Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Kırmızı Toprak

İşte yoldayız. Uykuyla uyanıklık arasında, on beş saat sonra boşluktayız. Bu şehrin rengi neden yok? Gözlerim uykusuzluktan mı renksiz görüyor binaları? “Abi artık buradan ne istiyorlar”. Tüm yollar levhasız ezbere gidiliyor, insanlar hep bir tanıdık bakışla bakıyor, çocuklar çok masum. Orada kendimizi kirli hissediyoruz, saklanmak istiyoruz.

EKLENDİ

:

Hissettiklerimi ileride de hissetmek adına

Yol çok uzun geldi ilk başta. Yaklaşık on iki saat, ömrümün yarısı gibi geçti. Karanlık ve bilinmeze doğru. Dokuz kişiyle beraber, diller de Ömer Karaoğlu nakaratlarıyla. Bir pazar akşamı.

Yarı uykulu-uyanıklık halindeyken aklımıza gelen, bizi ne bekliyor orada, düşüncesi. Hayal edilen birkaç sahne, her şeyin beklentilerimizden daha güzel olması temennisi ile kat edilen bir yol. Bir uçtan bir uca, camdan sızan ve bizi diri tutan soğuklukla… Kendi kimliğimizi bırakıp ortama ayak uyduracağımız üç gün olacak. Ağlamamak için kendimizi sıktığımız ve utandığımız… Ayakkabımızdan, şikâyetlerimizden, mutluluğumuzdan…

İşte yoldayız. Uykuyla uyanıklık arasında, on beş saat sonra boşluktayız. Bu şehrin rengi neden yok? Gözlerim uykusuzluktan mı renksiz görüyor binaları? “Abi artık buradan ne istiyorlar”. Tüm yollar levhasız ezbere gidiliyor, insanlar hep bir tanıdık bakışla bakıyor, çocuklar çok masum. Orada kendimizi kirli hissediyoruz, saklanmak istiyoruz.

Bir balon en fazla ne kadar göğe yükselir. Kaç çocuk gülümsemesine ağlama sığdırabilir, ben nasıl buralara gelebildim? Birazdan uyanacak mıyım tedirginliği ne zaman geçecek?

İşte dönüyoruz. Sessizlik ve zeytin bahçeleri, sonsuza uzanan görsel şölen… Şehirde renge sahip olan tek şey bu ağaçlar -bir de kırmızı toprak var. Yağmur yağdığı zaman hayatı durduran, çocukların gülümsemesiyle gönüle akan his gibi, yumuşak; Kurak olunca yaşamaya izin veren, annelerin bakışları gibi sert…- Fotoğraflar tekrar o âna götürüyor hepimizi. Zihnim ayrıntıları hatırlamakta zorlansa da hissi hâlâ ilk tazeliğiyle saklı.

Geldiğimiz zamanki halimiz yok artık. Önceden seneler geçtikçe yaşıma bir sayı daha eklerdim. Geçirdiğim son beş ayda, yaşımın seneden bağımsız olarak büyüdüğünü fark ettim. İnsanları tanımakta zorlandım, bazen gördüğüm ilgiye şaşırdım, pişman olsam da çoğu zaman iyi ki dedim. İki gün önce bir yaş daha aldım. Önceliklerimi değiştirdim ve hayata yeniden başladım. Yol beni “Nereye, kiminle ve ne kadar götürür?” bilemem. Yolda olmayı sevdim; zeytin ağaçlarını, çocukların masumluğunu ve bilinmezliği…

Allah’ım bu yolda hayretimi arttır. Gücüme güç, imanıma iman kat.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar