şehirler vardır nefesi dar,
suyu kekre, ekmeği murdar
ben
beton çağından önce yani ahir zamanda
toprağı anlamıyla kavrayan
kutlu otağın çocuğuyum
bir ucunda seğirten Türkmen kızları
öbür ucunda oklar, sadaklar
göğe yükselen mızraklarla depreşen
bozkırlar büyütürüm bağrımda,
eşkin atlarını da bilirim aşkın olanı da
şehirler vardır nefesi dar
kara budun uğramaz kimsesiz mabetlere
rahibeler ki, şifasız elleriyle
üryan gölgelerin yaralarını sarmaktadır,
asıl anlamını kavramaz madem
çanlar ve ezanlar niye var
sürgün sıramı savdım ben
şimdi kutsal kelimedir; şehirden kaçmak
çıkmaz sokaklarda kapana kısılan
kaldırımların feri yok, yakmaz adımlarımı
vakit geldi
sal gitsin kalbim,
çeperine çivilenen uçurtmayı
in ve cine karışsın biraz dinlenmek için rüzgâr
can çekişen gökkuşağından
çalakalem aşırdığım kırmızıyı sevdiğimdendir
adımın deliler hizasına yazılışı
kırmızı benim için bozkırda savaş,
tan yerinde
ay parçalarından kanayan gülün adıdır
bildim,
burçak tarlalarına, kurnalara
değirmen taşlarına ve aşka
saygı duymaktır her şeyin çaresi
