Vardım Medine’ye vardım
Mekke Medine arası yollara
Yola revan olmuş kervanlara
Güneşte yanan kumlara
Hira’ya Sevr’e Ebûkubeys dağına
Bir de yolunu gözleyen Kubâ’ya
Sordum seni
Vardım Mescidi’ne vardım
Kapılarına sütunlarına kubbelerine
Mihrabına minberine
İnleyen hurma kütüğüne
Bir de maksûrenin ardında
Hücre-i Saadet’ine
Sordum seni
Geldim Ravza’na geldim
Gül kokusu gelir her taraftan
Ey adı görklü sevgili Nebi
Salat ve selam olsun sana
Ebû Bekir Ömer ve Osman’a
Bir de Ali ile Fatıma’ya
Sordum seni
Medine’de açmış güller
Dile gelmiş hep bülbüller
Dillerde en tatlı nağmeler
Âşıklar toplanmış seyreyler
Gül ile bülbüle
Bir de bağrı yanık âşıklara
Sordum seni
Dünyanın dört bir yanından gelmiş
Seni seven gönüller
Gözler aydınlandı gelişinle
Kalpler iyiliğe erişti merhametinle
Ravza-i Mutahhara’da bekleyen
Bir de yaşlı gözlere
Sordum seni
Gelişinle aydınlanan Medine’de aldım yanıma “ben”i de
Bir kadife gibi sardım ruhuma seni de
Toprağını çektim sürme diye gözüme
Gül kokulu toprağına
Bir de rengârenk çiçek açmış
Gül bağına
Sordum seni
