Bizimle İletişime Geçin

Şahsiyet

Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan

Hocamız üniversite kürsüsünde iyi bir akademisyendir; özellikle İslam Edebiyatı alanındaki ve diğer sahalardaki Arapça ve Farsça metinlere olan vukufiyeti dolayısıyla yaptığı çalışmalar ve verdiği eserler kalıcı izler bırakır. Fakültede hem öğrencileriyle hem de meslektaşlarıyla gayet samimane bir münasebeti vardı. Diğer taraftan cami kürsüsünde ve çeşitli vesilelerle halka açık alanlarda yaptığı vaaz ve sohbetlerinde hem cami cemaatine ve hem de üniversite gençliğine çok faydalı olur, bu vesileyle kendisini sevenler günden güne artar.

EKLENDİ

:

Merhum hocamız Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan, 14 Nisan 1938 tarihinde Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe köyünde doğar. Babası Halil Necati Efendi, annesi Şadiye Hanım’dır. Büyük dedesi Molla Abdullah, tahsilini İstanbul’da tamamlar. Nakşibendî-Hâlidî şeyhi Ahmed Ziyaeddin-i Gümüşhânevî’ye intisap eder. İstanbul’da Fâtih medreselerinden icâzet alan dedesi Molla Mehmed ise I. Dünya Savaşı’nda şehit olur. Babası Hafız Halil Necati Efendi (1906 – 5 Haziran 2006) ailesiyle birlikte 1942 yılında İstanbul’a gelir ve İstanbul Müftülüğü bünyesinde 19 yıl çeşitli hizmetlerde bulunduktan sonra emekli oldu.

Mahmud Esad Coşan Hocamız, 1950’de Eminönü Vezneciler İlkokulu’nu, 1953’de Vefa Lisesi ortaokulunu, 1956’da aynı okulun lise kısmını bitirir. Ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi bölümünde yükseköğrenimini tamamlar. Aynı fakültede Arap Dili ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ve Türk-İslâm Sanatı sertifikaları alarak 1960 yılında mezun olur. Daha erken yaşlarda babasıyla birlikte Nakşibendî-Hâlidî şeyhlerinden Serezli Hasib Efendi (1863-1949) ve Abdülaziz Bekkine (1895-1952) hazretlerinin, 1952’den itibaren Bursa’dan İstanbul’da gelip Abdülaziz Bekkine’nin yerine geçen Mehmed Zahid Kotku hazretlerinin sohbetlerine katılır. Fakülteyi bitirdiği sene Mehmed Zahid Kotku hazretlerinin kızıyla evlenir ve bu evlilikten üç evladı olur.

Edebiyat Fakültesini bitirdiği sene Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde açılan imtihanı kazanarak Klasik Dinî Türkçe Metinler Kürsüsü’ne asistan olarak tayin edilir. 15. asır müelliflerinden “Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri” adlı teziyle 1965’te doktorasını tamamlar. “Hacı Bektâş-ı Velî’nin Makālât” adlı eseri üzerinde yaptığı çalışmasıyla 1973 yılında doçent, “Matbaacı İbrâhîm-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiyye” isimli takdim teziyle de 1982’de Profesör unvanını alır. Fakülte yıllarında aldığı Arapça, Farsça ve İngilizcenin yanı sıra, o tarihlerde profesörlük için lüzumlu olan iki batı dili şartından dolayı Almanya’ya giderek Almanca öğrenir ve akademik yükselişini tamamlar.

İlâhiyat Fakültesi’ndeki derslerinin yanında 1967-1968 öğretim yılında Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nde, 1977-1980 yılları arasında da Sakarya Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi’nde kendi alanıyla ilgili çeşitli dersler okutur. Bu arada hafta içi Ankara’da, hafta sonlarında da Bursa, Adapazarı ve İstanbul’daki hadis derslerini de devam ettirir. Bu hizmetler 1987’de kendi isteğiyle emekliye ayrılışından vefatına kadar ülke çapında ve yurtdışında artarak devam eder.

1977’den itibaren şeyhi Mehmed Zahid Kotku Hazretlerinin emriyle İskender Paşa Camii’nde pazar günleri Gümüşhânevî’nin “Râmûzü’l-Ehâdîsi”ni okutmaya başlayan Hocamız, aynı yıllarda kış aylarında Ankara Hacı Bayrâm-ı Velî Camii’nde haftanın belli günlerinde de Râmûzü’l-Ehâdîs dersleri verir.  Yine o yıllarda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ek hizmet binası olarak kullanılan Ulus’taki Ankara Palas Oteli’nde özellikle üniversite öğrencilerine yönelik Türk İslam Edebiyatı ve Osmanlıca seminerleri düzenler. Devlet Planlanma Teşkilâtı’nca oluşturulan komisyonda yer alır ve Türkiye’nin Mânevî Kalkınma Raporu çalışmalarına katılır. Mehmed Zâhid Kotku Hazretlerinin vefatının (13 Kasım 1980) ardından, onun yapmış olduğu irşad hizmetlerini devam ettirir.

Hocamız üniversite kürsüsünde iyi bir akademisyendir; özellikle İslam Edebiyatı alanındaki ve diğer sahalardaki Arapça ve Farsça metinlere olan vukufiyeti dolayısıyla yaptığı çalışmalar ve verdiği eserler kalıcı izler bırakır. Fakültede hem öğrencileriyle hem de meslektaşlarıyla gayet samimane bir münasebeti vardı. Diğer taraftan cami kürsüsünde ve çeşitli vesilelerle halka açık alanlarda yaptığı vaaz ve sohbetlerinde hem cami cemaatine ve hem de üniversite gençliğine çok faydalı olur, bu vesileyle kendisini sevenler günden güne artar.

Ders ve sohbet halkalarının yanı sıra medya alanında da faaliyet gösterir. Yayımlanmasına öncülük ettiği “İslâm”, “Kadın ve Aile”, “İlim ve Sanat”, “Gülçocuk”, “Panzehir” gibi haftalık veya aylık dergilerde başyazılar yazar. Ulusal ve uluslararası frekansta yayın yapan Akra FM radyosunda gayet hoş, tatlı ve yumuşak üslubuyla, hadis ve tefsir dersleri yaparak nice dinleyicinin dinî, ahlaki ve tasavvufi alanda yetişmesine katkı sağlar.

Diğer taraftan çeşitli vakıf ve derneklerin kurulmasına vesile olur.  Hakyol Eğitim Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı”, “İlim Kültür ve Sanat Vakfı”, “Sağlık Vakfı”, “İlim Kültür, Ahlâk ve Çevre Derneği” ile “Hanımlar Derneği” bunlardan bazılarıdır. “Hakyol Vakfı” bünyesinde İstanbul’da bir hadis enstitüsü, Ankara’da da fıkıh enstitüsü kurar. Ancak ülkedeki siyasal ortamın elverişsiz şartlarının faaliyetlerini engellemesi üzerine 1998’de Avustralya’ya yerleşir. Burada da birçok cami, kültür merkezi ve kurumların açılmasına öncülük eder. Bir cami açılışına giderken Dubbo şehri yakınlarında geçirdiği trafik kazasında damadı Ali Yücel Uyarel’le birlikte 4 Şubat 2001 tarihinde vefat eder. 8 Şubat 2001’de İstanbul’a getirilen naaşı ertesi gün Fâtih Camii’nde on binlerce cemaatin iştirak ettiği cenaze namazının ardından Eyüpsultan Mezarlığı’na defnedilir. Rahmetullâhi aleyhi rahmeten vâsia…

Merhum hocamızın yurtiçi ve dışındaki geniş yelpazeli hizmetlerini muhterem oğlu Nurettin Coşan devam ettirmektedir. Hocamızın akademik çalışmalarının yanı sıra gazete ve dergilerde yazdığı makaleler, ilmî sempozyum ve konferanslarda, televizyon ve radyolardaki konuşmalarından ve çeşitli vesilelerle yapmış olduğu sohbetlerinden derlenerek yayımlanan bir kitapları tekrar tekrar yayımlanır. Sesli ve görüntülü yayınlar aracılığıyla yaptığı irşad faaliyetleri sağlığında olduğu gibi aynen devam ettirilir. Rabbim kendisine rahmet eylesin, kabri pür-nur, makamı âlî, derecesi yüce olsun; bizleri de şefaatine nail eylesin…

Çok Okunanlar