1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Sevgili Muhsin Bostan

Sevgili Muhsin Bostan
0

Sevgili Muhsin Bostan,

Rüyamda gördüm seni. Belki de sen geldin rüyama. Rüyama girdin de diyebilirim. Belki bu üç cümlenin hiçbiri doğru değil. Vallahu a’lem bi’s-savâb! (Doğrusunu en iyi Allah bilir!)

Bir hafta önce miydi, on gün önce miydi, rüyamda seni gördüm. Uyandığımda okumamış olabilirim ama daha sonra –ve belki kaç kez- İhlâs’lar, Fâtiha’lar okuyup yolladım ruhuna. (Yâsin okumadım diye sitem edebileceğini düşünüp gülümsedim: Alacağın olsun!)

Afganistan’daymışım. Tek başıma. Penşir Vadisi mi Hindukuş etekleri mi bilmem, bir tepenin yamaçları boyunca onlarca, belki yüzlerce insan… Kıpırtısız duruyorlar, heykel gibiler. Ortalarda bir yerde seni görüyorum. Ne kadar dinç ve yakışıklısın; çenen sanki olduğundan daha güçlü, sert, köşeli gibi. Gözlerini açıp bana bakıyorsun ve o mermerimsi gövde, beşerleşiyor, ten rengi belirginleşiyor ve sanki beni görmekle sevinmiş gibi, mutlulukla sıcaklaşmış gibi yumuşayıp kımıldanıyor; “Demek ki heykel değilmiş, Muhsin Bostan’mış bu!” diyorum içimden ve sen mi bana doğru ilerliyorsun, yoksa ben mi sana doğru hamle ediyorum, bilemeden, anlayamadan kollarımızı birbirimize uzatıp sarılıyor, sarmaş dolaş oluyoruz; kucaklaşıyoruz. Bu ne güzel bir karşılaşma, bu nasıl olağanüstü bir sürpriz, bu ne fevkalâde buluşma! Çevrende gördüğüm o onlarca, belki yüzlerce insan nereye kayboldu kim bilir? Birbirimize herhangi bir söz söyledik mi, meselâ selamlaştık mı bilmiyorum. Sadece o müthiş kucaklaşmanın verdiği hazzı duyarak uyanıyorum.

Aramızdan ayrılalı kaç yıl oldu? İsminle müsemma idin Muhsin. Hüsnü, hüsnüniyeti, ihsanı, istihsanı, müstahseni, tahsini severdin. Hüsnü yani güzeli ve güzelliği seven, onu arayan, koruyan, kollayan biri, kubhu yani çirkini ve çirkinliği tanımaz, ondan uzak durmak, onu bertaraf etmek için çalışmaz mı? Sen güzeli sevmek ve beslemek için çabaladığın kadar çirkini hayatından uzak tutmak için de emek verdin. Seni tanımış olmak hayatımın müstesna mazhariyetlerinden biridir.

Sevgili Muhsin, o gece o kısacık rüya içinde kucaklaştığımız gibi sekiz cennetten birinde de kucaklaşır mıyız acaba?

1956 Konya doğumlu. İlköğrenimini Konya’da, ortaöğrenimini Konya, İzmir ve Balıkesir’de gördü. Erzurum’da Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Hatay-Kırıkhan, Konya-Ilgın, Amasya merkez, Konya Meram Fen Lisesi, Halep Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ve Artvin Çoruh Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde hoca, MEB Talim ve Terbiye Kurulu’nda üye olarak çalıştı. Artık emekli, 2012’den beri Ankara’da yaşıyor. Evli, dört çocuk babası. Edebiyat dergisinde şiirle başladığı yazı hayatını çeşitli dergi ve gazetelerde sürdürdü. Arapçadan çeviriler, Osmanlı Türkçesinden aktarmalar yaptı. Aylık edebiyat dergisi Hece’nin yazı kurulunda.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir