1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Hadi Çıkalım Buradan

Hadi Çıkalım Buradan
0

Vakit yok çekip gitmeye buradan, yolların başı mahmur, yolların kabahati büyük; yağmur da açamıyor kapıları; kapıları tutan ırmağın ışıltısında yıkanmış bir yaprak olmak da yetmiyor bırakıp gitmek için, her şey kendini yanıyor, her şey paramparça, her şey sessizliğin içindeki çığlık gibi; her şey bir kaçışın akıbetinden geriye kalan bütün yorgunluklarını bırakıyor;  bütün mücrim bakışları cehenneme çevirmekte bir işe yaramıyor artık, hiçbir engel kalmadı önümde, etrafımı sarmış olan azgın alevin içinde yanarken bile elini uzatacak, bana gel diyecek biri de kalmadı etrafımda; beni bana bırakmak için ne varsa yapıyor, istiyor ki hiçbir şeyin kıymeti kalmasın yanımda; 

işim bitti, sonum geldi biliyorum; yalnızca:

Anladım ki susuzluk kadar kötü bir şey yok bu fani dünyada!

Artık önemli değildi bütün kırgınlıklarım kalabilirdi burada!

 

Neyse ki kervana katılmadım; zaten vaktim yoktu, aslında başıbozuk bir kervandan ne fayda olurdu ki bana, bunu düşünmem lazımdı, muhakeme etmem lazımdı;

çünkü öyle rast gele olmazdı, çok önemliydi bu mesele; sorsam mıydım acaba, kime soraydım ki;

kim anlardı ki yangından, yakıp kavuran ateşten; öyleyse burada kalmam da anlamsızdı artık; peki ne kalmıştı ki geriye bir aynadan başka hicran yarası sunacak bana; şaşmış kalmıştım güneş tutulduğunda, yer sarsıldığında bir şeyler olacaktı, taşın toprağın yanmasından çıkacaktı belâ, her şey bırakıp gidecekti beni; benimse vaktim yoktu çekip gitmeye; ben taş olsaydım da yanacaktım günahlarımdan; iş işten geçmişti zaten, anlamıştım; çarem kalmamıştı:

Peki, gideyim, gideyim de nereye gideyim bu halimle dedim?

Varsa yoksa görkemli bir yalnızlıktı payıma düşen kalabalıklardan!

 

Söze hacet kalmadı, uzun solumalardan sonra gün ışıdı, her şey anlaşıldı artık; açılacak kapılardan biri mutlaka alacaktı beni içeri; zikrin hallerinden doğacaktı güneş,

mutlaka kuşluk vakti tutacaktı beni, alnımdan öpecekti saba rüzgârı; kadınım dualara duracak bir sessizlikle yürüyecekti ardımdan, benimse hiç vaktim yoktu ateşin başından kalkıp gitmeye, yanmaya bir adım kala,

yola bir adım kala kervana katılsam mı dedim; korktum sonra, ya alırsa beni, ya alırsa beni gözlerinin derya deniz maverasına, ya ben öldüm ya kurtuldum yanmaktan; başka çaresi yok; yok benim vaktim ardımda kalacak şeylerin akıbetinden kaçmaya; çünkü öldüm, öldürdüm bir güzel içimdeki hayvanı:

Başka kim var kapılardan kapılara sürünerek gitmiş olan benim gibi?
Benim gibi sürçü lisan dolaşıp durmuş olan hayatın çıkmaz sokaklarında?

 

 

