“Muhened”
İlk olarak rahmetli babaannemden duyduğum, onun özellikle dualarında çok kullandığı ve bizim Tokat yöresinde yaygın olan, kökenini bilmediğimiz zamanlara kadar uzanan çok eski bir kelimedir.
Muhtemelen Tokat’a da ata yurdu Orta Asya’dan getirmiştik.
Belki de Orta Asya’da yaşamış 124 bin peygamberden birisinin duasından alınmış, nesilden nesile aktarılmıştı.
Günümüz Türkçesine aktarmak gerekirse, “muhened” kelimesinin anlamını tarif edebilmek için birçok sözcük kullanmamız gerekiyor.
Konsantre bir kelimeydi; birçok eski kelimemizde olduğu gibi.
“Dil, varlığın evidir.” der Martin Heidegger.
Bu sebeple dilin muhafazası; vatanın, bayrağın ve ezanın muhafazası kadar önemlidir.
Böyle köklü ve değerli, bize emanet olarak getirilen kelimelerin korunması ve günümüzde de yaygın biçimde kullanılması için hepimize önemli görevler düşüyor.
Bu yazı da bu vefanın bir yansıması olarak kaleme alınmıştır.
“Muhened” kelimesinin kısa bir açıklamasını günümüz insanına şöyle yapabilirim:
“Muhened insan”, bezm-i elestte “Elestü bi Rabbiküm?” sorusuna “Belâ” diye cevap verdiği hâlde, bile bile o sözü ve o sözün gereğini inkâr eden; sözüne, yani emanete ihanet eden, nankör kimseyi tarif için kullanılan ve bu manaya en çok yakışan kelimedir.
“Muhened” kişi, öncelikle kendisini yoktan yaratan Rabbine karşı nankördür:
“Muhakkak insan Rabbine karşı çok nankördür.” (Âdiyât, 100/6)
Sonrasında “muhened” diye ifade ettiğimiz, Rabbine karşı nankör olan kimse, O’nun yarattığı insanlara, canlılara ve bitkilere karşı aşırı sert, çok kaba, fazlasıyla acımasız, insafsız ve gaddardır.
Babaannemin belki de en çok yaptığı dualarla yazımı tamamlayalım:
“Allah hiç kimseyi muhenede muhtaç etmesin.”
“Allah bizi muhenedlerden korusun.” Âmin.
