1. Anasayfa
  2. Eğitim

İki(z) Kuruluş: İmam-Hatip Okulları ve İlim Yayma Cemiyeti

İki(z) Kuruluş: İmam-Hatip Okulları ve İlim Yayma Cemiyeti
1

İmam-Hatip Okulları ve İlim Yayma Cemiyeti 1951 yılının sonunda aynı yıl ve aynı aylarda kurulmuş iki kardeş müessesedir. Daha doğrusu Cemiyet, 68 hayırseverin, yeni açılan İmam-Hatip Okullarının ayakta durması ve yaşatılması için kurulmuştur.

Yedi vilayette açılan İmam-Hatiplerin açılışına izin veren devlet, bir bakıma, “Ben sadece öğretmenlerimi verir maaşlarını öderim, bunun dışında okulların yapım ve onarımına, yatılı olsun olmasın talebelerin bakımına karışmam” deyince, boş bırakılan bu alanı İlim Yayma Cemiyeti doldurdu ve o günün şartları içerisinde fevkalâde bir şekilde bu görevi yerine getirdi.  Cemiyet üyeleri bu işi bir bakıma ibadet olarak görüyordu. Çünkü bu okullarda Kur’an, hadis ve dinî ilimler öğretilecek ve bitiren öğrenciler din adamı olarak ülkenin her tarafında görev yapacak diye, dindar iş adamlarından para toplanıyordu. İşadamları da böyle durumlarda kesenin ağzını açmakta tereddüt etmiyordu. Çünkü biliyorlardı ki yaptıkları yardımlar boşa gitmeyecek.

İlim Yayma Cemiyeti’nin başkanı, aynı zamanda 1923 Lozan Antlaşması’nda İsmet İnönü’nün yanında kâtip üye olarak bulunan Seniyüddin Başak’tır. Onun yanında Yusuf Türel ismi de Cemiyetle özdeş, kuruluşundan beri işin içinde olan ve bu hayır kurumuna gönül vermiş bir şahsiyettir. Bu iki mümtaz insanın yanında hepsi de rahmetli olmuş 68 kişi arasından birkaç isim daha saymak gerekirse Asım Taşer, Nazif Çelebi, Fahri Kiğılı, Süleyman Kuşçulu, Hulusi Topbaş, Nuri Topbaş gibi varlıklı insanları burada rahmetle anmamız gerekir.

İstanbul İmam-Hatip Okulu’nun kurucu ismi Mahmud Celâleddin Ökten bütün bu cemiyet üyelerinin şahsiyetine saygı duyduğu, görüşlerine önem verdiği güven duyulan Osmanlı bakiyesi bir hocadır. Celâl Hoca onları tarihin önemli bir noktasında dünyaya gelmiş, yapılan işlerin farkında ve şuurunda Hakka gönül vermiş insanlar olarak görürdü. Daha doğrusu Cemiyetin tüm üyeleri, Celâl Hoca’nın kurduğu okulların yaşaması ve yaşatılması için maddî ve manevî varlıklarını seferber etmiş bu milletin isimsiz gizli kahramanlarıdır. Tarihin galerisinden sessiz sedasız gelip geçmiş, tarih yapmış nice bin kahraman gibi. Bu kişiler her hasbî insan gibi bu toprağın ruhuna maya katmış, almadan vermesini bilmiş toplumun temel dinamikleridir. Yüzyıllardır alttan alta gelen güçlü bir toplumsal dalga varlığını günümüzde bile hissettiriyorsa, bunu, bugüne gelirken köprü konumundaki söz konusu insanlara borçluyuz demektir.

Sabahattin Zaim’in yayımlanmış hatıratında, İlim Yayma Cemiyeti ve daha sonra kurulan İlim Yayma Vakfı’nın dünü ve bugünü hakkında ayrıntılı bilgiler verilir. Sabahattin Hoca da bu hayır kuruluşlarının bizzat içinde bulunduğu için Cemiyetin amacı ve ulaştığı hedefler noktasında yazdıkları içeriden ve birinci elden gerçekçi bilgilerdir. Sabahattin Zaim, Cemiyeti kuranların esnaf ve tüccar kökenli olduklarını belirttikten sonra şöyle der: “Demokrat Parti ile birlikte dindar insanlar da iş hayatına girdiler. 1950’ye kadar devlet yatırımları dışında bir özel sektör hareketi yoktu. 1950’den sonra esnaf ve tüccar devletten bağımsız olarak harekete geçmeye başladı. Gelişen bu yeni dalganın mensupları Türk ve Müslümandı. Bu işadamlarından bir kısmı Saraçoğlu’nun Varlık Vergisiyle yıktığı gayri müslimlerin yerlerine gelmişlerdi. ÇBS boya sanayini kuran Çavuşoğlu ailesi, Kiğılı ailesi, Ragıp Cıngıllıoğlu (Sabahattin Zaim’in kayın pederi) gibiler bu iş adamlarına birer misaldir.”

Artık ticaretin yeni sahiplerinin merkezi Mahmutpaşa, Tahtakale, Sirkeci, Aşir Efendi Caddesi ve Büyük Postane üstü gibi yerlerdi. Meselâ Gürün Han, Türkiye’nin tekstil piyasasının attığı kalbi, Sirkeci’deki Doğu İş Hanı ise yeni Türkiye’nin finans merkezi idi. İlim Yayma Cemiyeti’nin kurucuları İmam-Hatip Okulları için para lâzım olduğunda çarşıya iner, bir günde gereken meblâğı toplar veya taahhütlerini alırdı. Bayezit’te bulunan İbnülemin konağında faaliyet gösteren Cemiyetin tarzı bu idi. Cemiyetin temeli güven esasına dayalı olarak kurulduğu için ilk dönemlerde resmî esaslara dayalı kayıt kuyut işlemleri de yapılmazdı. Prosedürün gerekleri daha sonra yerine getirilirdi. Celâl Hoca’nın terekesinden çıkan notlardan öğrendiğimize göre kimden ne kadar alındığı, kime ve nereye ne kadar verildiği ayrıntılı bir şekilde kaydedilir. İşadamlarından toplanan paralar, çocuklara verilen zekâtlar, okulun sair ihtiyaçları için harcananlar onun müsveddeleri arasında yer alır.

Sabahattin Zaim, İlim Yayma Cemiyeti’nin 1970’li ve 80’li yıllarda yürüttüğü faaliyetler hakkında da bilgi verir hatıratında. Cemiyetin ilk kurulduğu yıllardaki faaliyetleri hakkında bilgi verirken, 1960 sonrası gelişmeler üzerinde de durur. İlim Yayma Cemiyeti asıl etkinliğini bu tarihten sonra göstermiştir dersek fazla abartı sayılmamalıdır. Gerçekten de Cemiyet asıl varlığını hem ekonomik güç olarak, hem de siyasî baskı unsuru olarak daha çok bu yıllarda gösterir. Devrin sağ iktidarlarının ve Milliyetçi Cephe hükümetlerinin kurulmasında ve devamında çok önemli rol üstlenir. Bu dönemin sağcı, milliyetçi, İslâmcı ve liberal siyasî figürleri olan Süleyman Demirel, Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan ve Turgut Özal gibi siyasetçilerle iyi bir diyalog kurulur, karar anlarında ve zor zamanlarda siyasetin bu aktörleri ile buluşup görüşürlerdi. Görüşmelerde İlim Yayma Cemiyeti adına sözcülüğü genellikle âkil adam olarak Sabahattin Zaim üstlenir, mütevazı kişiliği ve karizmatik duruşuyla çok da etkili olurdu. Cemiyet “Milliyetçi”, “Türkçü”, İslâmcı” gibi ayırım gözetmeden bu düşüncelerin önderlerini “millî” diye ifade edilen genel bir akımın içinde bir araya toplamaya çalışırdı. Yukarıda isimlerini zikrettiğimiz liderlerin yanında Reha Oğuz Türkkan, Fethi Gemuhluoğlu, Ali Fuad Başgil, Nurettin Topçu, Mümtaz Turhan, İbrahim Kafesoğlu, Necmettin Hacıeminoğlu gibi şahsiyetler de aynı muhafazakâr akımın içinde bir araya getirilirdi. Devrin en büyük işadamı Vehbi Koç, Fatih Çarşamba’daki İmam-Hatip Okulu’nun iftarlarına katılır ve bazı iftarları kendisi finanse ederdi. Bunu da İlim Yayma organize ederdi.

İlim Yayma Cemiyeti sadece İmam-Hatiplerin değil, onun devamı niteliğinde olan Yüksek İslâm Enstitülerinin de yükünü üstlendi, bütün bu eğitim kurumlarının yaşaması ve yaşatılması için çalıştı. Anadolu’dan İstanbul’a okumak için gelmiş yoksul taşralı öğrencilere her zaman kapılarını açtı. Hatta sonraki yıllarda bu iki okulun dışında diğer fakültelerde okuyan fakir ve gariban öğrencilere de kapısını açarak onların barınması için de yurtlar kurdu. Vakfa dönüşerek binlerce öğrenciye yıllar yılı karşılıksız burs verdi, giyim-kuşam yardımı yaptı. Yurtdışına yüksek lisans ve doktora yapmak için giden öğrencilere yardım etti. Dil çalışması için nice akademisyeni Amerika ve İngiltere’ye göndererek kapısını akademik camiaya da her zaman açık tuttu.

Celâl Hoca, İmam-Hatip Okullarının kurulması için yaptıkları yardımlardan dolayı İlim Yayma Cemiyeti’nin üyelerine “ashâb-ı hayr” derdi, yani hayır sahipleri. Vefa’daki İmam-Hatip binasının birkaç ayda onarılması ve eğitime hazır hale gelmesi onların eserdir. Bu orkestranın şefi de 60 yılını deviren Celâl Hoca’dır. Okulların açılması için Ankara’yı suyolu haline getiren, bakanlarla ve Demokrat Parti’nin önde gelenleri ile konuşup onlara konuyu anlatan odur. Talim ve Terbiye Kurulu üyeleri ile konuşup yine onları ikna eden de odur.

İstanbul’un da dahil olduğu Türkiye’nin yedi vilayetinde okulların açılması için yazı geldiğinde, Celâl Hoca bunu “surda açılan bir gedik” olarak görmüş ve okulların hayatta kalması için elinden geleni yapmıştır. 1951 yılında açılan İmam-Hatip Okulları, plan ve projesi Celâl Hoca tarafından yapılmış, Tevfik İleri tarafından kabul edilmiş ve nihayetinde Adnan Menderes tarafından onaylanmış bir kuruluştur.

 

 

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (1)

  1. 7 Kasım 2025

    Bütün hayr sahiplerinden Allah cc razı olsun. Hüseyin Hocam kaleminize yüreğinize sağlık. Müstefid olduk. İnsaniyet 6.yılı hayırlı bereketli olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir