Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Kurban Peygamberse, O İsmail’dir

“…Kırılacak olanı kır diyor dedem. Gir kalbine. Ne varsa kır. Hatta kalbini de kır… Şaşırıp İbrahim oluyorum yine. Kafamı uzatıp kalbime şöyle bir göz atıyorum. Zifiri karanlık. Bir kendime bakıyorum bir göremediklerime. Daha da şaşırıp; iyice İbrahim oluyorum. Daha da İbrahim. Daha da daha da…”

EKLENDİ

:

 

Allah’ın adıyla

Kanım titrektir. Bıçak değmemiş rüyaların son temsilcilerindenim. Uzun uğraşlardan sonra bugün cesedimi bir köşeye sürükleyerek kendime yol açtım. Yön duygumu, İsmail’e inen kanın ilk damlasına emanet ettim. Şaşkınlığıma dedem İbrahim’in adını verdiler. Nedendir bilmem, şaşırdığım her hal ve durumda kendime İbrahim diyorum. Bilincim bana döndüğünde başlıyorum İbrahim’i aramaya. Bu demde neler mi yapıyorum: Öncelikle Ay’ı ve Güneş’i imgelerinden soyuyorum. Soyutluyorum denebilir mi, hayır denemez. Soyduğumu, gerektiğinde tekrar giydirebilirim; soyutladığım ise, şeytanla akrabalık kurabilir. Korkuyorum. Hem dedem İbrahim de buna evet demez. Kurbanın put olmasın, İsmail olsun diyor dedem…

Kırılacak olanı kır diyor dedem. Gir kalbine. Ne varsa kır. Hatta kalbini de kır… Şaşırıp İbrahim oluyorum yine. Kafamı uzatıp kalbime şöyle bir göz atıyorum. Zifiri karanlık. Bir kendime bakıyorum bir göremediklerime. Daha da şaşırıp; iyice İbrahim oluyorum. Daha da İbrahim. Daha da daha da… Buraya bir Kâbe dikeceğiz diyor dedem. İsmail de gelecekmiş kurbanlığıyla. Gözümü karartıp giriyorum zifirin içine…

Bismillahirrahmanirrahîm. Yâ Sîn. Vel Kur’ani’l Hakîm…

Her adımda kendime takılıyorum. Adım atamaz hale geliyorum. Kır diye bağırıyor dedem. Önüme çıkan bir fast-foodu ısırıyorum. Kendini ısırma; kıracaksın, ısırmayacaksın diye daha gür bir sesle bağırıyor dedem: Fast-food öyle mi. Uzlet sandığın o şeytanî yalnızlık. Elim ayağım birbirine dolaşıyor. Bodoslama girişiyorum. Bir karanlığa boy verebilir misiniz. Biçiyorum karanlığı. Boylu boyunca ayaklarımın dibine seriliyor. Neyin ne olduğu, hangi kendimin ben olduğu daha açık seçik hale geliyor. Dede, kurbanın olayım, İsmail’in olayım, kan ter içinde kaldım, şu üçüne gücüm yetmiyor diyorum. Bana Yusuf’u çağırın diyor dedem, o tir tir titreten celaliyle. Yusuf geliyor ve o üç puttan en büyük olanının boynuna dedem İbrahim’in baltasını asıyor…

Şaşırma diyor dedem bana dönerek: Bir gün, kimindir bu balta diye soran olursa, söylersin.

El Müheymin el Müheymin el Müheymin celle celalüh

 

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar