Bizimle İletişime Geçin

Sinema

“Sinema’nın Şiiri” Abbas Kiyarüstemi’den Genç Sinemacılara Dersler

Çoğunlukla senarist, yönetmen ve yapımcı olarak tanıdığımız Kiyarüstemi, şair, fotoğrafçı, ressam, çizer ve grafik tasarımcı olarak da eserler vermiştir. İcra ettiği diğer sanat dalları onun sinemasının özgünleştiği noktayı oluşturur. Hayatın içindeki yalın gerçekleri, profesyonel oyuncularla çalışmadan, mütevazı bütçeler ile beyaz perdeye aktaran ve 70’i aşkın ödülün sahibi olan Kiyarüstemi, genç sinemacılar için de büyük bir ilham kaynağıdır.

EKLENDİ

:

Abbas Kiyarüstemi 22 Haziran 1940’da Tahran’da doğdu. Yeni Fars şiirinin en görkemli günlerinin yaşandığı sırada doğan Kiyarüstemi, bu şiiri İran Sinemasının o tarihteki en iyi örnekleriyle buluşturmayı kendine görev edindi.

Arkadaşımın Evi Nerede?, Köker Üçlemesi, Yakın Plan, Kirazın Tadı, Rüzgar Bizi Sürükleyecek, Aslı Gibidir, Sevmek gibi filmlerinin yönetmeni olarak tanıdığımız Kiyarüstemi; minimalist sinemanın öncüsü olmuş, gerçekliği saflık seviyesinde beyaz perdeye aktarmış, sinemanın içine felsefeyi yerleştirmiş, İran’ın kadim şiir kültürünü sinema ile inşa etmiştir. İran sinemasını dünya ile buluşturan Kiyarüstemi, uluslararası platformlarda İran’a ilk ödüllerini kazandırmıştır.

Çoğunlukla senarist, yönetmen ve yapımcı olarak tanıdığımız Kiyarüstemi, şair, fotoğrafçı, ressam, çizer ve grafik tasarımcı olarak da eserler vermiştir. İcra ettiği diğer sanat dalları onun sinemasının özgünleştiği noktayı oluşturur.

Yönetmenlik öncesi ressam ve grafik sanatçısı olarak çalışmış, kitap kapağı ve film posterleri tasarlamıştır.  Bütün bir filmin hikâyesini, tek bir görsele aktarmayı sadelik ve incelikle bu dönemde kavrayan Kiyarüstemi’nin kamerası da çok katmanlı yapıları çok yalın bir görsel dille beyaz perdeye aktarmak üzere kayıttadır.

İran sinemasında 1960’ların sonlarında başlayan ve Füruğ Ferruhzad, Sohrab Şahit Sales, Behram Beyzayi  gibi yönetmenlerin de dahil olduğu İran Yeni Dalgası akımı yönetmenlerinden olan Kiyarüstemi, şiirsel diyaloglar, politik ve felsefi konularla ilgili alegorik hikâye anlatma tarzı ile devrim sonrasında da ülkesinde film yapmaya devam eden nadir yönetmenlerden biri olmuştur. Kiyarüstemi, başka bir kültürün sınırlarına girmeden kendi kültürün sınırlarının içinde “nasıl evrensel nitelikte filmler yapılabileceğini” bizlere göstermiştir.

Sinemanın Bilgesi Abbas Kıyarüstemi’nin farklı ülkelerde yaptığı atölye dersleri, seminer ve söyleşilerinden derlenen notlar Avusturalya’lı oyuncu Paul Cronin tarafından kitaplaştırılmıştır. Kitabın içerisinde yer alan genç sinemacılara yol gösterecek “sinema felsefesi” niteliğindeki bazı alıntıları paylaşıyoruz.

Hayatın içindeki yalın gerçekleri, profesyonel oyuncularla çalışmadan, mütevazı bütçeler ile beyaz perdeye aktaran ve 70’i aşkın ödülün sahibi olan Kiyarüstemi, genç sinemacılar için de büyük bir ilham kaynağıdır.

Kiyarüstemi’den Genç Sinemacılara Dersler

  1. En iyi sinema eğitimi, kendi ihtiyaçlarınız ve güdüleriniz doğrultusunda kendi kendinize oluşturduğunuz eğitimdir. Kendinizi izleyerek, gözlerinizi terbiye ederek, tekrar yaparak, dışarı çıkıp film çekerek eğitin.
  2. İyi filmler en basit en küçük anlardan doğar. Yaşamın günlük sıradanlıklarına zinde gözlerle bakın ve bunların ne kadar büyüleyici olduğunu görün. Yönetmen olarak işimiz gözlemlemek, anımsamak ve ekranda tasvir etmek. Ne kadar çok gözlemlerseniz dünyaya o kadar yoğun tanıklık edersiniz ve işiniz de o kadar iyi olur.
  3. Sinema hakikati asla olduğu gibi vermez. Her bir hikâye, hikâyeyi yaratan kişinin izlerini taşıdığından birtakım yalanlar içerir. Filmin hakikati harfi harfine temsil etmesine gerek yoktur. Aksine hakikat vurgulanabilir. Bir durumun kontrolünü ele alıp seyirciye yaratıcı bir şekilde resmettiğimiz için hakikatler müdahaleler ve eklemelerle vurgulanabilir ve arıtılabilir. Bu yaratıcılığa izin vermek ve bunu teşvik etmek seyircinin yönetmenle yaptığı anlaşmanın bir parçasıdır. Her bir yönetmen bir hakikati kendine özgü bir biçimde yorumlar ve bu da her bir yönetmeni birer yalancı kılar. Ancak bu yalanlar insanlığın derin hakikatlerini dışa vurma görevi görür.
  4. Allah’ın bize bahşettiği bir şey varsa o da hayal gücüdür. Dünyanın gerçekliği gözlerimizin önünde uzanırken hayal kurup rüyalar âlemine dalarken gerçek duygularımızı inançlarımızı ve arzularımızı öğreniriz. En iyi hikâyecilik rüyalardan ve hayallerden ilham alır.
  5. Bütün sanatların temelinde şiir vardır. Şiir halet-i rûhiyenize ve hayat evrenize göre her okumada farklı gösterir kendisini. Sizinle beraber hatta belki de sizin içinizden büyür ve değişir. Şiirler her baktığımızda kendimizi yeniden keşfettiğimiz aynalar gibidir.
  6. Açık uçlu sonu olan bir film, belirli ve kati ve mühürlü bir çözümden daha inandırıcıdır. Hangi film karakterin hayatının başlaması ile başlayıp sona ermesi ile bitiyor? Herkesin bizim göremediğimiz bir geçmişi ve geleceği var. Hikâye biz ona rastlamadan önce başlar ve arkamızı dönüp gittikten çok sonra sona erer. Film ne denli açık uçlu olursa yorumları da o denli ilham dolu olur. Farklı yorumlara açık olan bir film izleyicisi ile diyalog kuran bir filmdir. Rumi’nin de söylediği gibi “Herkes kendi tasavvuru ile benimle dost olur.”
  7. Gerçekte bir şeyi göstermeden ne kadar çok şeyi görünür kılabilirsiniz? Göstermeyerek gösteren bir sinema oluşturmak istiyorum. Bazı filmler o kadar şeyi açığa çıkarır ki izleyicinin hayal gücünün müdahalesine yer kalmaz. Kamera açılarını ayarlarken seyircinin gözlerini yönlendirmekten kaçınmak daha saygılı bir yaklaşımdır. İnsanların neye odaklanacaklarına karar vermelerine müsaade edin.
  8. “Bin farklı kişi tarafından okunmuş bir kitap, bin farklı kitaptır.” der Tarkovsky. Sanatın gücü farklı inşalarda yarattığı farklı tepkiler ile ilgilidir.
  9. Kamera kaleme benzer. İyi bir hattat olmak için durmaksızın yazmanız gerekir. İyi bir gözünüzün olmasını istiyorsanız önce bakmalı sonra elinize kamerayı almalısınız.
  10. Önemli olan, tecrübe etme cesaretine sahip olmak ve sonuçtan belki de yalnızca altı kişinin memnun kalacağı gerçeğinden gözünüz korkmadan risk alabilmektir. İşinizi, kişisel tatmin dışında bir beklentiniz olmadan yapın.
  11. Dünyadaki herkesin anlayabileceği bir iş ortaya çıkarmak istiyorsanız kendi kültürünüzün derinliklerine dalın. Tepeden tırnağa her şeyi öğrenin. Mekânları, fikirleri ve insanları, insanların aşklarını ve kaygılarını tanıyın. Bazı yönetmenler dünyayı dolaşarak bilgi edinmek ister ancak dünyadaki bilginin tamamı kendi toplumunuzda bulunabilir. Etrafınızdaki her şeyle ilişki kurun ki evrensel olsun. Sohrab’ın da yazdığı gibi “Nerede olursam olayım gökyüzü benim.”
  12. Sanat insanlara zorla fikir benimsetmek değildir. İnsanların fikrini almaktır. Sanatın ilgilendikleri ise evrensel ve zamansızdır. İyi bir şiir, zamana ve mekâna rağmen azametlidir. Kudreti asla kaybolmaz. Sansasyonel ve yapay olan işler, ham ve sindirilmemiş gerçeklerle doludur ve kaçınılmaz olarak bir son kullanma tarihleri vardır. Gücünü ideolojiden alan bir film o politik fikirlerin fişi çekildiğinde ve o çağ sona erdiğinde unutulması olasıdır.
  13. Yaratıcılığın elverişsiz durumlarla doğru orantılı olarak filizlendiğini söyleyebiliriz. Sanatçının bir tanımı da sınırları yaratıcılığa dönüştürebilen kişidir. Hafız’ın da dediği gibi: “Bizi kapana kıstıran şey, özgür kılar.”
  14. Festivallerde gösterilecek kadar iyi filmler yapmanız gerektiğini düşünmeyin. Tek bir karmaşık çalışma yerine her biri beş dakika olan küçük ve gerçekçi bir avuç film üretmeye odaklanın. Eğer büyük filmler yapacak araçlarınız yoksa küçük filmler yapın. Hepimiz o açık fikirli yapımcının gelip ödüllü projelerimizi finanse etmesini bekliyoruz. O zamana dek denemeye devam. Sinema sonsuza dek arayıştır. Her bir film yolun üzerindeki bir aşamadır.
  15. Deneyimlerime göre birisi ayağa kalkıp hikâyesini olabilecek en yalın hâliyle anlatmayı başaramıyorsa bu filmi hikâyeye dönüştürecek yeteneği yok demektir. Açık ve anlaşılır olmak ağır çalışma gerektirir. Bazen en yalın hikâyeler, üzerinde en fazla düşünmeyi gerektirendir. Yalınlığı basitlik ile karıştırmayın.
  16. Filmdeki karakterlerin her biri çok önemlidir. Küçük bir rolü herkesin oynayabileceğini düşünmeyin. Ekranda görünme süresi ne olursa olsun kötü bir performans izleyicinin zihnindeki her bir sahneyi etkiler ve filmin merkezinde bir boşluk bırakır. Tek bir falsonun büyümesine izin vermeyin.
  17. Görüntü yaptığım her işin kalbindedir. Kökleri görüntülere dayanan bir film hikâyeleme yoluyla anlatılan bir filmden daha çok ilgimi çeker. İyi bir film, izleyicinin bir anlığına dahi gözünü kırptığında önemli bir şeyi kaçırdığı filmdir. Rüyalarımızı hatırladığımızda kelimeleri değil görüntüleri düşünürüz. Cennet ve cehennem mefhumumuz sözel değil görseldir öncelikle. Bir şeyi kokladığımızda zihninizdeki yığından çekip çıkardığınız bir görüntüye dönüşür. Beni film yapma kararımı etkileyen şey filmin bütün anlamını bir şekilde içeren tek bir görüntüdür.
  18. Üretim kaygılı bir süreçtir. Her bir sanatçı ne zaman bir çalışma yapsa yaratım sürecinde yaşar ve ölür. Sanatçı eserini tamamladığında sonuç ne olursa olsun yeniden doğar. Her şeyi baştan alır. Çoğu insan tek bir hayat yaşarken sanatçılar bir sürü hayat yaşar.

Her bir eseri ile hayat sürmeye devam eden Kiyarüstemî,  4 Temmuz 2016’da Paris’te vefat etmiştir. “Arkadaşımın Evi Nerede?” ve “ Kirazın Tadı” filmleri ile simgeleşmiş  “tek ağaç görseli” kendi hayat filminin bir posteri niteliğinde mezar taşını süslemektedir.

Çok Okunanlar