Denize açılan gözleriyle akşamları
Kırık bir sandalın güvertesinde karşılardın
Hiç tanımadığın kuşları
İkindi düşerken ayakucuna
Saçaklarında güneş kızıllığı
Gölgenin gölgesinde büyüttüğün sulardı
Ne zaman dokunsan
Okunmayan yanlarına gökyüzünün
Suları çekilirdi içinden denizlerin
Met kayıp, mütemadiyen cezir
Doldursan kırbana bütün ırmakları
Eski bir pencerede
Heves gibi kırılan yağmurları
Ey bıçak ağzı yalnızlığı cesur Neccar!
Ay büyürken kuğuların boynunda
Yüzünü buğulu camlardan topladığım
Hangi ince dokunuşun gülüşüsün sen?
Çiçek açar gibi yakasında gömleğimin
Uçsan, kanayan yaralarıma değer kanatların
Kuşların kendini dallara vurduğu kadar
Ey suların terzisi
Bulutların hallacı!
Denizden mavi hırkalar yontan anne
Ne çok acı biçtin gövdenden
Kırparak gökyüzünü
Mavi şemsiyeler yapan çocuk
Söz soğur ağızda
Adına susmak denir
Okunaksız bir yazıdan sızıyor acın
Düş pişmanlığımı alacağından
Üzerime kalıyor
Sahibi çıkmayan bütün yaralar
Ah inceliksiz sözü olmamalı insanın!
