1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

El İçin Söylenenler – II

El İçin Söylenenler – II
0

Şiirler olmasaydı nasıl anlatılabilirdi el’ in hikâyesi. Eli el ile anlatan da dil ile anlatan da el üstündedir bizim dilimizde. Eli üstünde olmak, el vermek, el almak, el üstünde tutmak, elden ele dolaşmak… Uzayıp gider liste. En kutsal elin bütün ellerin üstünde olduğunu bilmek, o elin yapılan bütün akitlerin resmi mührü olduğunu fehmetmek de eli anlatan şiirlerin matlasıdır bilenlerin nezdinde.

Ne kadar da içten bir eylemdir; elden almak, elden vermek. Kaç desibel şefkat ve rikkat barındırır ‘elinde büyümek’ deyimi?  Ne çok maharet ister kim bilir ‘elinden gelmek’. El emeği, göz nurudur marifet, elinden geleni yapmanın asgarisini ödemektir mazeret. Ele muhtaç olmadan yaşamaksa insan için en büyük rahmet.

Köklerine güneşin yasaklandığı bir orkide kadar masumdur insanın elleri. İnsan olmakla masum olmak arasındaki köprüleri inşa edenler de o ellerdir. İnsan, kilerinde kelimeleri tükenen bir şair gibi tek başına kalakalırdı karakışın ortasında o eller olmasaydı. Sevdiği birinin ellerini özlemek, taze ölülerini özlemek gibidir. Oruç Aruoba da elden önce elin ince derdine, özlemin derin dehlizine düşenlerden:

“Bilemesen
Nereye koyacağını ellerini,
Biraz oynatsan bileklerini
Düşünürken beni
Uyuyamadan önce—
Bilsen
Nasıl özlediğimi ellerini
Bileklerini.”

Kuşların tutunduğu dallar, gemilerin sığındığı limanlar gibidir eller. Sırlanmış bir sığınak, korunaklı bir barınak gibidir eller.  Attila İlhan ‘Yağmur Kaçağı’ endişesine karşın güvenli bir liman görür elleri ve bir ele tutunmanın öneminden söz eder şiirinde;

“elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek

elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni”

Bir yelkenli gibidir kimilerinin elleri, akşamları denize açılan. ‘Mevsimi aşka çağıran kuşlar’ gibi, ‘güze el değdirmeyen’ gülüşler gibidir kimilerinin elleri. Hangimiz aramadı o elleri, hangimiz o ellerin ardına düşmedi ki. İsmet Özel de elin sevdasına düşenlerden, bir elin ardından gidenlerden:

“kapıların olurdu korkudan çok denizlere açılan
o denize açılan ellerin nerde şimdi?

mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin
güze el değdirmeyen ellerin nerde?”

Elini tutmakla elinden tutmak arasında ismin halleri dışında da farklılıkların olduğu gerçeği yadsınamaz. Elinden tutmak tek taraflı bir eylemken elini tutmak iki yönlü bir iletişim biçimdir. İletkeni aşk olan bu iletişimde eller, taşıyıcı kolonlarıdır bu kırılgan yapının. İlhan Berk ellerin buluşmasından çok buluşturan yanından söz eder şiirinde, aşkla ölüm el eledir onun şiirinde:

“uzat ellerini, küçük sürgünüm
uzat bana
el eledir çünkü aşkla ölüm.”

‘Ölümsüz aşkın’ ellerinin olduğuna inanan şairler de vardır. Üstelik onlarla el ele yürür ölüme karşı belki de ölümün kendisine. Ölümün ellerinden söz etmeden; ölüme karşı, ölümsüz bir aşkın elleri ile yürümek yolun adabındandır bir şair için. Ataol Behramoğlu sevdiği elleri anlatırken hedeflenen ellerden de söz eder aynı zamanda:

“Ölüme karşı el ele yürüdüğüm
Ölümsüz aşkın elleridir”

Devam edecek…

Eğitim Yöneticisi/Öğretmen, Trabzon’da doğdu. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Trabzon’da okudu. Ankara Üniversitesi mezunu, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Ay Vakti, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, Sebîlürreşad, Yitiksöz, İnsaniyet, Gergef, Kümbet, Pınarbaşı, Maarifhane, Deveran, Mora Dergisi ve Kara Yılkı gibi çeşitli dergilerde şiirleri ve denemeleri yayımlandı. Eserleri: Kıyıya Vuran / Şiir  (2024) İyi İhtimaller / Deneme (2025)

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir