime baktım: Sadece yüz lira vardı. Onu verecek kadar cömert davranamadım ve cami kapısı önündeki sarımsak satıcısından bir kilo sarımsak almayı, onun vereceği para üstünden beş lirayı yardım kutusuna bırakmayı düşündüm. Sarımsağın kilosu 15 liraydı. İki kilo sarımsak isteyen bir müşterinin işinin bitmesini bekledim ve “Bir kilo” dedim. Satıcı, sarımsağı tartarken “Yirmi liralık olsun mu?” dedi. Olsun dedim. Satıcının para üstü olarak verdiği banknotlar arasında beş liralık yoktu. Ben de on liralardan birini yardım kutusuna bıraktım.

Bu olaydan çok sayıda soru çıkarılabilir:

a) Yüz liraya kıyamamak ayıp değil mi?

b) Bir kiloda ısrar etmeyip 20 liralık almaya razı olmak zaaf mı?

c) Beş lira düşünüp on lira vermek marifet mi?

d)  Böyle küçük bir yardımı anlatmakla muhtemel ecir ve sevap zedelenmiş olur mu?

Bu sorulara cevap vermek yerine soru olarak kalmasını tercih ediyorum ve “Allah kabule karîn eylesin!”  demekle yetiniyorum.

Üçüncü Soru:

Sarımsak satıcısıyla bir meraklı arasında geçen konuşmadan öğrendiğime göre bu sarımsaklar bu yılın ürünü: “Geçen yılın ürünü bu vakte kalır mı hiç?”

Bu sarımsaklar Antep-Maraş taraflarından gelmiş. Kastamonu sarımsağı, bir ay sonra ancak piyasaya çıkarmış. Bu son bilgi beni hayli şaşırttı.

Sokağımızdan sıkça geçen pek çok satıcı, “Kastamonu sarımsağı! Taşköprü sarımsağı!” diye ünlerken, bağıra bağıra ve utanmadan yalan mı söylüyor?

“Evet, olabilir” gibi bir cevap ne kadar acı, üzücü ve ürkütücü!

Değer mi?
Vallahi, değmez!

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar