1. Anasayfa
  2. Eyvallah

Tatildeyken Makam Arabasına Binmeyen Vali

Tatildeyken Makam Arabasına Binmeyen Vali

İnsanız, rahatlığı sever nefsimiz.

Konforu arzu ederiz. “Daha iyisi niye benim de olmasın ki?..” “Benim ötekinden ne eksiğim var?” gibi tüketim kültürü sloganları zaman zaman önce beynimizi sonra benliğimizi işgal eder ve sürüklenir gideriz.

“Kardeşim mal benim değil mi yani, size ne, ben kazandım…” diye böbürlene böbürlene de racon keseriz, çevremize…

“İyi sizin olsun.” der, çeker gider uyarıcılar.

Neticede doğru yani mal onun, mülk onun para onun değil mi? Bu bile su götürür de hadi neyse…

Başka bir konuya kapı aralamasın diyelim. “Şahsi tercihi” olması açısından söz biter.

Bir de “benim malım benim param benim arabam…” diyemediği hâlde milletin “emanet ettiği görevi” icabı “geçici olarak tahsis edilmiş” mal ile araç ile makam ile “caka satan” “racon kesen” tiplemeler var, bizi de asıl ilgilendiren nokta burası zaten.

Hz. Ömer’in “devletin mumu” diye söndürdüğü kıssayı bilmesine rağmen daha iyi hizmet iddiası ile “kendisi için tahsis edilmiş” makamı aracını “şahsi konforu için kullanıp” kendi mumu olmasına rağmen devletin aydınlatma projektörünü en yüksek voltaj üzerinden kullanan türediler var piyasada.

Bilgi yoksunu olmayıp “şuur kaybı yaşayan” bir zümre bunlar… Ama bir de “zorunlu olmadıkça makam aracı kullanmayan, sabah erkenden kalkıp çıktığı yürüyüşlerde çay ocaklarında sabah çayı içenlerle, simitçilerle  sohbet eden” insanlar da var. Sayılarını bilmeyiz elbette. Duydukça gıpta eder, dua ederiz.

“Biz yoksul köy çocuğuyduk. Her sabah köyden kasabaya yürüyerek okula gidip gelerek büyüdük. Bu yüzden devletin bir kuruşunu harcarken bin kez düşünürüm. Çünkü bu parada tüyü bitmedik yetimlerin hakkı vardır.” diye hassasiyet sahibi bir insan, bir vali…

İşte yaşanmış bir vakıa : “Toplu taşıma aracında yıllar önce, İzmir ile Çeşme arası seyahat eden bir minibüsü, polis kimlik kontrolü için durdurur.  Ayakta seyahat eden bir beyin kimliğine bakan polisler şaşırır ve  donakalır. Çünkü TC İçişleri Bakanlığı tarafından verilen kimlikte, Bilecik Valisi yazmaktadır. İlk şaşkınlığı atlatan polisler, “Sayın Valim, sizi biz götürelim.” teklifinde bulunsalar da  “Hayır, teşekkür ederim. Tatildeyken, devletin aracına binmem.” der, yoluna devam eder.

Olayın kahramanı Reşadiye, Silopi, Finike ve Söğüt Kaymakamlığı; Bilecik, Niğde, Erzincan ve Manisa Valiliği görevlerinde bulunmuş olan Refik Arslan Öztürk’tür.

Kendisi yakın bir tarihte vefat etti.

Rabbim, bu hassasiyette evlatlar /nesiller yetiştirmeyi nasip etsin.

Allah rahmet eylesin.

Eyvallah Refik Arslan Öztürk, eyvallah…

01.01.1973 yılında Kayseri / Yahyalı’da doğdum. İlkokulu Yahyalı Fatih ilkokulunda, ortaöğretimini Yahyalı İmam Hatip Lisesi’nde, yüksek öğrenimimi Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamladım. 1998 yılında DKAB öğretmeni olarak Adana/Yüreğir İlçesi Kılıçlı Köyü İlköğretim Okuluna atandı. 1999-2000 yıllarında vatani görevimi, asker-öğretmen olarak Hakkari/Yüksekova’da yaptım. 15 yılı Sarıçam Ömer Kanaatbilen Ortaokulu, 5 yılı da Sarıçam Orhangazi İmam Hatip Ortaokulu olmak üzere Adana / Sarıçam’ın muhtelif okullarda toplam 20  yıl görev yaptım. Kendi öğrenci ve izcilerimle, mezun olduktan sonra da iletişimiz devam etti. Lise ve üniversite. Onlarla kısa adı Sakider olan Sarıçam Kardelen Gençlik Spor ve İzcilik Kulübü ve Derneğini kurduk. 1140 tane lisanslı izcisi olan bir Kulüp şu an. Eğitimin “ders, okul, aile ve hayat üçgeninde” devam ettiğine inanıyorum. Bu vesile ile gençlik ve aile eğitim çalışmalarını önemsiyor ve yapmaya çalışıyorum. 2002 yılından itibaren 18 yıldır izci Lideri. 5 yıldır da TİF’de (Türkiye İzcilik Federasyonu) “2 Tahtalı” Eğitimci Lider Yardımcısıyım. Muhtelif internet sitelerinde köşe yazarlığı ve site yöneticiliği, yerel radyolarda programcılık yaptım. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda gönüllü Aile Eğitimcisiyim. Çok sayıda aile eğitim programı yaptım ve bir kısmı hâlâ devam ediyor. Genelde öğretmenlik özel de ise branşı  (DKAB) ile ilgili çok sayıda il ve ilçede  kamu, üniversite ve sivil kurumlarda atölye, seminer, sempozyum, çalıştay ve konferans başta olmak üzere bir çok etkinliklere katıldım.Yayınlanmış “Cennetin Yolu” isimli bir hikâye kitabım var. Teknoloji ve Sosyal Medya’nın bir eğitimci için çok önemli olduğuna inandığım için öğretmenliğimin ilk yıllarında itibaren eğitim teknolojisi ve sosyal medyanın aktif kullanıcısıyım. Evli, 2 kız, 2 oğlan babasıyım.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.