Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların başına değişik sıkıntılı haller, çözmekte zorluk çekeceği ıstırap verici durumlar gelebilir. Bu gibi durumlarda hemen panik olup şaşıran insan bir çökkünlük yaşar. Belâlar, musibetler ve ânî karşılaştığı durumlar karşısında metanetini koruyup sabır göstererek travmayı ucuz atlatanlar olduğu gibi karamsarlığa gömülüp hayatın yaşanmaz olduğuna inanarak gönüllerini ve günlerini karartanlar da vardır. Diğer taraftan dertlerin içimizde kök salıp dal budak sarmasına izin verirsek dünya bize zindan olur. İçimize postu seren sıkıntı ve burkuntuları fark ettiğimizde kök salmasına fırsat vermeden bir olumlu çabamız olmalıdır. Daha kötüsü de insanın karşılaştığı musibetlerin hiç bitmeyeceği kaygısına düşmesidir. Hâlbuki hayatta hiç bir şey çivi gibi çakılı kalmaz; biri gider diğeri gelir, akış sürekli devam eder.
İhtiyat kapısı
Aslında derinlemesine düşündüğümüzde sabır bütün ıstırapların, güçlüklerin, sıkıntıların ve bunalımların anahtarıdır. Çünkü dikkatimiz ve rikkatimiz bize yeni umut kapılarını gösterir. Sabır aynı zamanda ihtiyata özen göstermedir. Çünkü ihtiyat herhangi bir konuda çaresizlik yaşandığında karamsarlık sarmalına kapılmadan daha sonrasını/geleceği düşünerek dengeyi kaybetmemektir. İhtiyat sahiplerinin gelecek konusundaki öngörüleri daha isabetlidir. Esen her rüzgâra kuru bir yaprak gibi kapılmadan kaya gibi sağlam kalabilmektir. Hatta oradan buradan üflenen hileli, şeytanî telkinlere aldanmamaktır. İhtiyatsızlık, dirayeti ve dengeyi kaybederek tedbir fırsatlarını kaçırmak demektir. İhtiyat, bir görme engellinin adımını güvenerek yavaş atması gibi tedbir çıtasını yüksek tutmaktır. İhtiyat, tedbirler zincirini koparmadan önümüzdeki sisi yarmak anlamına gelir. Öyleyse sabır deyince içinde bulunduğumuz müşkül durumdan kurtulmak için ihtiyatın bize açacağı kapılardan tercih ettiğimize yönelmektir. Yani miskin postuna oturup çaresizliğin ininde kalmak değildir. Usta Neşet Ertaş ne güzel söylemiş: “Derde düştüm dermanını kurdum.” diye.
Fıtrat Kapısı
Fıtrata çıkan yolu bulmak için kıpırdamak, hareket etmek aydınlık ufkuna bakmak gerekir. Mutsuzluk ininden çıkabilmek için kaygı konağının kapısını kapalı tutup önümüzde duran kapılardan fıtrat kapısını tıklatmak yararımıza olacaktır. Belki de fıtrat kapısı yeni bir fırsat kapısıdır. Bilelim ki kendimizi evrenin ve içindekilerin emanetçisi değil de asıl sahibi gibi görerek varoluşumuzun kaynağı ile bağımızı koparmak hasret ve kaygılarımızı köpürtecektir.
Yavaşla, Acele Etme
Şunu da eklemek istiyorum: Olumlu düşünme çabası, hareketsiz kalma arzusunu kırma ve fiziksel aktiviteyi artırma sabır müfredatına alınmalıdır. Sabredip nefes alınmadığında acele davranış tarzı benimsenir. Ara verip yavaşlayarak ivedi tutumlalardan canavardan kaçar gibi kaçmalı. Çünkü acelecilik içimizde hoşnut olmayacağımız pişmanlık meyvesinin büyümesine sebep olur. Acelecilik yanılarak hata etmemize ve isabetsiz kararlarla fırsatları kaçırmamıza yol açar. Ve yine yeni fırsatların oluşmasını beklemeden acele ederek tökezlediğimizde hâlâ ahmaklığımızı fark edemeyebiliriz. Acele eşeğine bindiğimizde hedefimize ulaşamayıp yüz üstü düşer kapaklanırız.
Sabır, bizi duraklatan her ne ise nefes almamız, dikkat edip sorgulamamız ve tefekkür etmemiz için tam da bir fırsat olabilir. Sabır vücudumuzdaki beyin ve kalp frenlerini aktif duruma getirmektir. Ama asla pinti pinti oturup beklemek değildir. Sabır musibet anında gösterilecek ilk tepkidir.
İrade İpini Sıkı Tut
Sabır irade ipini elinden bırakmamak, idrak yolunu açık tutmak gibi çözüm tarafında durmak demektir. Ağır ve çekilmez sıkıntılarla karşılaştığımızda kendimizi bırakmadan, içimize burkulmadan yeni bir arayışa girmek sabır/kendimizi tahkim demektir.
Hayat kayıplarla sürüp giderken bir taraftan da bizi olgunlaştırır. Acılar ıstıraplar hepimizin kapısını bir şekilde çalar. Gelen her çeşit duyguyu bir misafir olarak görmeli. Onu nasıl karşılayıp ağırlayacağımıza biz karar vereceğiz.
“Sabırlı ol! Şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü ziyan etmez.” (Hûd: 115)
Eğer ruh dünyamızda bir disiplin yani sorumluluk anlayışını içselleştirdiysek kararlılığımız devam eder. Pes etmeden yeni bir çıkış yolu arama direnci, aradığımız ışığı bize gösterir. Olaylar karşısında yılmadan yıkılmadan mecalimiz oranında adım atmaya devam ederiz. İşte sabır dediğimiz de bu olsa gerek. Aynı zamanda sabır yeni bir bilgiye ulaşma umudunu kaybetmeden yeni şekiller ve plânlar üzerinde kafa yormaktır.
Kuyuya düşen ne yapar?
Dur, yavaşla nefes al bilincini genişlet. Çözüm ara.
“İslâm muhtevasının dikkat bütünü sabırdır.” (Sezai Karakoç SÜTUN-2 S. 694 Fatih Yayınevi:1969)
Çünkü sabır karşılaşılan olumsuz bir durum sonucunda bocalayıp çöküntüye uğramadan dağınık duygulardan hemen sıyrılıp dikkatleri toplamaktır.
Sabır zorluklar karşısında kendini bırakmadan direnmedir.
Sabır ruh çöküşü ve bocalamaya karşı canlılığı sürdürme direncidir. Bu direnç sürdürülebilirse başka güzelliklere maya olur.
Dur, Gevşeme, Düşün.
Sabır bir çeşit duraklama şeklidir. Durduğumuz zaman düşünme fırsatı kazanırız. Ne yapmamız gerektiğine ilişkin arayışa gireriz.
Sabır inançlarımızdan ve değerlerimizden kuşkuya kapılmadan duruşumuzu bozmadan yeni ve temiz bir yol açması için yaratana sığınmaktır; bol duâ ile tazelenmektir.
Geciken bir şey olduğunda kaygılar, tedirginlikler ve umut tıkanıklıkları yaşanabilir ama sonu güzel olur. Sabır ve tevekkül, içinde böyle sağlam bir güzellik çekirdeği barındırır.
Sabır, çile hırkasını giyerek olduğunca direnmektir. Ama bu direncin sonu boş değildir. Bakın üstad Sezai Karakoç ne diyor: ” Her çileden ve ıstıraptan sonra gelen ferahlık ve kolaylık, bu çilenin birinci karşılığıdır. ” her güçlükten sonra bir kolaylık vardır, şüphesiz, her güçlükten sonra bir kolaylık vardır” kutsal hükmü, çilenin sonucu için ilâhî bir vaat, ilâhî bir teminattır. Bu has ruhun bir ilerleme kuralıdır.”
” Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme! İşte orası kaderinin değişeceği noktadır.” (C. Rûmî)
“Sadece Rabbin için sabret!” (Müddesir:7)
Bu ayette sadece umudu Allah’a bağlayarak bir öngörü zenginliği ve gönül genişliği için zorluklara göğüs germe ve tahammül tavsiye ediliyor olabilir.
Canımızı yakan, moralimizi bozan, kimyamızı alt üst eden şeylerle her zaman karşılaşılabilir. Bir labirentte olduğunu fark eden birisinin bir ışık, bir umut araması direnciyle doğru orantılıdır. İşte sabır bu direnç sahibinin ışığa ve umuda imkân aramasıdır. Bu yol insan iradesini umuda düğümler.
Ne diyeyim ki: kederini, üzüntüsünü, tasasını ve sevincini sadece Allah’a sunan Yusuf olgunluğu ve onuru gerek.

Ağzınıza,yüreğinize sağlık hocam.
Ağzınıza,yüreğinize sağlık hocam.