Çocukluğum gizler arasında geçti
Kâh bir simit tepsisi başımda
Kâh marangoz küreği talaş telâşında
Çocukluğum tornacıda
Şekil verme peşinde makine kasnaklarına
Saat fecr-i kâzibin dördü
İnekler yayılmaya götürülecek
Gözler oğuşturuluyor
Eğnimde bana güven sunan içine sığındığım
Kabadan yapılma
Muhafaza eden yağmurdanlığım
Ansızın kalkışlar dakika dakika
Yılan gürültüsü sanıp hışırtıları
Arzın üstündeki bedenim imiş
Uykuma sekte vuran kaygıları
Soluğundan korkan bir sabi
Babam geldi eve gidelim hadi
İnekler yolunu bilir vardılar eve
Koyunlar tek tek geçtiler köşeye
Ama eyvah en küçüğü kuzusu sürünün
Benim gibi kapıldı gidiyor sele
Koş kenardan süratle kolla en müsait yeri
Yoksa çobanlar keserler enseni
Çocukluğum geçti arasında kızların
İstanbul’a sefer var ey millet hazırlanın
Bulgur pilavı yemek istiyorum yine elle
Babam kayboldu gelmez hâlâ niye
Sormayın ne isterim ben şimdi
Rüyalarıma ket vuran o pir kimdi
Varlığıma bidâyet veren ulûhî nefha
Arar dururum bulur mu beni bir daha!
İshak Kızılaslan
