Spikerler soruyor, yağmalanmadı mı gün?
İyi bir hikâye yağıyor yağmur, böyle üzgün.
Bulduğunda tam bulacaksın yarısını kalbinin.
Yar sesidir bu, su gibi esmer, su gibi yemin.
Kozalarında mahmur gözlü kelebekler
Sarı yazmalara kefenlenen dut yaprakları
Ne uzun yarın, örümcek resitali, tiril tiril
Tütün ve kenevir, biraz geçim biraz şiir.
Öyle narin bir ezgi ki rüzgârın getirdiği
Merhaba özgür Filistin der gibi, taze haber.
Üsküdar’a taştı dize, kayıklar boş, alnım buse.
Seccade sevinciyim, beli tutulmuş incir.
Bir söyler dilim, bin dinlerim, gözüm zeytin.
Yemin işittim biraz önce Allah’tan, yemin!
Yüreğim, bir mızrak boyu yeşil gölgeli ördek.
Bir sabır, iki sabır, üç ve sonsuz kere şükür.
Çember genişledi sonra, hüthüt geldi, postacı
Uçuşu hiç unutmadım, ağaca çarpan kanatları
Kuş yuvası gönlün gönlüme, koro ve solo şarkılar.
Simurg’a ayinesin, ayakların uğur, nabza şerbet.
Tüylerine güvenen serçe bir nisandı bugün
O Aksa elbet fethedilecekti, yenilgiler zaferdi
Pencerem pembe bahar, ipek kaftan tortusu
İshak Kuşu bir yastığa iki baş, iki ömre vahdet!
Şarkılar mırıldandı kelimeler, eğriye doğru,
Islak imzalı adımlarla dağlar insana kavuştu
Tekkede aş pişirdi semender, ateşten ateşti
O eşikte boğulmadı sütun, leyla, sultana eş.
Gülüşün, deniz meltemi bozkırda, Anadolu
Bir nisan şarkısıydı kuşlar, öyle içten öyle ılık
Masallar aziz ve ulu, cilve ve cıvıltılar mizansen
Ve günler sen, aylar, mevsimler ve takvim sen.
