… Ve çocuklar büyür öğretmenim!
Büyürler, yarın olurlar.
Tel tel olur saçları çocukların öğretmenim! Gözlerinde sevgi taşırlar yarınlara. Biriktirirler ektiğin tohumları. Tohum, sevgi ise sevgi; nefret ise nefret olarak çıkar çocukların yüreğinde. Bak gözlerine, gözlerinin en derinine orada sadece renkler olmaz öğretmenim. Orada her birimiz için sevgi sözcükleri biriktirir bu çocuklar. Herkes okuyamaz onu öğretmenim; herkes çözemez gözlerde yazılı olan o tılsımlı kelimeyi. Onu ancak sen okursun, onu ancak sen değerlendirirsin bize. Sakın hayatı tek renge boyama öğretmenim, tek renk bozar tüm masumluğunu dünyanın.
Bir de dillerindeki sevgi kelimelerine bak çocukların öğretmenim! O kelimelere yeni kelimeler ekmeliyiz çocukların. Her biri dağlar büyüklüğünde bir şefkat ile yüklü olsun kelimelerin. Onlar ile ekmeğini paylaşır çocuklarımız öğretmenim, paylaşımın olmadığı bir toplumda her şey eksik kalır; her şey günahkâr. O kelimelere bağırmayı da ekle öğretmenim, muhatabına uygun ton ile konuşmayı da. Mağdura ve mazluma düşük bir ton ile; zalime gür ses ile haykırabilsin.
Cebinde bir mendilin olsun öğretmenim! Gerekirse onunla silesin çocuğun yüzündeki terini, akan burnunu. Çocuklar böyle öğrenir tevazuyu.
Çocuklara iyi bak öğretmenim! Çocuk, bakışında hem anne şefkatini görmeli hem baba heybetini. Kimi zaman babaların müşfik olduğunu da bilsin çocuk, kimi zaman annelerin destanlar yazdığını da.
Kahraman gerekiyorsa bir topluma, o sen olmalısın öğretmenim! Bu toplum ellerinde mürekkep olan kahramanları tanımalı. Feqiye Teyran’ı bilmeli çocuklar, Hacı Bektaş’a müptela olmalı, Yunus’u sevmeli çocuk, Ciziri’nin divanını büyük aşkla okumalı. Ve muhakkak kelimeleri, rakamlardan önce öğrenmeli çocuklar. Kelimesiz rakamın bir hiç olduğunu bilmeli.
Aşkı da öğrenmeli çocuklar öğretmenim! Sevginin hayatın harcı olduğunu bilmeli…
