1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

Sessizlik

Sessizlik
0

Deneme Serisi: İç Sesin Yankısı

Sessizlik…

Bazen bir cümleden daha gür, bazen bir çığlıktan daha yakıcı.

İnsan konuşarak kendini ifade eder derler. Oysa insan bazen susarak daha çok şey söyler.

Sessizlik, yalnızca kelimenin yokluğu değil, bazen kelimenin ta kendisidir.

Tüm gürültülerin sustuğu yerde, asıl düşünce kendini duyurur.

Tıpkı bir dağın zirvesinde esen rüzgâr gibi: Sessiz, ama derin.

Wittgenstein “Üzerine konuşulamayan hakkında susmalı” derken, susmanın felsefi sınırlarını çizer.

Ama Heidegger, bu sınırı genişletir: Ona göre düşüncenin doğduğu yer dildir, fakat dilin gerçek boyutu sessizlikte gizlidir.

Sözden önce sessizlik gelir; çünkü her kelime, bir sessizlikten doğar.

Peki, biz neden bu kadar çok konuşuyoruz?

Konuşarak kendimizi mi anlatıyoruz, yoksa sessizliğimizden mi kaçıyoruz?

Belki de içimizdeki sessizliğin derinliğinden korkuyoruz.

Çünkü orada kelimelerin maskesi yok.

Orada kendimizle baş başayız.

Ve çoğu zaman, o baş başalığı taşıyacak kadar güçlü değiliz.

Modern çağ, suskunluğu zayıflık olarak tanımlar.

Oysa susmak, bazen en güçlü varoluş biçimidir.

Simone Weil şöyle der:

“Gerçek dua, kelimelerle değil sessizlikle yapılır.”

Çünkü sessizlik, insanın kendini en derin hâliyle dinlediği andır.

Gürültünün içindeki yalnızlık değil; sessizliğin içindeki farkındalıktır asıl olan.

Yunus Emre der ki:

“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı.”

Ama bazen söz olmaya bile lâyık olmayan bir sessizlik gerekir.

Kalbin arınması için, aklın durulması için…

Sessizlik bazen bir sığınak, bazen de bir isyandır.

Savaş meydanında susan bir anne, mahkemede konuşmayan bir direnişçi veya haksızlık karşısında konuşmayarak içinden haykıran bir vicdan…

Hepsi, sessizliğin farklı tonlarıdır.

Ve bazen insan, en çok susarak anlaşılmak ister.

Çünkü kelimelerin yetersiz kaldığı yer, suskunluğun anlamla dolup taştığı yerdir.

Nuh Muaz Kapan, felsefe, sosyoloji ve ilahiyat alanlarında lisans, felsefe ve din bilimleri alanında yüksek lisans eğitimi almış; bilgi felsefesi, bilim tarihi ve varlık düşüncesi üzerine yoğunlaşmıştır. Yayıncılıkla başladığı kariyerini kamu yönetimi alanında sürdürmüş; Yıldırım Belediyesi’nde kültür, sosyal işler, basın-yayın ve gençlik hizmetleri alanlarında müdürlük görevleri üstlenmiştir. Çocuklara felsefeyi ve doğayı sevdirmeyi amaçlayan kitapları (Dikkat Dinozor Çıkabilir! Kim Var Güneşin Etrafında? Hava Nasıl Oralarda? Dinogiller) ile edebiyat dünyasında tanınan Kapan, aynı zamanda düşünce yazılarıyla (Aklın ve Tekniğin Diyalektiği, Felsefe Yazıları, Sosyoloji Yazıları, Aklın ve Kalbin Diyalektiği) akademik ve toplumsal meseleleri tartışmaya açmaktadır. Trabzon’un Çaykara ilçesinde köklenen, Bolu’da yaşamış ve bugün Bursa’da ikamet eden Kapan, akademi, yazarlık ve kamu hizmetini bütüncül bir bakışla yürütmekte; düşünceyi yalnızca teoride değil, hayatın tüm alanlarında yaşatmaya çalışmaktadır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir