1. Anasayfa
  2. Şahsiyet

Halil Celep’le Röportaj

Halil Celep’le Röportaj
0

Ülkü ÖNAL: Sizi tanıyabilir miyiz?

Halil CELEP: İsmim Halil; 8 Aralık 1977 yılında Bulgaristan’ın Hasköy (Haskovo) İline bağlı Ortaköy (İvaylovgrad) İlçesinde dünyaya geldim. İlkokul ve ortaokulu, yaşadığım Akçaalan (Belopoltsi) köyünde tamamladım. 1997 yılında Mestanlı İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra aynı yıl askerlik görevini yerine getirmek için Sofya’ya gittim ve 12 ay askerlik yaptım. 1998 yılında Sofya Yüksek İslam Enstitüsü’nde yüksek tahsile başladım ve 2002 yılında mezun oldum. Aynı yıl Türkiye’ye gelerek Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde başladığım denklik ve yüksek lisans öğrenimini 2005 yılında tamamladım. 2006 yılında aynı üniversitede başladığım doktora programından 2013 yılında mezun oldum. 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı İstanbul Bahçelievler Mimar Sinan İmam Hatip Ortaokulu’nda öğretmen olarak çalıştım. Şubat 2014 yılından Eylül 2020 yılına kadar Kafkas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde doktor öğretim üyesi olarak görev yaptım. Eylül 2020 yılından bu yana Ardahan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne geçiş yaparak Temel İslam Bilimleri Bölümü Tasavvuf Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak mesleğimi devam ettirmekteyim.

Ülkü Önal: Köyünüz kaç hane ve hepsi Türk mü?

Halil CELEP: 15 Mart 2024 yılında Bulgaristan’da nüfus sayımı yapıldı ve köyümüzde 327 kişi olduğu tespit edildi. Şu an köyde 1 Bulgar, 6 Türk, 100’den fazla da Roman ailesi mevcut.

Ülkü Önal: Çocukluğunuz nasıl geçti?

Halil CELEP: İlk ve orta okul yıllarımda öğleye kadar okul dersleri, öğleden sonra da etüt derslerimiz oluyordu. Etüt derslerimin olmadığı günlerde ailem tarladaydı, onların yanına gidiyordum. Çocukken aileme faydam dokunsun diye pek oyun oynamaya vaktim kalmıyordu.

Ülkü Önal: Köyün geçim kaynağı ne idi?

Halil CELEP: Eskiden (komünizm döneminde) köyümüzde çok tütün ekilirdi ve herkesin geçim kaynağı bu üründü. Şimdi ise tütün ekiminin yanında hayvancılıkla uğraşanlar olduğu gibi çok az sayıda kişi de 17 km uzaklıktaki Koşukavak (Krumovgrad) ilçesinde bulunan fabrikaya çalışmak için gidiyordu.

Ülkü Önal: İlk okulda Türkçe dersi gördünüz mü?

Halil CELEP: Türkçe dersini ilk okulda değil de orta okulda gördüm. Söz konusu derslere rahmetli babam giriyordu, babam aynı zamanda köyün muhtarıydı.

Ülkü Önal: Komünist sistem dini yasaklamış ama siz ilahiyatçı olmuşsunuz nasıl oldu?

