Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Koronavirüs Karşısında İnsanlık

Modernizm, kapitalizm, pozitivizm, komünizm, materyalizm, hedonizm, pragmatizm, emperyalizm gibi her türlü “izm”le “idrakine deli gömleği giydirilen” insanlığın virüsle terbiyesi, mutlak Yaratan karşısında acziyetini idrak edebilmesi mümkün olacak mıdır acaba?

EKLENDİ

:

Emperyal güçler, koronavirüs (covit-19) gibi biyolojik savaşlar planlayıp uygulamaya çalışıyor muhtemelen. Ama bu biyolojik-emperyalist savaş; sapık evangelistlerin bir an önce kıyametin kopması ve bekledikleri kurtarıcının gelebilmesi için “Tanrı’yı kıyamete zorlamak” amaçlı değilse, siyonist kimlikli “iki ayaklı şeytanlar”ın,“beynelmilel baronlar”ın planları da olabilir.

Her ne olursa olsun, koronavirüs  silahı geri tepmiş gibi görünüyor. Çünkü ülke, millet, ırk, din, ideoloji ayrımı yapmıyor bu virüs. Zengin-fakir, zayıf-güçlü, siyah-beyaz, kadın-erkek, kültürlü-cahil, yönetici-halk, patron-işçi, emperyalist-müstemleke ayrımı da yapmıyor bu virüs. Çok ilginçtir ki bu “adil” koronavirüs, yalnızca çocuklara ve hayvanlara dokunmuyor şimdilik. 

Çılgın teknolojik gelişmelerle, kapitalist refahla, emperyal konforla, modernist hayat tarzıyla başı dönen, yörüngesini kaybeden, büyük bir kibre kapılan insanoğlunun ne kadar aciz bir mahluk olduğunu gösterdi koranavirüs belası. Bu covid-19 felaketiyle dehşete kapılan Batılı ülkelerin, yaşlıları, fakirleri ölüme terk etmesi; kâinattaki en vahşi mahlûkun modern insan olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi bu süreçte. Türlü maskelerle yaşayan insancıkların, emperyal devletlerin ve uluslararası teşkilatların gerçek yüzlerini ortaya çıkardı bu koronavirüs.

Kendilerinde mutlak güç, yönetme hakkı gören sahte ilahların hesabı varsa elbette âlemlerin Rabbi Allah’ın da bir hesabı, imtihanı vardır. Cenab-ı Allah; kâinatı, insanları düzensiz de yaratmadı başıboş da. Allah, tuzak kuranların tuzaklarını da bilen, o tuzakları da boşa çıkaracak olan mutlak ilahtır.

“Koronavirüs”ün emperyalistler tarafından laboratuvarda üretildiği gerçeği; kâinatı kozmik dengeyle yaratan ve mutlak güç sahibi Allah’ın bu virüs musibetiyle bütün insanlığı çeşitli yönlerden imtihan ettiği hakikatini değiştiremez. Allah, kullarını çeşitli yollar ve vesilelerle imtihan eder: Bazen sağlıkla bazen de hastalıkla, bazen varlıkla bazen de yoklukla, bazen zenginlikle bazen de kıtlıkla, bazen özgürlükle bazen de acziyetle…

Modernizm, kapitalizm, pozitivizm, komünizm, materyalizm, hedonizm, pragmatizm, emperyalizm gibi her türlü “izm”le “idrakine deli gömleği giydirilen” insanlığın virüsle terbiyesi, mutlak Yaratan karşısında acziyetini idrak edebilmesi mümkün olacak mıdır acaba?

 Felsefi, fikrî, sosyal, kültürel, sanatsal, pedagojik, siyasî, bilimsel ve teknik alanda insanlığı, dünyayı ifsat eden manevi virüsleri üreten, kendisiyle birlikte bütün dünyayı “buzul dağı”na doğru hızla sürükleyen, kendini ilah zannettiği için “Nuh Tufanı”nın farkına varamayan modern ve emperyalist dünya düzeni; “koronavirüs bumerangı”yla azgınlık, hayasızlık, hadsizlik, zevkçilik, bencillik, gurur, vahşet, adaletsizlik, merhametsizlik virüslerinden kurtulup kendine gelme, iflah olma fırsatını yakalayabilir mi? Felaket zamanlarındaki en büyük “cankurtaran simidi” olan evrensel ahlaki değerlere, kendi fıtratına dönebilir mi?

Koronavirüs sebebiyle her gün artan hasta ve ölüm vakalarıyla, işsizlik ve iflasların çoğalmasıyla korku hapsine giren insanoğlu, “Bir musibet, bin nasihatten yeğdir.” atasözündeki hikmeti kavrayabilecek mi? Sağlığın, sosyal hayatın, özgürlüğün, gezmenin, eğitimin, okumanın, ailenin, dayanışmanın, tabiatın, sohbetin, komşuluğun, iç âlemin, manevi değerlerin kadrini anlayıp insani bir yeni düzen kurabilecek mi?

 

Seyyid Hüseyin Nasr, bizlerin koronavirüs vesilesiyle manevi yönden önemli bir kazanım elde ettiğimizi ifade etmektedir: “Koronavirüs, bir anlamda kürelleşmeye karşıdır. Küresel olarak yayılsa da kültürel olarak etkisi tam tersi olmuştur. Bizi bulunduğumuz an ve mekân hakkında giderek daha fazla bilinçlendirdi. Ve ayrıca içimizdeki manzaraya dönmemizi sağladı.”

İyi olmak için kötülük yapmamak, iyilik yapmak yetmez. Kötülere, zalimlere meyletmemek, karşı çıkmak, en azından diliyle veya kalbiyle buğzetmek gerek. Erdemlilerin, yani adalet, özgürlük, barış, iyilik, merhamet, huzur ve güvenden yana olanların; vahşi kapitalist düzenin zalim çarklarında yalnızca kendini kurtarmayı düşünmeden, dünyayı ifsat edici bütün insanlık düşmanlarının çeşitli tuzaklarına karşı ittifak edip her türlü tedbiri almak mecburiyeti vardır. Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın “Fe eyne tezhebûn” (Nereye gidiyorsunuz?) şeklindeki ilahi ihtarını idrak edenlere selam olsun!

     “Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim

     Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak

     Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak.

     Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;

     Toprağı, rüzgârı, denizi, göğü

     O her zaman bir insanla anlamlı

     Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı

     Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların

     Ve ucuz korkuların kör kuyularına

     Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.”

                                                                   (Şükrü Erbaş)

Çok Okunanlar