Bizimle İletişime Geçin

Şahsiyet

Hoş Bir Bülbül: Joseph/Yusuf Freıherr Von Hammer-Purgstall (1774-1856)

Hammer, Kur’ân’ın bütünü kapsamayan manzum tercümesinin büyük kısmını, bazı dostları ve kont Wacław Seweryn Rzewuski’nin (1765-1832) -diğer adıyle Tâcü’l-Fahr- himmetleriyle 1809-1818 yılları arasında yayınladığı Fundgruben des Orients/Doğu’nun Hazineleri dergisinde yayınlanmıştır.

EKLENDİ

:

Giriş

Hoş bir bülbül geldi cihana

Uçtu ahirete çû pervane

23 Kasım 1856 yılında vefat eden Avusturyalı şarkiyatçı Joseph Freiherr von Hammer-Purgstall’ın vefatının üzerinden 164 yıl geçmesine rağmen bugün de geride bıraktığı eserlerle bilim dünyasında önemli bir yere sahip olan, “hoş bir bülbül” olarak adından söz ettiren ve hayatı boyunca yaşadıklarıyla dikkat çeken önemli bir şahsiyettir.

Daha çok tarihçi kimliğiyle ön plana çıkarılsa da o, aynı zamanda bilgin, şair, mütercim, roman ve drama yazarı, diplomat, seyyâh ve kâşif gibi yönleri bulunan ansiklopedik bir isimdir. 1856 yılında vefat ettiğinde geride ilim dünyasına devasa bir miras bırakmış, bunun da ötesinde mezar taşına da yansıttığı şekilde Doğulu gibi yaşamaya ve bir Doğulu gibi hissetmeye çalışmıştır.

Avusturya ve Almanya başta olmak üzere şarkiyat çevrelerinde yaptıklarıyla öncü; Doğu’nun “hazineleri”ni ortaya çıkartmada ve neşretmede bir kâşif, bilimler hakkındaki çalışmalarıyla önemli bir kaynaktır. Hammer’in, ortaya koyduğu çalışmalarla oluşturduğu tesirin yanında dostluklarıyla da pek çok kişiyi etkilediğini söylemek mümkündür. Şair Johann Wolfgang Goethe (1749-1832), Hâfız-ı Şîrâzî (ö. 792/1390) divanını Hammer’in tercümesinden okumuş ve akabinde West-Östlicher Divan/Doğu-Batı Divanı’nı yazarak 1819 yılında neşretmiştir.

1. Uzun Bir Ömrün Kısa Hikâyesi

Viyana yakınlarındaki Weidling kabristanında bulunan mezar taşına “Yûsuf” ismiyle beraber nakşettiği beyitte de geçtiği üzere “hoş bir bülbül” olarak anılmayı isteyen Hammer, 1774 yılında Avusturya’nın Steiermark eyaletine bağlı Graz şehrinde memur bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Maria Theresia’nın (1717-1780) 1754 yılında kurduğu Orientalische Akademie/Doğu Akademisi’ne 1789 yılında girdi. 1797 yılında eğitimini tamamlayan Hammer, “dil oğlanı/tercüman” olarak 1799 yılında Avusturya konsolosluğu bünyesinde çalışmak üzere İstanbul’a gönderildi. 1800 yılında İstanbul’dan Mısır’a gönderilen Hammer, orada iki yıl kadar bir süre kaldı.

Yirmili yaşlarında Arapça, Türkçe ve Farsça dillerini konuşmaya başlayan Hammer, mezarına da Arapça harflerle yazdırdığı üzere “üç dilin mütercimi” unvanını almaya hak kazanıyordu. Hammer, ayrıca Latince, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve İspanyolca dillerini de biliyordu. 1802-1806 yılları arasında ikinci defa İstanbul’a elçilik sekreteri olarak görevlendirilen Hammer, amirleriyle yaşadığı bazı sorunlar nedeniyle Romanya/Moldova/Yaş’a Avusturya konsolosu olarak gönderildi. Yaş’ta bir yıl kaldıktan sonra Viyana’ya dönen ve sonrasında saray tercümanı ve danışmanı olarak görev yapmaya başlayan Hammer, İngiltere, Fransa ve İtalya dışında başka yerlere seyahatlerde bulunmuş, gittiği yerlerdeki kütüphanelerde “Doğu”nun hazinelerini araştırmaya ve incelemeye devam etmiştir.

Fransa’nın Viyana işgali sırasında Ulusal Kütüphane’den alınıp Fransa’ya götürülen Doğu’ya ait 500 adet yazmanın Avusturya’ya geri getirilmesi için büyük bir mücadele vermiştir. 300 adet yazmayı geri getirmeyi başaran Hammer, bunlardan yüz adet yazmayı De Sacy’nin yardımıyla geri getirtmiştir. 1809 yılında daha sonra adına ve unvanına varis olacağı Purgstall ailesiyle tanışan Hammer, 1835 yılından itibaren söz konusu ailenin son ferdi de ölünce Purgstall ismini kullanmaya başlamıştır. Hainfeld Şatosu da aynı yıl içerisinde adı geçen aileden kendisine miras olarak kalmıştır. Hammer, 1835 yılından itibaren Hainfeld Şatosu’na taşınmış ve çalışmalarına burada devam etmiştir.

1816 yılında Karoline von Henikstein’le evlenen Hammer’in kayınpederi Josef von Henikstein (ö. 1838) sanatsever birisi olmasının yanı sıra Yahudi bir tüccar ve bankerdi. Ünlü sanatçı Mozart’la yakın dostluğu vardı. Avusturya’da 1847 yılında Bilimler Akademisi’ni kuran ve ilk başkanı olan Hammer, Avusturya’da oryantalizmin öncüsü kabul edilmektedir. 23 Kasım 1856 yılında 82 yaşında ölen Hammer, Hainfeld Şatosu’ndan alınarak, Viyana yakınlarındaki Klosterneuburg/Weidling mezarlığına 26 Kasım günü defnedilmiştir. Kendisinden önce 1844 yılında vefat eden eşi Karoline ve kızı Rosaline de aynı mezarlıkta Hammer’in yanı başında medfundurlar.

2. Hammer’in Dostları ve Çağdaşları

Hammer Purgstall, hayatı boyunca sahip olduğu konum gereği devlet ricali,  ilmiye sınıfı ve diğer kesimlerden dünyanın dört bir tarafından pek çok zevatla önemli ilişkiler ve dostluklar kurmuştur. Batılı çağdaşlarına geçmeden önce şunu ifade edelim ki 1774 yılında doğan Hammer’in yaşadığı çağa yani on sekizinci yüzyılın son çeyreği ile on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısına baktığımızda sırasıyla I. Abdülhamid (ö. 1203/1789) (1774-1789), III. Selim  (ö. 1223/1808) (1789-1807), IV. Mustafa (ö. 1223/1808) (1807-1808),  II. Mahmud (ö. 1255/1839) (1808-1839) ve Sultan Abdülmecid (1823-1861) devirlerine (1839-1861) yetiştiğini görürüz. Hammer’in Osmanlı’daki esas bağlantısı Sultan II. Mahmud’la olmuştur ki ona hitaben yazdığı mektuplar bugün elimizde mevcuttur. Osmanlı şairleri hakkında yazdığı eseriyle de Sultan II. Mahmud’tan iftihar nişanı almıştır. Kara Fazlî’den Gül u Bülbül (Pest-Leipzig: 1834), müfessir Zemahşerî’den (ö.538/1144) Atvâku’z-Zeheb (Viyana: 1835) üzerine yaptığı neşir ve tercüme çalışmalarını da II. Mahmud’a hediye olarak gönderen Hammer’e, II. Mahmud, süslemeli bir kutu göndermiştir.

Hammer, Sultan Abdülmecid’ten 1855 yılında Nişan-ı Mecîdî almıştır. 1851 yılında Encümen-i Dâniş üyesi seçilen Hammer’in çağdaşlarından birisi de Ahmed Cevdet Paşa’dır ki (1822-1895) onunla da mektuplaşmaları olmuştur. Hammer’in, Erinnerungen aus Meinem Leben/Hayatımdan Hatıralar ismiyle neşredilen anılarında ifade ettiği üzere, çağının en büyük dilci/filologlarından olan ve Fîrûzâbâdî’nin (ö. 817/1415) kısaca Kâmûs olarak bilinen sözlüğünü el-Okyânûsü’l-Basît fî Tercemeti’l-Kâmûsi’l-Muhît adıyla Türkçe’ye tercüme eden Antepli Seyyid Ahmed Âsım da -Mütercim Âsım- (1755-1819) onun çağdaşları arasındadır. Hammer, ilk defa II. Mahmud’un iradesiyle mütercimin büyük oğlu Hamid’in nezâretinde basılan (I-III, İstanbul: 1230/1815-1233/1818) Kâmûs tercümesinden 500 hadisin tercümesini yapmıştır. (Jahrbücher der Literatur, 75 (1836), s. 68-96) Hammer, İstanbul’da bulunduğu 1804 yılı Mayıs ayında gezdiği “Bulgurlu’daki dağdan” “İstanbul, Marmara ve Boğaziçi’ni seyredişini” tasvir ettikten sonra Âsım Efendi’nin Üsküdar/Bulgurlu’da evi olduğunu ancak, o yaz orada, Âsım Efendi’nin yerine devlet adamı ve meşhur tarihçi Nesif (Nazif) Efendi’nin oturduğunu aktarmaktadır. (s. 149) Hammer, Nesif (Nazif) Efendi ile iyi ilişkiler kurmuştur.

Hammer’in yaşadığı dönemde Avrupa’ya bakıldığında pek çok şair, yazar, şarkiyatçı, düşünür, filozof ve sanatçının yetiştiği görülmektedir. Bu bağlamda meşhur şairlerinden Johann Wolfgang Goethe (1749-1832), Nikolaus Lenau (ö.1802-1850) Friedrich Rückert (1788-1866), Friedrich Schiller (1759-1805) ve daha pek çok şairin isimlerini saymak mümkündür. Rus şair Aleksandr Sergeyeviç Puşkin de (1799-1837) aynı çağda yaşamıştır.

Şarkiyat araştırmalarının önceki dönemlere kıyasla özellikle Almanya ve Avusturya’da biraz daha hız kazandığı bu devirde yetişen Alman şarkiyatçılardan Gustav Flügel (1802-1870), Heinrich Leberecht Fleischer (1801-1888), Gustav Weil (1808-1889) Ferdinand Wüstenfeld (1808-1889) ve Hammer vefat ettiğinde yirmi yaşında olan Theodor Nöldeke (1836-1930), Fransız oryantalist Silvestre de Sacy (1758-1838) ve İsveçli Johann Ludwig Burckhardt’ın (1784-1817) isimlerini zikredebiliriz. Meşhur filozoflardan Immanuel Kant (1724-1804) ki Hammer, onun “Kritik”lerini İstanbul’dayken okuduğunu söylemektedir (Erinnerungen, s. 147), Friedrich Schleiermacher (1768-1834), Arthur Schopenhauer (1788-1860) gibi isimleri de Hammer’in çağdaşları arasında saymak mümkündür. Johann Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791) ve Ludwig van Beethoven gibi meşhur sanatçılar da (1770-1827) Hammer’in çağdaşıdırlar. Eserlerinde mehterin sesini duyabileceğimiz her iki sanatçının “Türk Marşı” adlı senfonileri meşhurdur.

 3. Doğu’nun HazineleriFundgruben des Orients

Almanca’da “orient” ve “okzident” kelimeleri Arapça’daki “maşrik” ve “mağrib” kelimelerinin karşılıklarıdır. Almanca’da “Doğu” için kullanılan bir kelime de “gündüz ülkesi” anlamına gelen “Morgenland” kelimesidir. “Batı” için kullanılan ve “akşam ülkesi” anlamına gelen sözcükse “Abendland” kelimesidir. Bakara sûresi 142. âyette: “De ki: Doğu da Allah’ındır, Batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir” buyurulmaktadır. Hammer, söz konusu âyeti Almanca’ya şöyle tercüme etmiştir: “Gottes ist der Orient, und Gottes ist der Occident; Er Leitet, wen er will, den wahren Pfad.” Burada kullandığımız “Doğu’nun Hazineleri” ifadesiyle başta Kur’ân olmak üzere hadis, tefsir, fıkıh, kelam, tarih, bibliyografi, biyografi, tabakat, felsefe, mantık, tıp, eczacılık, kimya ve burada sayamayacağımız kadar pek çok bilim, sanat ve diğer alanlarda yapılan çalışmaları kastetmekteyiz. Seksen iki yıllık ömrüne pek çok eser sığdıran Hammer, hayatının sonuna kadar Doğu’nun hazinelerini Batı’yla buluşturmaya gayret etmiştir. Bazı dostlarıyla birlikte 1809-1818 yılları arasında altı cilt olarak yayınladığı derginin adı da “Doğu’nun Hazineleri” anlamına gelen Fundgruben des Orients’tir ki Hammer’in pek çok makalesi bu dergide yayınlanmıştır.

4. Hammer’in Rehberi Kitapların ve İlimlerin Kâtibi/Kâtib Çelebi

Avusturya’da “Bilimler Akademisi”nin Temelleri

Kâtip Çelebi, 1609-1657 yılları arasında hayat sürmüş, XVII. yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasına damgasını vurmuş büyük bir bilgindir. Yaptığı çalışmalarla sadece Doğu’da değil Batı’da da haklı bir üne kavuşmuştur. Kâtip Çelebi’nin kaynakları arasında yer alan ve Hammer’in de eserlerinde ismine yer verdiği Taşköprülüzâde Ahmed Efendi de (ö. 968/1561) “ilimler” konusunda eser kaleme almış diğer önemli bir isimdir. Avusturya’da “Bilimler Akademisi”ni kuran ve ilk başkanı olan Hammer, 1804 yılında Kâtib Çelebi’nin kitaplar ve ilimler ansiklopedisi olan Keşfü’z-Zunûn an Esâmi’l-Kütüb ve’l-Fünûn adlı eseri başta olmak üzere Müslüman bilginlere ait yedi kitaptan seçtiği “ilim”ler hakkındaki bazı maddeleri/fasılları tercüme ederek Encyklopädische Uebersicht der Wissenschaften des Orients, aus Sieben Arabischen, Persischen und Türkischen Werken Übersetzt, 2 cilt (Leipzig: 1804)/Arapça, Farsça ve Türkçe Yedi Çalışmadan Tercüme Edilen Doğu’nun Bilimlerine Ansiklopedik Genel Bakış, adıyla neşretmiştir.

“Doğu’ya ait literatürü bilenlere ve arkadaşlarına ithaf” ettiği çalışmasını İstanbul’da bulunduğu sırada yayınlamıştır. Onun, Kâtib Çelebi diğer adıyla Hacı Kalfa’nın büyük kitabı Keşfü’z-Zunûn’la tanışması akademideki öğrencilik yıllarında olmuştur. O yıllarda, Ignaz Lorenz von Stürmer (1750-1829), Keşfü’z-Zunûn’dan “ilim”le ilgili maddeleri okuması ve ondan çeviriler yapması için Hammer’e veriyordu. Hammer, İstanbul’a gelip orada Osmanlı tarihi, antolojiler ve şair biyografileri hakkında araştırma yaparken kitapların adlarını Keşfü’z-Zunûn’dan bildiğini söylemektedir. Stürmer, Keşfü’z-Zunûn’un büyük bir kısmını Mouradgea d’Ohssons/Ignatius Muradcan Tosunyan’dan (1740-1807) kopya ederek yazmış ve ondan tercümeler yapmıştır. Hammer’in ifadesiyle Arapça, Farsça ve Türkçe araştırmalarında önünde geniş bir alan açan ve 1817 yılında üçüncü defa okumaya başladığı Keşfü’z-Zunûn, ilk defa arkadaşı Gustav Flügel tarafından Latince tercümesiyle birlikte yedi cilt olarak (Leipzig-Londra: 1835-1858) neşredilmiştir.

Hammer, adı geçen çalışmasının yanında Über die Encyklopädie der Perser, Araber und Türken (Viyana: 1856)/Perslerin, Arapların ve Türkler’in Ansiklopedileri Üzerine adıyla ikinci bir çalışma yapmıştır. Bu çalışmasında Kutbüddîn eş-Şîrâzî’nin (ö. 710/1311) Farsça ansiklopedik eseri Dürretü’t-Tâc li Gurreti’d-Dîbâc ve Ebû Ömer Şihâbüddîn Ahmed b. Muhammed b. Abdirabbih’in (ö. 328/940) İkdü’l-Ferîd adlı eserinden tercümelere yer vermiştir. Bu çalışmasında “kemâlü’l-ilmi el-hilmü/ilmin kemâli hilmdir” sözünü aktaran Hammer,  “hilm/hilim” kelimesinin “akıllılık” ve “uysallık” anlamları yanında başka manaları olduğunu da işaret ederek Arapların ve prenslerinin ilim sevgisi hakkında da özetle şunları söylemektedir: “Asım Efendi’nin Kâmûs tercümesinin başında verdiği bilgiye göre, gittiği her yerde saygı ve hürmetle karşılanan el-Fîrûzâbâdî’ye (ö. 817/1415), el-Melikü’l-Eşref de her vesile ile izzet ve ikramda bulunmuş ve bu maksatla da onun kızıyla evlenmiştir. Hammer, Avrupa’nın hiçbir döneminde bir kralın bir bilginle akrabalık bağı kurduğuna Literatür tarihinde rastlanmamıştır” demektedir. (s. 206)

Hammer’in vefatından sonra adı geçen çalışmasının devamı olarak 1857 yılında Fortsetzung der Auszüge aus Encyklopädischen Werken der Araber, Perser und Türken. Aus dem Durret-et-Tadsch (Perle der Krone)/Perslerin, Arapların ve Türkler’in Ansiklopedik Çalışmalarından Seçkilerin Devamı. Dürretü’t-Tâc’dan adıyla birinci kısmı, 1859 yılında ise ikinci kısmı yayınlanmıştır. Adından da anlaşılacağı üzere her iki çalışma ilimler hakkındaki ansiklopedik eser Dürretü’t-Tâc’dan tercümeler içermektedir.

Hammer, ömrünün sonlarına doğru yazmaya başladığı Arap edebiyatı hakkındaki Literaturgeschichte der Araber. Von ihrem Beginne bis zu Ende des Zwölften Jahrhunderts der Hidschret/Başlangıcından Hici 12. Yüzyıla Kadar Arap Edebiyatı Tarihi (Viyana: 1850-1856) adlı çalışmasını tamamlayamadan vefat etmiştir. Yedi ciltten oluşan ve her bir cildi neredeyse bin sayfayı bulan bu ansiklopedik çalışmada 9915 madde bulunmaktadır. Eserde tabaka/klasse yöntemi takip edilmektedir. Söz konusu çalışmanın, az bir farkla aynı isimle kitap yazan Carl Brockelmann’a (1868-1956) ilham kaynağı olduğunu söylemek mümkündür. Brockelmann, eserinde bu kaynağa işaret etmektedir. Hammer, Arap Edebiyatı Tarihi adlı yedi ciltlik çalışmasından önce Uebersicht der Literaturgeschichte der Araber (Viyana: 1950)/Arap Edebiyatı Tarihine Genel Bakış adlı bir çalışma daha yapmıştır. Görüldüğü üzere Hammer, 1804 yılından 1856 yılına yani vefatına kadar “Bilimler Akademisi”nin de bir nevi temellerini oluşturan Doğu’nun “ilim hazineleri” hakkında eserler yazmaya, Almanca’ya çeviriler yapmaya devam etmiştir. Dolayısıyla Hammer’den Brockelmann’a, oradan da Fuad Sezgin’e uzanan Alman dilinde İslâmî literatür yazıcılığının üç önemli simasından ilki olmuştur.

5. Tarihi Hammer’den Okumak

Ülkemizde, daha çok tarihçi kimliğiyle ön plana çıkan Hammer, bu alanda önemli çalışmalara imza atmıştır. Evliya Çelebi’nin (ö. 1096/1685) asıl adı Târîh-i Seyyâh Evliyâ Efendi olan “Seyahatnâme”sinin dünyada tanınmasına öncülük eden Hammer’in bazı çalışmaları şunlardır:

Constantinopolis und der Bosporos… 2 cilt, (Pest: 1822) Söz konusu kitabın 1. cildi İstanbul ve Boğaziçi adıyla Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Hammer’in en önemli çalışmalarından birisi hiç şüphesiz “Osmanlı Tarihi” hakkındaki Geschichte des Osmanischen Reiches, 1. Baskı 10 cilt (Pest: 1827-1835), 2. Baskı 4 cilt (Pest: 1834-1835), diğer bir baskısı: 1840) adlı çalışmasıdır. Kitabı, Fransızca tercümesinden Nurullah Ataç’ın (ö. 1957) babası Mehmet Atâ Bey (ö. 1919) Devlet-i Osmâniyye Târihi adıyla Türkçe’ye tercüme etmiştir. I-X, İstanbul: 1329-1337.

Hammer’in birinci Viyana kuşatmasını ele aldığı ve farklı kaynaklardan iktibaslarla zenginleştirdiği Wiens Erste Aufgehobene Türkische Belagerung, (Pest: 1829)/ adlı eseri de onun diğer bir çalışmasıdır.

Hammer’in başta Hz. Peygamber olmak üzere “İslam Büyükleri”nin hayatını anlattığı Gemäldesaal der Lebensbeschreibungen Großer Moslimischer Herrscher der Ersten Sieben Jahrhunderte der Hidschret (Leipzig-Darmstadt: 1837-1839) altı ciltlik kitabı ve bunların dışında tarihe ışık tutan pek çok çalışması bulunmaktadır.

Kıpçaklar, İlhanlılar, Kırım hanları ve Haşhaşîler hakkında müstakil çalışmalar yapan Hammer, Vassâf Şerefüddîn Abdullâh b. Ebî Naîm-i Yezdî’nin (ö. 730/1329-30) kısaca Târih-i Vassâf olarak bilinen Tecziyetü’l-Emsâr ve Tezciyetü’l-aʿşâr adlı eserini Almanca’ya tercüme etmiştir. Ancak birinci cildini aslı ile birlikte Geschichte Wassaf’s/Vassâf Tarihi (Viyana: 1856) adıyla neşretmiştir. Diğer dört cilt ise yazma halinde Avusturya İlimler Akademisi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

Hammer’in tarihe ışık tutan önemli çalışmalarından birisi de bizzat kendisinin kaleme aldığı hatıralarıdır. 1841 yılında Hainfeld Şatosu’nda besmeleyle hatıralarını yazmaya başlayan Hammer, 1852 tarihinde yazma işini bitirmiştir. Hammer’in vefatından sonra Erinnerungen aus Meinem Leben (Viyana: 1940) adıyla neşredilen hatıraların ancak onda biri yayınlanabilmiştir.

6. Şiire Tercüman Şairlere Dost

Hammer, roman, drama/tiyatro eserleri kaleme almış biri olmasının yanında şair yönü de bulunan bir kalemdir. Ancak o, daha çok yaptığı şiir tercümeleriyle öne çıkmıştır. Voltaire takma adını kullanan Fransız yazar François-Marie Arouet (1694-1778) tarafından yazılan Le fanatisme, ou Mahomet le Prophète (1741) adlı drama cevap vermek üzere Mohammed, oder die Eroberung von Mekka (Berlin: 1823)/Muhammed Veya Mekke’nin Fethi adlı bir dram kaleme almış ve çalışmasında Voltaire’in iftiralarına karşı Hz. Peygamber’i savunmak istemiştir.

Arapça, Farsça ve Türkçe’den şiir tercümeleri yapan Hammer, Geschichte der Osmanischen Dichtkunst bis auf Unsere Zeit. Mit einer Blüthenlese aus 2200 Dichtern  (Pesth: 1836-1838)/Zamanımıza Kadar Osmanlı Şiir Sanatı Tarihi, 2200 Şairden Seçkilerle adlı dört ciltlik 2200 Osmanlı şairinin hayatlarını konu edinen ve onlara ait şiirlerin tercümesine yer verdiği antolojik bir çalışma yapmıştır. Eserinin sağ tarafında iç kapağa Osmanlıca olarak kitabın adını Câmi-i Mehâsin-i Zurefâ-yı Ehlü’z-zevk ve’l-İrfân fî Terâcim-i Şuarâ-yı Devlet-i Âl-i Osmân, kendi adını da Yûsuf Hammer Purgstall olarak yazmıştır. Çalışmasını II. Mahmud’a ithaf eden Hammer, yine kitabının baş tarafına içinde “tezkire” kelimesi geçen Müzemmil sûresi 19. âyetin “Şüphesiz bunlar bir öğüttür; artık dileyen rabbine ulaştıracak bir yol tutar.” Arapça aslını ve Goethe’nin Doğu Batı Divanı’ndan bir kıtayı epigraf olarak vermektedir. Hammer, Fars belâgati hakkında Geschichte der Schönen Redekünste Persiens, mit Einer Blüthenlese aus Zweihundert Persischen Dichtern (Viyana: 1818)/Fars Belâgati Tarihi, 200 Fars Şairinden Seçkilerle, adlı bir çalışma yapmış ve bu çalışmasında 200 şairden tercüme ettiği seçkilere yer vermiştir.

Hammer, Farsça’dan Hafız-ı Şîrâzî (ö. 792/1390) divanını I-II, Der Diwan, von Mohammed Schemsed-din Hafis (Stuttgart: 1812-1813), Arapça’dan Ebü’t-Tayyib el-Mütenebbî (ö. 354/965) Motenebbi, der Grösste Arabische Dichter (Viyana: 1824) divanını, Türkçe’den de Bâkî (ö. 1008/1600) divanını Baki’s, des Grössten Türkischen Lyrikers, Diwan (Viyana: 1825) adıyla Almanca çevirisini yapmıştır. Lamî Çelebî’nin (ö. 938/1532) İranlı şair Ebü’l-Kâsım Hasen b. Ahmed Unsurî’den (ö. 431/1039) Türkçe’ye çevirdiği Vâmık u Azrâ adlı mesneviyi Wamik und Asra, das ist der Glühende und die Blühende (Viyana: 1833) adıyla Almanca’ya çeviren Hammer, Kara Fazlî’den de (ö. 971/1564) Gül u Bülbül/Rose und Nachtigall (Pest-Leipzig: 1834) adlı mesneviyi Osmanlıca aslı ve Almanca tercümesiyle birlikte neşretmiştir. İbnü’l-Fârız Şerefüddîn es-Sa‘dî’nin (ö. 632/1235) et-Tâiyye adlı kasidesini de Arapça metni ve Almanca tercümesiyle birlikte Das Hohe Lied der Liebe der Araber, das Arabische Hohe lide der Liebe das ist Ibnol Fâridh’s Tâîjet (Viyana: 1854) adıyla yayınlamıştır.

7. “Altın Kolyeler”, “Ey Oğul!”, “Dua Vakti” …

Neşir ve tercüme faaliyetine bazı ahlak kitaplarını ekleyen Hammer, bu çerçevede Zemahşerî’den (ö. 538/1144) Altın Kolyeler anlamına gelen Atvâku’z-Zeheb/Samachschari’s Goldene Halsbänder (Viyana:1835) adlı eseri Almanca tercümesiyle birlikte neşretmiştir. Büyük bilgin İmam Gazâlî’nin (ö. 505/1111) Eyyühe’l-veled/O Kind!/Ey Oğul (Viyana: 1838) adlı kitabı da Hammer’in Almanca tercümesiyle birlikte neşrini gerçekleştirdiği diğer bir kitaptır.

Hammer, Arapça olarak Mîkâtü’s-salât fî sebeti evkat/Yedi Vakitte Dua Vakitleri adıyla derlediği ve Zeitwarte des Gebetes in Sieben Tageszeiten (Viyana: 1844) başlığıyla Almanca çevirisini yaptığı bir dua kitabı çalışması da yapmış ve söz konusu çalışmasını eşi Karoline ithaf etmiştir.

Hammer’in sayı bakımından yetmişi geçen kitapları yanında burada sayamayacağımız kadar çok ve bugün de canlılığını muhafaza eden Almanca yanında farklı Avrupa dillerinde yazdığı makalelerinin olduğunu da ayrıca belirtmekte fayda vardır. “Yay ve Ok Üzerine” “Deve” “Araplarda At”, “Arapların İsimleri Üzerine” onun yazdığı makalelerden sadece bir kaçıdır. Diğer bir makalesi de Abhandlung über die Siegel der Araber, Perser und Türken, (Viyana: 1850)/Arap, Pers ve Türklerin Mühürleri Üzerine adlı çalışmasıdır. Söz konusu çalışmanın Türkçe çevirisi yayınlanmıştır.

8. Kur’ân’ın Manzum Tercümesi/Peygamber’in Dudaklarındaki Şair Nefesini Yakalamak

Hammer, Kur’ân tercümesinin nasıl olması gerektiği hususunda şunları söylemektedir: “…Kabe’nin duvarına asılan bu yedi ilâhî şiiri geride bırakan bu canlı kelimeler beşerî bir arzunun ürünü olamaz. Bunlar ezeli olarak göklerde konuşulmuş ve yazılmış olmalıdır. İşte bu sebepten Kur’ân, Allah kelamıdır. Kur’ân’ın en değerli çevirisi sadece onun anlam olarak ruhunu değil, ayrıca formunu da göstermeye gayret eden tercümedir. Edebî bir eseri tercüme etmenin en önemli şartı sözü, ritim ve ses vasıtasıyla birlikte nakletmektirAşk ve şevkle sadece Ilisus’un gölgeli yollarından ve Tibur’un tepelerinden geçirmiyor, ayrıca Şiraz’ın gül bahçeleri ve Mekke’nin hurma bahçelerinde de dolaştırıyor. Çöldeki bedevilerin peşinden gidiyor, orada Kur’ân’ın kelimelerine kulak veriyor ve son derece ölçülü kafiyeleri dinliyorsunuz. Onların gidişlerini, seslerin aynı şekilde yeniden yankılanışını dinliyorsunuz. Bu sayede bu etki daha başlangıçta meydana gelirken hiçbir Arap kulağı bu söze kayıtsız kalamıyor. O halde bize Peygamber’in sadece resmini gösteren bir tercüme değil, aynı zamanda dudaklarındaki şair nefesini de yakalayan bir tercüme gerekmektedir.”

Hammer, Kur’ân’ın bütünü kapsamayan manzum tercümesinin büyük kısmını, bazı dostları ve kont Wacław Seweryn Rzewuski’nin (1765-1832) -diğer adıyle Tâcü’l-Fahr- himmetleriyle 1809-1818 yılları arasında yayınladığı Fundgruben des Orients/Doğu’nun Hazineleri dergisinde yayınlanmıştır. Derginin birisi Arapça olarak hazırlanan kapağında “Deki: Doğu da batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir” âyetinin orijinali resmedilmiştir. Kur’ân tercümesi yanında hadis tercümeleri de bulunan Hammer, Buhârî’den tercüme ettiği yedi yüz kadar hadisi adı geçen dergide yayınlamıştır. Gerek müstakil gerekse diğer bazı çalışmalarında hadis tercümelerine yer veren Hammer, ulaşabildiğimiz kadarıyla toplamda 2149 hadisin Almanca çevirisini yapmıştır.

9. Hainfeld Şatosu’ndaki Doğu’ya Ait Esintiler

Hammer’in hayatı ve eserleri hakkında yukarıda vermeye çalıştığımız kısa bilgilerden sonra, kısaca hayatının belirli bir dönemini geçirdiği Hainfeld Şatosu’ndaki Doğu’ya ait bazı izlere yer vermek istiyoruz. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere şato, 1835 yılında ölen Kontes Purgstall’ın vefatından sonra başka mirasçıları da olmadığından Hammer’e kalmıştır. Şatonun farklı yerlerine yerleştirilen mermer ve ahşap levhalardan oluşan kitâbelere geçmeden önce şunu hemen ifade edelim ki Hammer, “işlerine besmele ile başlayan, her sabah inşallah diyerek kalkan, her gece maşallah çekerek yatağa giden” birisidir. (Kemal Beydilli, “Joseph von Hammer-Purgstall ve Fundgruben des Orients (Şark’ın Hazineleri) dergisi”, Kitaplara Vakfedilen Bir Ömre Tuhfe: İsmail E. Erünsal’a Armağan, I, 133, İstanbul: 2014)

Şatonun ana giriş kapısına, üzerinde: “Allah senin yüksek şanını koruyacaktır. Onun korumasında olmaya devam et, Allah en iyi koruyandır” anlamına gelen Arapça yazılmış bir kitâbe yerleştirilmiştir. Şatonun başka bir yerinde Arapça olarak “Allahümme leke’l-hamdü daimen/Ve leke’ş-şükrü kâimen/Allah’ım her zaman hamd sanadır/Ve hayat boyu şükür sanadır” sözü yazılmıştır. Hammer, büyükbaş hayvanlara ait ahırın üzerine Nahl sûresi 66. âyetin “İçenlerin boğazından kolayca geçen halis bir süt” aslını yazdırdığı gibi şatodaki kuyunun yanında mermer plaka üzerine Enbiyâ 30. ayeti “Her canlı şeyi sudan yarattık” Arapça aslı ile yazdırmıştır. Şatodaki yazı ve kitabeler Inschriften zu Hainfeld in Steiermark/Steiermark’taki Hainfeld Şatosu’ndaki Kitâbeler adıyla neşredilmiştir. Kitâbelerin sayısı kırk olarak verilmektedir ki biz sadece Arapça olanlarını vermekle yetindik.

Hainfeld Şatosu’nun giriş kapısı ve üzerindeki kitâbe. Türkçesi şöyledir: “Allah senin yüksek şanını koruyacaktır. Onun korumasında olmaya devam et, Allah en iyi koruyandır”

 

Çok Okunanlar