15 Aralık 1945 yılında Bingöl’ün Dikme (Kür) Köyünde doğdu. 1961 yılında İstanbul’a göç etti. İlk şiiri 1964 yılında yayımlandı. Bu yıldan itibaren birçok süreli yayında şiir ve denemeleri yayınlandı. Şiir ve şiir kitapları üzerine değini ve eleştiri yazıları kaleme aldı. Geçimini berberlikle sürdürdü. 1976’da Üsküdar- Beylerbeyi’nde kendi iş yerini açtı. Kardelen dergisinin kurucuları arasında yer aldı (1990-93); Düş Çınarı adlı iki aylık edebiyat ürünleri seçkisini çıkardı (1996- 1999). TYB üyesidir. 1964 yılından başlayarak şiirlerini Sanat Dünyası, Yelpaze dergisi, Kadın Gazetesi, Pos-Tel, Hisar, Eflatun, Yeni devir kültür sayfası, Aylık Dergi, Bu Meydan, Kelime, Varide, Müslüman Genç, Yeryüzü, Haksöz, Harman, Seviye, Eylül, Aşiyan, Çerağ, Özülke, Endülüs, Kafdağı, Sandal, Aykırı, Palandöken, Lika, Mavera, Kayıtlar, Yedi İklim, Dergâh, Ay Vakti, Bir Nokta, E dergisi, Kaşgar, Kırklar, Derkenar, Kırknar, Lamure, Ada, Türk Edebiyatı, Mor Taka, Sühan, Sarmaşık, Esmer, Tasfiye, Bizim Külliye, Kuşluk Vakti, Beyaz Gemi, Kökler, Aşkın E Hali, Arkadaşım dergisi, Ardıç, İtaki, İslami Edebiyat, AZ Edebiyat, Temrin, Edep, Fayrap, Hece, Hece Öykü, Dil ve Edebiyat,  Türk Dili, Mühür, İtibar, Kün, Mesel, Karabatak, Deve, Genç Doku, İzdiham, Şehir ve Kültür dergilerinde yayımladı. Kürtçeye çevrilen şiirleri Nubihar dergisinde yayımlandı… Lamure dergisinin ilk dört sayı editörlüğünü yaptı. 1994 yılından 2008 Ocak ayına kadar Vakit Gazetesi kültür sayfasında haftalık yazılar yazdı. Bir süre Millî Gazete Düşünce sayfasında yazdı.  Kısa bir süre Dünyaya Yeni Söz gazetesinde yazdı. Halen Edebiyat dergilerinde şiirlerini yayımlıyor. 1968 yılından itibaren Üsküdar- Beylerbeyi’nde ikamet ediyor. İki kız iki erkek dört çocuk babasıdır. Eserleri: Şehrin Üzerindeki Bulutlar- şiir [1990}, Haziran- şiir {1991} Savrulan- şiir {1993}, Uzun Beyaz Bir Çığlık- şiir {1995}, Hoşça Kal Hüzünbaz Çocuk- şiir {1998}, Akşam Yedi Suları- seçilmiş şiirler (2000) -(2009), Filistin Şiirleri Antolojisi- antoloji {2001}, Red Şiirleri Antolojisi- antoloji (2003), Güllerin Ardından – şiir (2004), 1şık Oyunları – şiir (2005), Aşk Şiirleri Antolojisi (2006), Salıncakta Sallanan Rüzgâr – antoloji (2007), Kayıp Zaman Atlası –şiir (2007), Seni Beklerken Cancağızım –şiir (2008), Gidelim mi Dostum – şiir (2011) Derin Yara – şiir (2014) Eskader şiir ödülü. Uzun Günlerin Kısa Tarihi- deneme {1998} Basit Bir Şeymiş Gibi Sanki Yaşamak – deneme (2006) Mektebin Bacaları – hikâye (2007) Öksüz Çocuklar Galerisi – anılar (2007) 40 Hadis 40 Yazar –derleme (2013) Yazmak ve Yaşamak- Söyleşiler (2014) Yazmak ve Yaşamak- II-Söyleşiler (2016) Ve Sonra – Şiir (2016) Gül ile Bülbül Meseli- deneme (2017) Özgürlük İçin Bir Şarkı – şiir (2017) Amca Bey Öldü – hikâye (2017) Beylerbeyi Günlükleri – (2017) Şiirin Kanatları Altında- deneme (2018) Esma ül Hüsna, 99 yazar 99 Esma-derleme (2018) Eylül Şiirleri – şiir (2018) Dünya Kaldı Başıma – şiir (2018) Kim Bilir Belki – şiir (2019) Kırk Hadis Kırk Yazar -derleme (2019) Haydi Bana Eyvallah -Hatıra (2019)

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir