Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Kurban

Bugün bizim en değerli varlığımız neyse onu kurban edersek yakınlaşmış oluruz; milyonluk/milyarlık bir adamı 2-3 bin lira(lık bir hayvan) O’na yaklaştırmaz; o (2-3 bin lira) bir öğünde onu bir lokantada yiyor, oğluna harçlık olarak veriyor. Fakir ise borçlu olduğu için zaten kurban kesmiyor.

EKLENDİ

:

Fark’tan Furkan ve Karae’den Kur’ân gibi Karebe’den Kurban…

Furkan: İyiyi kötüden, hakkı bâtıldan ayıran, farklı kılan…

Kur’ân: Çok çok okunan anlamı yanında tüm okumaları toplayan, cem eden, okumalara “anlam veren” (tüm kitaplar tek bir Kitâb’ın çok daha iyi okunup-anlaşılması içindir.).

Kurban: Yakın olmak, yak(ın)laşmak… Yakın olmak ve yak(ın)laşmak için kesilen “hayvan”. Kurban olmak: Kendini fedâ etmek.                                                                                           Kurban kesmek: Yakın olmak ve yak(ın)laşmak için en sevdiğini gözden çıkarmak.                        Kurb: Yakınlık.

Birine (…-e) yakın olmak için onun istediği gibi olmak, onun istediği şekilde yaşamak gerekir; O, Allah ise, Allah’ın istediği düzene/İslâm’a göre yaşamak… İslâm hem silm = barış hem teslim(iyet) demektir; Allah’a = Allah’ın Emrine = Dinine = İslâm’a teslim olunursa barış/esenlik/huzur bulunur.

Allah “için” kurban kesmek: Allah’ın dini = emri = düzeni için fedakârlık yapmaktır; Allah’ın bir şeye ihtiyacı olmaz. Kurbanın farz kılındığı gün, fedakârlık yapılabilecek en değerli şey = kurban “koçtu/hayvandı”, bugün başka bir şey olabilir, ama gelenekten/sünnetten sapılmasın diye bu gelenek/sünnet sürüyor/sürmeli…  İbrâhim’den oğul kurbanlık olarak istenmişti, O’nun (İbrâhim’in) en değerli varlığı oğluydu, o/kurban kendi canından bile değerliydi.

Bugün bizim en değerli varlığımız neyse onu kurban edersek yakınlaşmış oluruz; milyonluk/milyarlık bir adamı 2-3 bin lira(lık bir hayvan) O’na yaklaştırmaz; o (2-3 bin lira) bir öğünde onu bir lokantada yiyor, oğluna harçlık olarak veriyor. Fakir ise borçlu olduğu için zaten kurban kesmiyor.

Ama…

Bugün biz gerek fakirler gerek zenginler olarak her şeyi benimsediğimiz/sahiplendiğimiz için, Allah için = Allah’ın istediği barış/silm düzeni için malımızdan, zamanımızdan, canımızdan, uykumuzdan, rahatımızdan verdiklerimizi fedakârlık olarak görüyoruz; bu fedakârlık “canımızı acıtıyor = rahatımızı/keyfimizi bozuyor”, vazgeçtiklerimizi “kurban” olarak görmüyoruz ama bilindik/fıkhî anlamı ile kurban = hayvan kesmiş oluruz; oysa onların hepsini O bize vermiştir.

Kurban yakınlaşma ise -ki öyledir-, bu yakınlaşma için en azından üç aşamalı bir çaba gereklidir: Tanışma/tanış olma, Arkadaş olma ve Dost olma aşamaları… Tanımadığımız biri ile arkadaş olamayız, arkadaş olmadığımız biri ile de dost olamayız. Tanış olmadan arkadaş olunmaz, arkadaş olunmadan da dost…

İbadet olarak kurbanda da bu üç aşamaya “benzer!” bir aşama yaşanmalı. Tanışma, bilgi/ilim ile, Allah’ın dinini bilme ile; “arkadaşlık!” (hâşâ Allah ile arkadaş olunmaz) Allah için Allah’ın dediği yerlere/kimselere verme, fedakârlık yapma ile; dostluk da O’nun Rızası için en sevdiğimiz şeylerden vazgeçme ile olur.

Bugün kurban kesenlerimizin çook büyük bir çoğunluğu kendi (evi) için kurban kesiyor; evine kurban eti getirmezse/girmezse kurban kesmez; sanki maksadımız Allah’a yakın olma değil! Allah’a yakın olma (=kurban = ibâdet), sadece et/hayvan kesmekle olmaz; Allah’ın istediği gibi yaşamakla, İslâm’ı hayat tarzı kılmakla olur.

Allah’a yakın olma, mekânsal (mesafe ile ilgili) bir şey de zamansal (süre/zamanla ilgili) bir şey de değildir; o, ontik ve manevîdir; herkes kendi imkânı nispetinde O’na yaklaşır; kimi malıyla kimi canıyla kimi evlâdıyla, kimi ilmi-ameli, kimi samimiyeti ve sadakatiyle… Burada yakın olan ötede de yakındır; uzak olan da uzaktır.

Herkes, vicdanına danışınca O’na nasıl yakın/kurban olacağını bilir ama bu, çoğu kimsenin işine gelmez, kendince kolay olanı, kendi işine geleni seçer.

Rabbimiz Allah, kurbanlarımızda, Kendisi ile yakınlık kurmakta olduğumuz şeylerde, fedakârlıklarımızda, vermelerimizde, vazgeçmelerimizde bizdeki samimiyete bakar, onu İbrâhim’de gördü ve O’nun kurbanını kabul etti.

O’na en yakın olanlar Elçileri ve Dostlarıdır = Enbiyâ ve Evliyâ’dır, Onlar korkmayacak ve üzülmeyecektir. O’na yakın olmazsak, yakın olmak için kurban sunmazsak bizleri büyük korku, büyük üzüntü bekliyor.

Sizin de bizim de kurbanımızı Rabbim kabul eder inşallah; işte ancak o zaman bayram eder, korkmaz, üzülmeyiz.

Kurban Bayramı(m/n)ız mübarek olsun! Rabbim kurbanlarımızı kabul etsin, bizi Kendisine yakın kılsın!

Aaaamiiiin…

Çok Okunanlar