1. Anasayfa
  2. Din ve Hayat

Hal-Kal Tutarsızlığı (İnanç ve Davranış İkiliği)

Hal-Kal Tutarsızlığı  (İnanç ve Davranış İkiliği)
0

Hal-Kâl Tutarsızlığı: İnsanın inandığı değerler ile hayatta sergilediği davranışlar arasındaki çelişkiyi ifade eder. Kur’an’ı Kerim’de buyrulan: “Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz” (Saf/2) ifadesiyle eleştirilen ahlaki bir hastalıktır.

Bu Çelişki/Hastalığın Ortaya Çıkma Nedenleri

  1. Küresel Sistemin Çoklu Kişilik Dayatması

Modern dünyada çoğunlukla bir Müslüman, sosyal ve ekonomik hayatta ayakta kalabilmek için kendini, kapitalist sistemin kurallarına göre hareket etmek zorunda hissetmektedir. Camide olduğu gibi inancını kuşandığı zamanlarda faiz, kul hakkı, israf ve hırstan uzak durulması gerektiğine samimiyetle inanır. Ancak çarşı-pazara çıktığında dış dünyanın da etkisiyle inancının manevi etkisinden uzaklaştığında serbest piyasanın şartlarına göre hareket eder. Ticari rekabet, faiz sistemine dahil olma, reklam ve lüks tüketime yönelme, herkes yapıyor algısına tutulma… Sonuçta, söylem ile eylem yani kal ile hal birbirinden kopar.

  1. İbadetlerin Ritüelleşmesi

İbadetin ruhunun zayıflaması ve ahlaki bilince dönüşmemesidir. Kur’ân’da namaz kötülükten alıkoyar buyrulmasına rağmen (Ankebut 45), beş vakit namaz kılan birinin yalan söylemesi, hile yapması veya insanlara saygısız davranması gibi tutarsızlıklar örnek gösterilebilir. İbadetlerin özü olan takva ve ihlas yakalanamadığı için eylem kusurlu olmaktadır. Sonuçta ibadet, ferdi ve içtimai yansıması olmayan, şekle indirgenmiş ibadet-i mersumeden ibaret kalır.

  1. Sosyal Medya Müslümanlığı

Özellikle dijital mecralarda görünme arzusu kal-hal tutarsızlığını ileri boyutlara çıkarmıştır. Bir kısım insanlar en iyi, en ahlaklı, en yardımsever, en hoşgörülü, en kibar yüzünü gösterip bolca ayet, hadis ve anekdot paylaşmaktadır. Ama bu tipler, gerçek hayatta eşine şiddet uygulayabiliyor, komşusuna eziyet edebiliyor veya trafikte canavarlaşabiliyor. Burada amaç çok ahlaklı olmak değil, ahlaklı görünme arzusudur. Sonuçta, riya ve gösteriş hastalığı bir virüs gibi yaygınlaşmaya devam eder.

  1. Herkes Yapıyor Psikolojisi

İnsan sosyal bir varlık olup genellikle çoğunluğa uyar. Toplumda torpil, rüşvet, yalan-dolan, sahtekârlık, yolsuzluk… vs yaygınlaştığında, kişi kendi içindeki ahlaki değerleri savunsa bile pratikte çoğunluğa ayak uydurur. Tek başıma ben mi dünyayı kurtaracağım? Diyerek inancına ihanet eder. Sonuçta, aktif vicdan pasifliğe mahkûm olur.

  1. Beyinsel Bölünme

Bazen beyin, inançlar ile davranışları birbirinden tamamen bağımsız iki ayrı kompartımana böler. Kişi Cuma günü çok ahlaklı bir dindar gibi yaşayıp, Cumartesi insanları dolandırabilir. Beyin bu iki olguyu birbirine hiç temas ettirmediği için kişide herhangi bir çelişki doğmaz. Sonuçta, herkesin gördüğü bu çelişki kişinin yaşamında süreklilik kazanarak sıradanlaşır.

  1. Samimiyetsizlik

Kişi, aslında savunduğu söze (kal) çoğu zaman zaten hiç inanmıyordur. Sözü sadece bir maske, çıkar veya statü elde etmek için kullanıyordur. İnandığı bir değer olmadığı için, ona aykırı davranmak kişinin iç dünyasında herhangi bir üzüntü veya rahatsızlık yaratmaz. Sonuçta, makyavelist bakış açısı uygulamada günlük yaşamın bir parçası haline gelir.

  1. Vicdanın Duyarsızlaşması

İslam ahlakındaki karşılığıyla “kalbin mühürlenmesi” veya hadisteki ifadesiyle “kalplerin benzeşmesi” durumudur. Kişi çelişkili davranışı o kadar çok tekrarlamıştır ki, bir süre sonra uyarı sinyali veren vicdan mekanizması tamamen susar. Sonuçta, insani ve İslami değerler rafa kalkar.

Tüm bu tutarsızlıklar, dışarıdan bakan gayri Müslim veya genç kuşakların İslam’a olan güvenlerini sarsan en temel etkenlerdendir.

Bu Tutarsızlıklardan Kurtulmanın Yolları

  1. Dürüstlük ve Sıdk: İslam’ın en temel emri olan “sıdk” (özü-sözü bir olmak), kişinin önce kendi aynasına bakıp kusurlarını itiraf etmesi ve fıtrata samimi bir dönüş yapmak.
  2. Bütüncül Din Algısı: Dini sadece namaz, oruç, başörtüsü ve sakaldan ibaret görmeyip; ticareti, konuşma üslubunu, çevre temizliğini ve insan ilişkilerini de dinin merkezine yerleştirmek.
  3. İhlas Eğitimi: Yapılan her iyi davranışı sosyal medyada paylaşarak insanların övgüsünü almak için değil, sadece Allah rızası için yapmak.

Bu üç husus kişinin yaşamında neşvünema bulduğu takdirde, kal ile hal birbirini destekleyerek arı-duru ve çelişkilerden uzak, iç dünyasında kendisiyle dış dünyada ise çevresiyle barışık mutlu bir insan ve örnek bir Müslüman prototipinin ortaya çıkmasına vesile olur.

1966 yılında Nizip’te doğdu. İlk ve Ortaokulu ilçesinde okuduktan sonra 1983 yılında Gaziantep İmam-Hatip Lisesini bitirdi. Sosyal Bilimler, İşletme ve İlahiyat mezunu olup Yüksek Lisansını Ankara Üniversitesi Sosyoloji alanında yaptı. Mersin, Gaziantep ve Almanya’da din görevlisi olarak çalıştı. DİB Strateji Başkanlığında Şef, TBMM’inde danışman ve Kırıkkale İl Müftülüğünde müdürlük görevlerinde bulundu. Halen Ankara İl Müftülüğü’nde Şube Müdürü olarak görevine devam etmektedir. İyi derecede Farsça, orta düzeyde Arapça ve Almanca bilmektedir. Evlidir ve üç evlad sahibidir.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir