Seni görmüşlüğümün
Görmemişliğidir hep
Işıl ışıl parlayan kedi gözümle
Kendinden başkasını görmeyen gecenin
Kurum kurum kurulan saatlerine attığım pençe
Kâh karaların kalbini güm güm attıran davul
Kâh deryaları zil/zurna saz/lığa taşıyan bavul
Kirpik kirpik çalımla
Kara/denizde tulum çıkardığım kemençe
Seni görmüşlüğümün
Görmemişliğidir hep
Günebakan ayçiçeği gözlerimle
Fildişi kulelere uzattığım pense
Gece gündüzü çekirdeğinden çifte kavuruşum
Kabuk bağlamış karamsarlık yeniğinden
Güneşi çitleyip çerçeveleri savuruşum
Bir bir çürüttüğüm ışık hızının tezleriyle
Rüzgâr gibilere çektiğim elense
Seni görmüşlüğümün
Görmemişliğidir hep
Dudağımdaki tebessüme hasedinden
Çatlayan tohum, patlayan gonca
Yüzümde açan güllerin bodrum katına
Katlanamayan katmer
Yevme, yevmiye yevmiye saçılan
Gözümdeki Bedir ışıltısından
Emekli aylığını çekemeyen şems ve kamer
Seni görmüşlüğümün
Görmemişliğidir hep
Gözlerimi devirişimdeki
Firavun’un hayallerini suya düşüren
Şeytan’ı secdeye zorlayan kibir
Tepeden bakışımın hava sahasında
Artık kuş uçurtamaz hiçbir kara kabir
Gayrı göz bebeğimdeki tanrı misafirim
Artık gözlerimden daha kebir
Seni görmüşlüğümün
Görmemişliğidir hep
İçim içime sığmayan İnşirah genişliğinden
Boyunun ölçüsünü alan kâinat
Gözümün havalanışıdır bu
Esfelüs safilinin yer çekimine inat
Gayrı toprak doyurur mu gözümü
Basarıma kurulmuşken miraç
Gözümün tamahına düşmüşken kanaat
Seni görmüşlüğümün
Görmemişliğidir hep
Din doruğundan kopup
Ayyuka çıkan en temiz sevinç çığlığı
Seni görmezden gelenin
Yüreğini tir tir titreten en âli nara
Göz çukurumda toplanmış mahşer
Yâr-i Gar’a yığınak yığınak Sevr
Eshab-ı Kehf’e sığınak sığınak mağara
Seni görmüşlüğümün
Görmemişliğidir hep
Gözümün önüne dikilen masiva perdesinden
Geçip de seni tekrar görmek için
Bir yerin bir göğün sağ ve sol omuzuna
Zikir zikir yaslanan başım
Gözlerimin görüp görebileceği
En güzel rüya uğrunaymış meğer
Kirpik kapanıyla göze göz, dişe diş savaşım
Seni görmüşlüğümün çok görmüşlüğüdür hep
Güzelliğin görüş birliğinin
Yüzünde toplanan yüzde yüzünden
Dilber yüzüne düşürdüğüm bin parça
Çeşmemin abıhayat yaşını
Kâğıda dökmeye çalışan kaleme
Ve dahi ressamın hayal çerçevelerine
Beynimde çakan şimşeklerin yıldırım hızıyla
En tersimden attığım fırça
Gördüm seni
Bağıştaki, lütuftaki, ihsandaki bol keseni
Senden başkasını görmezdi ki zaten
“Aşkın gözü kör”ü
Ey sevdanın yol keseni!
Bir tek gözümü alamadım “bak kal!”ından
Seninle doluyken göz, gönül, hatır, kalem
Hangi kelime, hangi rakamla anlatsın dil
İçimdeki his/seni
Gördüm seni her göresim geldiğinde
Ey Celalin Cemili, Cemalin Celili
Ama hiç bakamadım yüzüne
Kimi edepten kimi gözümden dahi kıskandığımdan
En çok da yüzüne bakacak yüzüm olmayışından
Ben görmedim yalnız senin gibisini
Haydi gözüm! Hakkını ver, göz hakkımı ver
Bi daha bi daha bi daha…
Göreyim seni…
Gözün aydın gözüm!
Tecellisiyle dağları parçalayan mavera
Seni gördüğünden geri koymasın
Kapan içine, kapan gönlünün zindan kuyularına
Ki Yusuf bakımının mirasına
Züleyhanın küsûf ve husûfları konmasın
Görüp göreceğin tek rahmettir bu
Kirpiklerindeki elif yazına
Gayrı ba/kışların gözü kaymasın

Tebrik ederim beğendim