Bizimle İletişime Geçin

Düşünce

Hayatı Yapılandıran ve Yıpratan İki Zıt Olgu: “Giriş” ve “Çıkış” Üzerine

“Ve şöyle niyaz et: Rabbim! Girilecek yere doğrulukla girmemi, çıkılacak yerden de doğrulukla çıkmamı sağla.” (İsrâ Sûresi, 17/80) Ayet öncelikle ontolojik ve kozmik nizama uygun olarak girmeyi çıkmaya takdim etmektedir. Hz. Resul’ün nübüvvet davası baba yurdu olan Mekke’de bir şekilde kilitlenip beklenen terakki gerçekleşmeyince, Medine’ye hicret ihtiyacı hâsıl olmuştu. Kutsal davanın, önüne bent vurulmuş coşkun bir su misali yeniden çağlayıp akmasını temin için bu bendi bir yerinden yıkıp suyu serbest bırakmak gerekiyordu.

EKLENDİ

:

“Ömür” denen mahdut yolculuk bir giriş (doğum) eylemiyle başlar ve bir çıkış (ölüm) eylemiyle nihayet bulur. Bu demektir ki giriş melzûm, yani sebep çıkış ise lâzım, yani müsebbep; yani sonuçtur. Girmek için çıkmak gerekmezken, çıkmak için girmek gereklidir ve bütün bir hayat bu iki zıddiyet prensibinin ontolojik zorunluluğuna mahkûmdur. Dolayısıyla girmenin çıkmaya kıdemi esastır. Cennet-i Ala’ya girmenin dışında her girişin zaruri bir çıkışı vardır. Girdiysen çıkacaksın demektir, inişli çıkışlı hayatın kanunudur bu…

Konuya ışık tutacağı ümidiyle Kur’an ve Tevrat’tan iki ayet mealine yer vermek yerinde olacak:

“Ve şöyle niyaz et: Rabbim! Girilecek yere doğrulukla girmemi, çıkılacak yerden de doğrulukla çıkmamı sağla.” (İsrâ Sûresi, 17/80)

Tevrat’tan sunacağım ayete bir nebze ara verip, bu Kur’an ayeti üzerinde biraz durmak istiyorum. Ayet öncelikle ontolojik ve kozmik nizama uygun olarak girmeyi çıkmaya takdim etmektedir. Hz. Resul’ün nübüvvet davası baba yurdu olan Mekke’de bir şekilde kilitlenip beklenen terakki gerçekleşmeyince, Medine’ye hicret ihtiyacı hâsıl olmuştu. Kutsal davanın, önüne bent vurulmuş coşkun bir su misali yeniden çağlayıp akmasını temin için bu bendi bir yerinden yıkıp suyu serbest bırakmak gerekiyordu. Nitekim ayet bunu konu etmektedir.

Evrenin yegâne Rabbi, Peygamber’ine nasıl dua etmesi gerektiğini öğretiyordu; öncelikle doğru bir giriş, bunu müteakiben de doğru bir çıkış yapabilmesi için Rabbine yalvarması tavsiye ediliyordu. Zaten o masum Nebi Aleyhisselam da bu kutsal yolculuğun ön hazırlıklarını Akabe biatlarına ve panayırlara gelip katılan Medinelilerle gizli gizli buluşup görüşerek gerçekleştiriyordu.

Duanın lahuti formu bütün çağlara ışık tutacak bir kıymeti haizdir. Şöyle ki gireceğiniz; yani gideceğiniz yeri önceden hazırlayıp garantiye almanız gerekir. Gireceğiniz yeri sağlama almadan çıkacağınız yeri terk etmemeniz icap eder. Zira gideceğiniz yerde sizi ne gibi sürprizlerin beklediğini kestiremezsiniz. Bu yüzden Mekke’den çıkış yapmadan önce Medine’ye giriş yapmanın hazırlıkları önceden yapılmış ve Hz. Peygamber’in ileride “Bir dağ yolunu tutsalar bile onlarla birlikte giderim.” buyuracağı Ensar grubu hazır kıta hâline getirilmişti ki bu hudapesendane gayretlerin mimarlarından biri de Mus’ab b. Umeyr’dir. Nihayet Medine ortamı kutsal davanın neşvünema bulması için hazırlanmış, Medine’nin Peygamber sevdalıları o mübarek yolcuyu ve aziz dostunu karşılamak için yollara dökülmüşlerdi…

Ayette doğrulukla girilecek ve doğrulukla çıkılacak yerin ne olduğu hususu farklı yorumlara konu olmuştur. Bunun Mekke-Medine, mağara-Medine, Mekke-Mekke (tekrar baba yurduna dönme)’ dünya-ahiret vb. ikilisi olduğu belirtilip, bununla yetinilmemiş, girme ve çıkmaya masadak olabilecek her ne varsa ayetin kapsamına dâhil edilmiştir.

Buna göre bir insanın evi çıkış, iş yeri giriş mahalli olabileceği gibi, iş yeri çıkış, evi de giriş mahalli olabilir. Keza bir öğretmenin veya öğrencinin evi çıkış, okulu giriş mahalli olabileceği gibi tersi de söz konusudur. Gene ailesinin nafakasını sağlamak için yollara düşen bir baba için sıla çıkış, gurbet giriş yeri olabileceği gibi tersi de söz konusudur…

Ayette hem girmeye hem çıkmaya konu olan şeye dair doğruluk talebinde bulunmanın önemli bir esprisi de hem hedefte olan yeni muhite intikal ederken hem de eski muhiti terk ederken mümkün oldukça yıkıcı değil, yapıcı bir davranış örneği sergilenmesi gereğidir. Buna göre çıktığınız yerden ayrılırken geride hayırla anılacağınız bir yâd-ı cemil bırakmanız, girdiğiniz yerde de bir sevinç ve hüsnükabul ortamı oluşturmanız esastır.

Terk edeceğiniz eski muhiti, hizipçiliği kışkırtarak birbirine düşürüp fitne uyandıracak şekilde; buna bağlı olarak da “Oh be! İyi ki de gitti…” dedirtecek şekilde değil, en azılı düşmanları bile hasrete salacak şekilde olumlu bir intiba bırakarak terk etmek esastır.

Gene aynı şekilde varacağınız yeni muhite zor ve tahakküm kullanarak; bir kesimi dışlayıp, sırf kendiniz için oluşturduğunuz taraftar bir kesimi devreye sokmak suretiyle kerhen yerleşme yerine, her kesimin hüsnükabulünü kazanmış olarak oraya yerleşmek esastır. İşte sevgili Peygamber Efendimiz arz etmeye çalıştığım bu değerler eşliğinde Mekke’den ayrılıp Medine’ye yerleşmişti. İsteseydi kendi yakınlarını devreye sokarak cebren Mekke’de kalabilirdi ama bunun içsel kabulü gerektiren nübüvvet davasıyla bağdaşmayacağı açıktı. Aynen bizlerinde bu nebevi ölçüler paralelinde hareket ederek, hayatımızı kuşatan bütün giriş-çıkışlarımızı şekillendirmemiz esastır.

Ve nihayet ömür yolculuğunun nihayete erdiği gün gelip çattığında dünya denen çıkış istasyonundan ayrılıp, önce kabir, sonra ahiret yurduna giriş yapılır. İşte, önce küçük ve öncü tüm bu giriş-çıkışların ve nihayet o son ve büyük çıkışın doğruluk üzere gerçekleşmesi noktasında öncelikle fiili duamızı, sonrasında da kavli duamızı azık edinme zorunluluğumuz var. Aynı şekilde yeni yıla (giriş değil) çıkış yaptığımız şu demlerde, bir yıl önce giriş yaptığımız bu 2020’den, çıkış yapacağımız 2021’e hayırlı ve doğru bir çıkış yapmak için Yaradan’ımızdan niyaz ve temennide bulunmamız gerekiyor.

Tevrat’taki ayete gelince; ilginçtir, önce olumlu olarak başlangıç yapılarak, Rabbin sözünü dinleyip gereğini yapmaları hâlinde İsrail için: “Girdiğin zaman bereketli olacaksın ve çıktığın zaman bereketli olacaksın…” (Tesniye, 28:6) denirken, söz dinlememeleri hâlinde ise: “Girdiğin zaman lânetli olacaksın ve çıktığın zaman lânetli olacaksın..” (Tesniye, 28:19) bedduası tevcih edilmekte ve tıpkı Kur’an’daki gibi önce girme, sonra da çıkma bahse konu olmaktadır. Buradan da alınması gereken mesajlar vardır elbette.

Hem Kur’an hem Tevrat’ta girmeye ve çıkmaya neyin konu edildiğinin belirtilmemesi, ilahi mesajın genelgeçer oluşunun ve tüm çağlara hitap etme gücünün bir yansımasıdır.

 

Çok Okunanlar