Halil CELEP: Bulgaristan’da komünizm 9 Eylül 1944 yılında Sovyetlerin baskısıyla kuruldu, 10 Kasım 1989 yılında totaliter rejim sona erdi. Bu rejimin sona ermesinin ardından Bulgaristan rahat bir nefes alarak hem ifade özgürlüğüne hem de dinî özgürlüğüne kavuştu. Burada şunu da ifade etmek isterim: Söz konusu totaliter rejim sadece Müslümanlara yasak getirmedi aynı zamanda Hıristiyanlara da yasak getirdi. Bu yasaklar sona erince Hıristiyanlar kiliseye, Müslümanlar da camiye korkusuz, özgür ve gönül rahatlığı ile gitmeye başladılar. 1990 yılında T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da gayreti ile Şumnu Nüvvab İmam Hatip Lisesi, 1991 yılında Mestanlı İmam Hatip Lisesi ve 1992 yılında da Rusçuk İmam Hatip Lisesi kuruldu. Aslında bugün Şumnu Nüvvab İmam Hatip Lisesi olarak bilinen lise 1922 yılında Bulgaristan Müslümanları ve Türkleri için “Medresetü’n-nüvvâb” adıyla kurulmuştu. Söz konusu medrese, tâlî ve âlî kısım olarak iki bölümde eğitim veriyordu. Tâlî kısmının günümüzdeki karşılığı lise eğitimi, âlî kısmınınsa yüksek okul seviyesindeki eğitimdi. Tâlî kısmından mezun olan talebeler camilerde imam-hatip, öğretmen ve müftülük görevlileri olarak, âlî kısmından mezunlar ise Bulgaristan’da baş müftü, bölge müftüsü ve mahkemelerde çalışabiliyorlardı. Bu eğitim sistemi Bulgaristan’da devlet modelinin değişmesiyle 1947 yılına kadar böyle devam etti, ardından 1951 yılına kadar ise sadece “Türk Mektebi” olarak faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Rusçuk’taki liseden bahsedecek olursak; günümüzde Rusçuk İmam Hatip Lisesi olarak bilinen lisenin binası, zamanın Silistre valisi Mirza Seyyid Paşa (öl. 1871) tarafından vakfedilen arsa üzerine 1905 yılında başlanıp 1914 yılında tamamlanmış olan İslam Türk Kız Mektebi olarak başlamış ve 1945 yılına kadar devam etmiştir. Mestanlı İmam Hatip Lisesi ise ilk defa biraz önce ifade ettiğim gibi 1991 yılında açılmış günümüzde Mestanlı İlahiyat Lisesi olarak faaliyet göstermektedir. Mestanlı İlahiyat Lisesi Kırcaali İline bağlı Mestanlı (Momçilgrad) ilçesindedir; ben de Mestanlı İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Söz konusu liselerden mezun olan öğrenciler aynı dalda yüksek tahsil yapmak istediklerinde “Sofya Yüksek İslâm Enstitüsü”nde devam ediyorlardı. Söz konusu enstitü 1990 yılında Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da “Sofya Yarı Yüksek İslâm Enstitüsü” olarak kuruldu ve bu enstitü 1998 yılında “Yüksek İslâm Enstitüsü” olarak değiştirildi. Bendeniz askerlik vazifemi bitirdikten sonra söz konusu bu enstitüde devam ettim.

Ülkü Önal: Dini ve dili başka bir ülkede azınlık olarak yaşamak nasıl bir duygu?

Halil CELEP: Din, dil ve vicdan özgürlüğü olduktan sonra dünyanın hiçbir yerinde yaşamak zor ve sorun değildir.

Ülkü Önal: Köyde herkes Bulgarca bilir mi?

Halil CELEP: Bulgaristan’ın resmî dili Bulgarca olduğu için hemen hemen herkes bilir. Ne kadar akıcı konuşamasa bile karşısındaki konuşan kişiyi anlar.

Ülkü Önal: Türk köyleri çok fakir kalmış derler, doğru mudur?

Halil CELEP: Komünizm döneminde Türk-Bulgar köyü diye bir ayırım yapılmadı. En ücra köylere bile hizmet gitti. Ancak köyden ziyade bazı Türk aileleri ağırcanlı yaşam tarzını benimsedikleri için fakir kalmış olabilirler.

Ülkü Önal: Köyün camisinin imamı var mı?

Halil CELEP: Totaliter döneminde bile köy camimizin imamı vardı, ancak 90’ların ortasında imamımız vefat edince köy halkı cenaze, mevlit vb. merasimler için başka köylerdeki imamları davet etmeye başladılar.

Ülkü Önal: Okulda eğitim nasıl?

Halil CELEP: Totaliter dönemi soruyorsanız, komünistler eğitim ve sanata çok önem veriyorlardı; okula gelmeyen öğrencinin ailesine para cezası bile kesiliyordu. Şimdi ise biraz daha farklı; isteyen okuyor, istemeyen okumuyor.

Ülkü Önal: Balkanları fazla çaba göstermeden bıraktığımız yazılır, doğru mudur?

Halil CELEP: Osmanlı tarihine baktığımızda Osmanlı ordusunun devam eden savaşlardan dolayı çok yorgun düştüğünü görürüz. Bu durumda çaba, gayret gösterse ne yazar! Böyle bir ordunun mağlup olması da kaçınılmaz diye düşünüyorum.

Ülkü Önal: Türkleri göç ettirmek için Bulgarlar domuz sürüsü geçirmiş evlerin önünden, duydunuz mu?

Halil CELEP: Belki böyle vakalar yaşanmış olabilir, ancak totaliter rejimde bazı Türk ailelerine domuz verip beslettiler. Bize de vermişlerdi ama babam muhtar olduğu için bir yolunu bulup başkasına vermişti. Bu hayvanları besleyen Türk ailelerine devlet para veriyordu. Daha sonra devlete külfetli geldiği için söz konusu hayvanlar Türk köylerinden toplanmak zorunda kaldı.

Ülkü Önal: Anneniz ne yemekleri yapar?

Halil CELEP: Her yörenin yemekleri farklıdır, ancak annem eski aşçı olduğu için hemen hemen her türlü yemek yapmayı seven biridir. Şu da bir gerçektir ki, yemek çeşidi Türkiye’de Bulgaristan’dan çok daha fazladır. Bulgaristan’da Türkler arasında tarhana çorbası çok meşhurdur, özellikle kış aylarında sabahları olmazsa olmazlar arasındadır ve bu çorba turşu ile tüketilir. Yemeklerin yanında turşu (onun da birkaç çeşidi var), salata (onun da birkaç çeşidi var) meselâ tuna salatası çok meşhurdur, konserve yapılır, kornişon salatası (bu, turşu çeşidine de girer) dere otu, soğan, sirke, karabiber, tuz ve şeker ile yapılır yine birçok aile tarafından konserve yapılır, közlenmiş kapya biberi Türkiye’de marketlerde ve bakkallarda satılandan çok farklı bir lezzete sahiptir ve konserve yapılır. Salça (lütenitsa) o da kapya biberi, domates ve kara patlıcandan konserve yapılır ama Türkiye’deki salçadan çok farklıdır; ekmek diliminin üstüne sürülür, çocukların favorisidir.

Ülkü Önal: Köyde oynadığınız oyunlar, eğlenceler?

Halil CELEP: Tek bacak oyunu, kızma birader, satranç vb. oyunlar oynardık. Eğlenceye gelince kına düğün-dernek ve doğum günü gibi eğlenceler vardı.

Ülkü Önal: Naim Süleymanoğlu hakkında ne biliyorsunuz?

Halil CELEP: Dünya ve Türk halterinin unutulmaz ismidir Naim Süleymanoğlu (öl. 2017). Süleymanoğlu 1967 yılında Kırcaali ilinin Mestanlı ilçesine bağlı Ahatlı (Ptiçar) köyünde dünyaya gelmiştir. Daha çok küçük yaşlarda yaşına ve kilosuna denk olmayan anormal bir ağırlık kaldırdığını, hatta komşuları onun, kendi kilosundan fazla ağırlık taşıdığını görünce çok şaşırdıklarını duymuştuk. 1984 yılında totaliter rejim Soya Dönüş Operasyonu kapsamında Türk adlarının yasaklanması münasebetiyle onun adı da Naum Şalamanov olarak değiştirilmişti. 1986 yılında Avusturalya’nın Melbourne şehrinde düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası’nda Türkiye Büyükelçiliğine sığınarak Türkiye’ye iltica etti. Dönemin başbakanı rahmetli Turgut Özal (öl. 1993) bizzat devreye girdi ve Bulgaristan’a 1 milyon dolardan fazla para vererek Türkiye’ye getirilmesinde büyük rol oynadı. Daha sonraki yıllarda da Türkiye adına müsabakalara katıldı. Halil Mutlu (Bulgaristan göçmeni Türk halterci) da aynı ilçenin Postnik köyündendir. O da defalarca hem Olimpiyat hem Avrupa hem de Dünya şampiyonu olmuştur.

Ülkü Önal: Balkanlar’dan gelenler güzel yerlere yerleştirilmişler ve çok çalışkan olurmuşlar, neden?

Halil CELEP: Türkiye ve Yunanistan hariç tüm Balkan ülkelerinde totaliter sistem vardı. Söz konusu bu sisteme göre “her insan (kadın-erkek) eşittir, her işi yapabilir” mantığı devletin bir projesi idi ve bunu da uyguladılar. Özellikle Bulgaristan’da bir dönem hemen hemen hiç işsiz insan yoktu, herkesin bir işi vardı. Bir kişinin yapabileceği bir iş bile insanlar işsiz kalmasın diye iki, üç, dört kişi ile paylaştırılıyordu, bu da devletin komün anlayışıydı.

Ülkü Önal: Öğreniminiz nerelerde geçti?

Halil CELEP: Biraz önce de ifade ettiğim gibi ilk okulu ve orta okulu doğduğum köyde tamamladıktan sonra, babam “Sana biraz değişiklik olsun” dedi ve Bulgaristan’ın Kuzeydoğusunda o zamanlar Hezargrad (Razgrad) iline bağlı idi, şimdi Rusçuk (Ruse) iline bağlı Locva köyünde (Glocevo şu an ilçe) lise biri tamamladım. Lise ikinci sınıf için Mestanlı İmam Hatip Lisesine yazıldım ve 1997 yılında mezun oldum. Ardından 12 ay askerlik yaptıktan sonra, Sofya Yüksek İslâm Enstitüsü’nün giriş sınavlarına girdim ve kazandığımı öğrenince tezkeremi alır almaz hemen kaydımı yaptırdım ve dört yıl da bu enstitüde eğitim gördüm. Dinî derslerimize Türkiye’den gelen hocalarımız giriyordu: Prof. Dr. Aydın Topaloğlu, Prof. Dr. Adem Yerinde, Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu, Prof. Dr. Hacı Mehmet Günay, Prof. Dr. İlyas Üzüm, Prof. Dr. Ferhat Koca; Allah onlardan razı olsun.

Ülkü Önal: Türkiye’ye ne zaman geldiniz?

Halil CELEP: Türkiye’ye ilk defa 18 Ağustos 2001 yılında gezi amaçlı geldim, 2002 yılında da eğitim için geldim ve burada kaldım.

Ülkü Önal: Bulgaristan’da Müslümanlar yüksek tahsil yapamayıp devlet dairelerine fazla alınmazmış, şimdi nasıl?

Halil CELEP: Komünizm döneminde kimin ve hangi alanlarda yüksek tahsil yapacağına politbüro (komünist partinin, politikalarını belirleyen en üst karar organı) üyeleri karar veriyordu. 1990’da Bulgaristan’da totaliter rejim sona erdikten sonra hem Müslümanlar hem de gayrimüslimler istedikleri alanda yüksek tahsil yapmaya başladılar.

Ülkü Önal: Akademik hayatınız nasıl geçiyor, araştırma konularınız nelerdir?

Halil CELEP: 2 kitap bölümü, 6 makale, 3 sempozyum tebliğim bulunmaktadır. Tasavvuf alanında çalışmalarıma devam ediyorum.

Ülkü Önal: Türkiye’ye geldiğinizde ne gibi zorluklar yaşadınız?

Halil CELEP: Tabii her ülkenin ve bölgenin kendine has bir kültürü var, ancak Türkiye’ye geldiğimde pek fazla zorlukla karşılaştığım söylenemez.

Ülkü Önal: Bundan sonraki hayatınızı nasıl planlıyorsunuz?

Halil CELEP: İlk önce bana bu mesleğimi (tasavvufu) öneren Prof. Dr. Adem YERİNDE hocama minnettarım. Ayrıca bana tasavvufu sevdiren ve bilgileriyle beni aydınlatan başta danışman hocam Prof. Dr. Mustafa AŞKAR’a ve Prof. Dr. Ethem CEBECİOĞLU’na da çok teşekkür ederim. Bu iki kıymetli bilim insanından çok şeyler öğrendim, Allah onlara uzun ömür versin. Allah kısmet nasip ederse öğrendiklerimi profesörlük unvanıyla taçlandırmak istiyorum.

Ülkü Önal: Ardahan günleriniz nasıl geçiyor, görüşleriniz nelerdir?

Halil CELEP: Günlük hayatımı soruyorsanız rutin geçiyor. ARÜ İlahiyat’ta derslere giriyor ve kitap, makale vb. çalışmalarıma devam ediyorum. Burasının rakımı 1.900 metre olduğu için Türkiye’nin de çatısı sayılır. Kış ayları çok soğuk geçiyor, termometreler bazen eksi 40 dereceyi gösteriyor, ancak yaz aylarının çok güzel olduğunu söyleyebilirim.

Ülkü Önal: Sorularımıza verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim.

Halkbilimi araştırmacısı, edebiyatçı, yazar. 15 Kasım 1961, Aydın köyü / Ardanuç / Artvin doğumlu. Aslen Ardanuç Sakarya köyü Gencogil sülalesindendir. Örtülü Köyü İlkokulu, Ardanuç Ortaokulu, Şavşat Lisesi (1978)<strong> </strong>ve<strong> </strong>Anadolu Üniversitesi<strong> </strong>Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümü (1994) mezunu. 1980 yılanda Kültür Bakanlığında göreve başladı. Artvin İl Halk Kütüphanesi Çocuk Kütüphanesi ve Ardanuç Halk Kütüphanesinde çalıştı. 1995 yılında Rize ili Fındıklı ilçesi Halk Kütüphanesine müdür olarak tayin edildi. 2000-2006 yılları arasında Kültür Bakanlığı merkez teşkilatında geçici görevle çalışarak 2006 Nisan ayında emekli oldu. Çeşitli dergilerde ve internet sitelerinde yayınlanmış yazıları bulunmaktadır. Sempozyumlarda ve TRT’de Artvin ve Ahıska halk kültürüyle ilgili programlara konuk olmuş, bildiri sunmuştur. Halkbilimi alanındaki makalelerini; <em>Erciyes, Millî Folklor, Folklor-Halkbilim, Folklor-Edebiyat, Atabarı, Ahıska, Şavşat, Gurbet </em>dergilerinde yayımladı. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir. <strong>Eserleri: </strong>Bir Artvinlinin Gezi Notları - Ahıska’dan Batum’a  (2020). <strong>Derleme: </strong>Kartallar Padişahı (Masal, 2001), Ardanuç-Ahıska Masalları ve Halk Hikâyeleri (2004), Ardanuç-Ahıska Mânileri ve Türküleri (2005), Ardanuç ve Çevresinde Sülale Adları (2006), Ardanuç Masalları ve Halk Hikâyeleri 3 (2008),  Ahıska Masalları (2008), Artvin Muhacirlik Hatıraları (2010), Artvin Yöresi Çocuk Oyunları-Ankara (2012), Artvin Yöresi Yemekleri-Ankara (2013), Ahıska'dan Sürgün Hatıraları (2014), Ardanuç, Şavşat ve Posof'tan Halk Hikayeleri ve Masalları (2015), Şavşat, Ardanuç ve Yusufeli'den Masallar ve Halk Hikayeleri (2017), Ardanuçlu İrfani - İrfan Gökdemir (2019)    

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir