Bizimle İletişime Geçin

Düşünce

Küresel Kuşatma: Web 1-2-3.0 Nedir?

En yakınlarımızla konuşmayı bırakıp siri ile konuşmayı, açık havada oyun yerine hücre hapsi görünümlü odalarda hareketsiz oturarak “oyun” oynamayı zihnimizde ve sosyal hayatımızda normalleştirdik. Bu perişan halimiz, evrim geçirdiğimizin en büyük kanıtıdır. İster kabul edelim ister etmeyelim 21. yy. insanları “dijital evrim” sürecini yaşamaktadır. Bu evrimin aşıları da web 1-2-3 araçlarıdır. Aşılar uyanmaya fırsat vermeden en uygun zamanlarda yapılarak uyutma ve evrimleşme devam başarı ile sürdürülmektedir. Hem de her bir aşının yan etkisinin bir sonrakinde giderileceği garanti edilerek “ümit”li olmaya inandırılarak.

EKLENDİ

:

İnternet (International net/Uluslararası ağ), ilk olarak 1985 yılında ABD’de kullanılmaya başlandı ve büyük bir hızla tüm dünyaya yayıldı. Adı ve yapacağı işin giriftliği o kadar fantastikti ki, bir ülkeden diğer ülkeye geçerken pasaport, izin, kanun, gümrük, ihracat/ithalat, kota, vergi gibi bugün ülkeler arasında büyük sorun olan hiçbir şey İnternet’in sınırları geçişinde hiç yaşanmadan devasa bir ağ örüldü.  Birbirine çöpünü vermeyen ülkeler kablonun ucunu diğerine istemeden uzatmışlardı bile. Ticarette kota koyan, sevmediğine ambargo, kızdığına demokrasi götüren ABD, İnternet’in sınırsız kullanılmasına dair en ufak bir fikir beyan etmemesi ve kural koymaması “çağın en ilginç gerçeği”dir.

İnternet hizmeti başladığında web (www) diye bir şey yoktu. Yani siteleri açıp sörf yapmak, face’de sınıf arkadaşları ile chat yapmak, youtube’dan müzik dinlemek icat edilmemişti. Ofislerde bilgisayara yüklü programlarla, yazıcılarla işler yapılır, internetten eposta gönderilir; resim, müzik dosyaları aktarılır ve popüler uygulama programı olan Usenet (Forum sitelerinin ilkeli) ile haber gruplarına girilip dünyadan haber alınmaya çalışılırdı. Vakta ki 1993 yılında ABD’de web (www) icat olunca masaüstünde Explorer isimli bir simge konuldu… Bu simge tıklanınca açılan penceredeki adres boşluğuna yabancı bir sitenin adını yazılır ve birkaç dakikaya o sitenin bilgileri yüklenince uzaklardaki bilgileri ekranımızda görmüş olurduk. İnternet 1993 yılında ülkemizde kullanılmaya başladığında adı Türkçe olan bir tane bile site yoktu. O zamanlar Google arama motoru, youtube gibi siteler de olmadığından yabancı site adları haber gruplarından öğrenilirdi.

Web Nedir?

Uluslararası ağ (İnternet) tüm ülkelerin resmi ve özel kurumlarına, üniversitelerine, kütüphanelerine ulaşmış, fakat bilgisayarı olan kullanıcıların bilgisayarındaki kişisel bilgilerine tam ulaşamamıştı. Biz “computer”e beklenen fayda adına “bilgi sayar” adını verirken batı “hesap yapar” diyerek uzun vadeli hesapları yapmaya çoktan başlamıştı bile. Yapılan hesaplamaya (computing) göre dijital efendilerin data merkezlerinden kişisel bilgisayara bir olta uzatılacaktı. Oltanın ucunda kanca, kancanın ucunda da insanı uçurumdan aşağı atan ve tek gerçeklik olan “bilgi” olacaktı. Bilgiye acıkmış insanoğlu kancayı tutunca, kanca damağa değil dimağa geçecek ve av sevinçten çırpınmaya başlayacaktı. Çırpındığı merkezden tespit edilince, oltanın ipi çekilmeye insanoğlu bilgisayarın içine dolmaya başlayacaktı. Ve nitekim öyle oldu. Sayısız oltalar “bedava veri” ikram etmek için birbirleri ile yarış yapar görünmeye, hatta buradan buyurun diyerek tanıtım/pazarlama, reklam faaliyetlerine bile girdiler. Bedava bilgi siteleri, devasa bilgi toplama merkezleri inşa edip “portal” denilen limanlar/kompleksler oluşturdular. Her şey kullanıcının rahat etmesi içindi. Artık siteler, portallar, bölgeler bir “üs” sün etrafında kümelenmeye başlamıştı.

Bilgisayardan insana, insandan bilgisayara veri taşımaya yarayan ileri yazılım ve teknoloji araçlarının çalıştığı “üs” se web denir. Bu üs’te www, https, ftp gibi veri taşımaya, işlemeye yarayan ayrı ayrı karargâh merkezler vardır. Bunlar bir ordunun kara, deniz, hava kuvvetleri gibi ayrı ama ortak bir amaca hizmet eden orduları gibidir. (World Wide Web /Büyük Dünya Ağı) yani www, günümüzde evinde bilgisayarı, elinde telefonu, hattında İnterneti olan kişinin, bu üs’sün uç karakol komutanı olmasını sağlayan bir teknoloji harikasıdır. ABD’nin ülkemizde kurup yönettiği İncirlik üssü neyse, web hizmeti de evlerde, ofislerde, resmi dairelerde odur. Dijital üs’sün İncirlik üssünden tek farkı, efendinin kim olduğunun henüz bilinmemesidir. Biz buna dijital efendilerimiz deyip geçelim…

Web, İnternet üzerine çalışır. Yani web’in çalışmasına yardım ve yataklık eden tek araç İnternet’tir. İnternet, üs’te faaliyet gösteren karargâhların “veri taşıma trafiğini” (hava trafiği gibi) teknik olarak düzenler ama verinin içeriği ile kesinlikle ilgilenmez. Dünyayı yok edecek bir uygulamanın emri İnternetten verilse dahi müdahale etmez: O kadar demokrattır ki mutlak tarafsızdır. Bu anlamda İnternetin ahlakı, kuralı, kanunu, dini, kutsalı yoktur. Hatta İnternet demokrasi ile özdeşleştirilerek İnternetin olmadığı yerde demokrasi de yok denilmeye başlanmıştır. Böylece İnternetin “yok” ları, demokrasinin varlığına sebep olan “etik değerler ” haline dönüşmüştür.

Veri taşıma işini basit olarak şöyle açıklayabiliriz. Diyelim ki ABD’de bir arkadaşınıza “merhaba” içerikli bir tek kelimden oluşan bir eposta yazdınız. Mail programı (yazılım) merhabayı önce makine diline çevirerek “0 ve 1”lerden oluşan uzun kelimeler oluşturur, o dijitleri (0 ve 1’leri) parça parça ederek paketler haline getirir, paketlerin üstlerine gideceği adresi ve paketin yükünün ağırlığını (MB) yazar ve ABD’ gidecek yolda en boş kanallar hangisi ise onları mili saniyeler içinde tespit eder ve paketleri o boş kanallardan gönderir. Bir merhaba kelimesi örneğin 3-5 parçaya ayrılır ve kaynaktan çıkan bu parçalardan biri Rusya üzerinden, diğeri Çin’den, bir diğeri ise Avrupa, Afrika yolundan kıtalar dolaşarak hedef adrese aktarılır. Yol boyunca aktarım merkezlerinde yükün özellikleri, ülke giriş ve çıkışlarında gümrük işlemleri gibi bilgiler düğüm denilen kayıt defterlerine yazıla yazıla gideceği adresteki posta kutusuna ulaştırılır. Hedef merkezinde paketleri karşılayan bir görevli vardır ve gelen paketleri sırasına göre bir tabloya yerleştirir. Tüm paketler gelmişse yükün gönderildiği kaynak merkeze “alım tamamlandı” mesajı gönderir ve sizin ekranınızda “Mailiniz gönderildi” yazar. Eğer parçalardan biri gelmemişse kaybolan paket aranır bulunur. Çalınmış, kopyalanmış, bozulmuş ise hırsızların veya hatalı iş yapanların peşine düşülür. Ve tabii ki gönderdiğiniz mailin bir kopyası da dijital efendilerimizin bilgisayarında saklanır. Biz kendi işlerimizi yaparken, webden bilgiler öğrenip videolar izlerken, aslında ark planda leş kargaları ağa düşürttükleri kurbanın parçalarını bölüşür, aşırdıkları verileri big data merkezlerine doldurmaya devam ederler. Herhangi bir web sitesini kullanmak istediğinizde yüzlerce gizli web sitesi bilgisayarınızda sizin bilgilerinizi paylaşmak için sizin ENTER’a basmanızı beklerler. Yani web’de ne iş yaparsanız yapın sanki o yapılacak iş perde önünde size ikram edilen sanal mutluluk olarak sunulurken, perde arkasında kıyamet kopar. Trilyon dolarlık büyük bir dijital pazar kurulur. Devasa big data şirketlerinin temsilcileri, tröstler, mafyalar, eli kanlı dijital örgütler, veri hırsızı şebekeler, istihbarat birimleri, taşörenler, lağım fareleri, Truva atları, solucanlar, siyah renkli (gözlüklü ve elbiseli) siteler, hackerler, kendi aralarında gizli protokollerle yaptıkları antlaşmalara göre kavga etmeden kurbanın (yani sizin) üstünüze çöker, sizin karşınıza geçer ve ekrandan sizi seyretmeye, bilgilerinizi vakumlamaya, kayıt defterlerinize, şifre merkezinize, log kayıtlarına  girip bilgilerinizi büyük bir ustalıkla çalmaya başlarlar. Bu hırsızlar ordusu, sizin webe girmenizi bekleyen, sizin masum bir siteyi kullanmanızı fırsat bilen çakallar, yamyamlar ve hırsızlar ordusudur. İnsanın zaafını bilirler, zaafına yenileceğini de bilirler ve bilgisayarın kapısından usanmadan beklerler. Kişinin en büyük zaafı ise web sitesine yada webdeki bilgiye ihtiyaç duymasıdır. İnsanı webdeki bilgiye ihtiyaç duyacak vr vaz geçemeyecek hale getirme işlemi de yukarda anlattığım gibi en fazla 25 yıllık bir iştir.

Sizi web alemine bağlayan tarayıcı (browser) programının adres satırına bir web sitesinin adını yazdınız: (www.insaniyet.net) sitesi şimdi karşınızda. Eğer site, web 1.0 araçları kullanılarak geliştirilmiş ise sadece ekrandakileri okuma, resimleri gösterme hizmeti verir. Bu birinci versiyonda bilgiler statiktir. Eğer yapacağınız iş bu (okuma/gösterme) özelliklerine uyuyorsa web 1.0 araçları kullanmanız tavsiye edilir.

Web’in ikinci sürümü olan web 2.0 araçları, kullanıcı ile karşılıklı etkileşim sağlayarak (sorduğu sorulara cevap verir, size başka yeni hizmetler sunarak alıp götür gibi) hizmet verir. Eğitim programlarında olduğu gibi; öğrenciye soru sorar, verilen cevabı alıp değerlendirir ve kullanıcıya “doğru” veya “yanlış” gibi bir cevap verir.  Web üzerinde bir ankete katılıp online (çevrim içi) cevaplar vermek, bilgisayardaki dosyaları “bulut” denilen uzaklardaki depolara yüklemek, aynı anda birden fazla (milyonlarca) kullanıcıya bir programı kullandırtmak ve bu kullanıcıları bir biri ile iletişime geçirmek (oyun programlarında olduğu) gibi özellikler içerir. Son zamanlarda moda olan uzaktan eğitim programları (zoom, Tims, Skype vd.) ve web seminer kelimelerinden türetilen webinar ile zaman-mekân bağımsız toplantı hizmeti sunar. Ayrıca 3B şekilleri ve gerçeğini görmek/yapmak masraflı veya imkânsız olan eğitimleri öğrencilere göstermeye yarayan arttırılmış gerçeklik (Augmentin Reality)  uygulamalarına da izin verir: Örnek olarak, hücrenin içinde bir yolculuğa çıkmak veya bir depremin ev çeşitlerinde yıkıcılık etkisini ölçmek için animasyon yapmak gibi. Bu günlerde daha çok web 2.0, azınlıkta olsa da yaptığı işe göre web 1.0 siteleri kullanılmaktadır.

Şayet sitemiz veya telefonumuzdaki uygulamalar Web 3.0 ile geliştirilmiş ise (henüz pazara çıkmadı) size sunulan hizmetler çok daha farklı olacaktır. Yapay zekâ uygulamaları ile zenginleştirileceği söylenen web 3.0, önceki yazılarımda sözünü ettiğim “big data” ile geliştirilmiş programlara yerini bırakacaktır. Kişilerden izinli/izinsiz aşırılan veriler ile yazılan programlarla kullanıcı “şaşırtılarak” ilgi çekilmeye devam edilecektir.

Yapay zekâ destekli olacağı söylenen web 3.0 şimdiye kadar toplanmamış veriyi daha hızlı ve “güvenli” toplayarak insanın dijital efendilere köle oluşunu da hızlandıracaktır. Çünkü yapay zekâya bağlı çalışması tasarlanan Endüstri 4.0’ın  üç temel ayağından  biri olan “nesnelerin İnterneti”nde her elektrikli aygıt İnternete bağlanarak “insan, çevre, iklim” gibi küresel verilerin bilgisi elde edilecektir. Tabi yine bir hizmet veriliyor görüntüsü altında veriler karanlık merkezlere akmaya devam edecek.

En yakınlarımızla konuşmayı bırakıp siri ile konuşmayı, açık havada oyun yerine hücre hapsi görünümlü odalarda hareketsiz oturarak “oyun” oynamayı zihnimizde ve sosyal hayatımızda normalleştirdik. Bu perişan halimiz, evrim geçirdiğimizin en büyük kanıtıdır. İster kabul edelim ister etmeyelim 21. yy. insanları “dijital evrim” sürecini yaşamaktadır. Bu evrimin aşıları da web 1-2-3 araçlarıdır. Aşılar uyanmaya fırsat vermeden en uygun zamanlarda yapılarak uyutma ve evrimleşme devam başarı ile sürdürülmektedir. Hem de her bir aşının yan etkisinin bir sonrakinde giderileceği garanti edilerek “ümit”li olmaya inandırılarak…

Çok Okunanlar