Bizimle İletişime Geçin

Düşünce

Testlerden Ful Çeken, İnsanlıktan Boş Kâğıt Veren Çocuklar…

Son zamanlarda yapılan çok sayıda araştırma, çocuklarımızın hayatında iyiliğin galip gelmesinde ve doğru davranışların oluşmasında aldıkları akademik/bilimsel bilginin doğrudan etkili olmadığını gösteriyor. Periyodik cetveli, Fransız edebiyatını, dünyanın çevresinin uzunluğunu bilmesi gibi akademik, objektif bilgiler; çocukların hangi olay karşısında nasıl bir tutum takınacaklarına doğrudan etki etmiyor.

EKLENDİ

:

İnsan yaratılışı gereği kendini geliştirebilen bir varlık. Bu özelliği ile bilgiyi biriktirerek, birleştirerek yeni bilimsel gelişmelere kapılar açabiliyor, medeniyetler kurabiliyor. Diğer ifadeyle her nesil tekerleği, ateşi, atomu yeniden keşfetmek zorunda kalmıyor.

Bir yandan bilimsel ve akademik bilgi gelişerek hayatı kolaylaştıran/değiştiren/tehdit eden birçok unsuru insanlığın kullanımına sunuyor. Diğer yandan insanın bireysel ve toplumsal hayatına yön veren tutumu asırların birikimi olan kültürel mirasla şekillenmeye devam ediyor.

…Ve tarihsel süreç, insan hayatını etkileyen bilimsel ve kültürel miras; merhamet, adalet, saygı, sorumluluk, insan hayatını kolaylaştırma…  Gibi erdemleri barındırmakla birlikte; kin, nefret, düşmanlık, sömürü, katliam, bağnazlık gibi olumsuzlukları da miras olarak taşıyor.

Medeniyet nehri hayatın kaynağı olan suyu geçmişten günümüze kadar getirirken; hayat kaynağı olan su ile birlikte taşı, toprağı,  çöpü, kiri de taşıyor. Nehrin berrak/temiz ya da bulanık/kirli akmasını yine insan kaynaklı iyilikler ve kötülükler belirliyor. Son zamanlarda nehrin suyunun daha da bulanık ve kirli aktığı da dikkatlerden kaçmıyor.

Geldiğimiz noktada insanlığın geleceği için kafa yoranlar; adaletsizliğin, zulmün, bencilliğin… karşısında; merhametin, sevginin, insan onurunun… galip gelebilmesi için, her zamankinden daha çok “iyi insan”a ihtiyaç olduğunu ifade ediyorlar.

Son zamanlarda yapılan çok sayıda araştırma, çocuklarımızın hayatında iyiliğin galip gelmesinde ve doğru davranışların oluşmasında aldıkları akademik/bilimsel bilginin doğrudan etkili olmadığını gösteriyor. Periyodik cetveli, Fransız edebiyatını, dünyanın çevresinin uzunluğunu bilmesi gibi akademik, objektif bilgiler; çocukların hangi olay karşısında nasıl bir tutum takınacaklarına doğrudan etki etmiyor.

Bu tespit bize, çok para harcayarak sadece iyi bir akademik eğitimle,  “iyi insan” yetiştirmede beklenen başarıyı elde edemeyeceğimizi gösteriyor.

Bu konudaki köklü örneklerden birinde ifade edildiği gibi; kişinin elindeki bıçakla kurban mı keseceğini, cinayet mi işleyeceğini bilgisi değil inançları, değerleri, ahlâkı belirliyor. Teknoloji ve bilim tarafsız olmakla birlikte, sonuçlarının insan hayatına yansımasını onu kullananların tutumları, “iyi” ya da “kötü” hangi tarafı seçtikleri belirliyor.

Bu nedenle günümüzde ne yazık ki yaygın olan  “iyi insan” yetişmek için ayrılan sürenin, ortaya konulacak maddi-manevi emeğin, verilen eğitimin; akademik başarıyı sağlayacak süreden çalındığı anlayışı bizi büyük bir hataya götürüyor. Çocukları, gençleri problem çözmeye odaklayarak, eğitimi bundan ibaret görmek,  “iyi insan” yetiştirmeyi sadece test başarısı istatistiklerine indirgemek bize istediğimiz sonucu veremiyor.  Onları testlerde gösterdikleri başarılarının ödülü olarak duygularına ve masumluklarına her türlü tuzağın kurulabildiği sanal ya da gerçek çevreleriyle baş başa/yalnız bırakmak, iyi bir gelecek ümidinin şimdiden ciddi yara almasına neden oluyor.

İyi insan yetiştirmek için ortaya konulan emek ve eğitimi ile bilimsel akademik öğrenim hiçbir zaman birbirinin alternatifi olmadı, olmayacak da. Aksine iyi yetişmiş insanın birbirini tamamlayan iki yarısı olarak görülmeli.

Merhum S. Zaim hocanın da dediği gibi;  akademik- bilimsel bilgiyi bir aracın motoru; değerleri,  duyguları ve ahlâkı da direksiyonu gibi değerlendirirsek; motor ne kadar güçlü olursa olsun; kurallara uygun olarak kontrol edilemeyen, direksiyon hâkimiyeti kaybedilen, sürekli sağa sola zikzak çizen aracın kaza yapması kaçınılmaz hale geliyor.

Dünyanın geleceği, bilimsel ve akademik olarak fraklı yeterliliklerde de olsa” iyi” ya da “kötü” davranışları hayatlarında merkeze alanların tutumlarıyla, kararlarıyla şekilleniyor.  Davranışlarını, kararlarını menfaatperest ve bencillik temeline oturtanların hâkim olduğu çevrelerde, coğrafyalarda insanlık adına durumun ne kadar içler acısı olduğu görülüyor.

Mutlu azınlığın yaşadığı yerlerden öyle görünmese de günümüzde bilimsel bilgi insanlık tarihinde zirvesini, insan onuru ise her bakımdan çöküş devrini yaşıyor.

Bilinen bir örnektir: Biri beyaz,  diğeri siyah iki köpek yavrusu birbirleri ile oynayıp boğuşurlarken onları izleyen çocuk merakla babasına “bunların hangisi hangisini yener?” diye sorar. Babası da “biz hangisini daha iyi beslersek o diğerini yener” der.

Bir metafor olarak beyazın iyiliği, aydınlığı, ümidi…; siyahın da karanlığı kötülüğü, belirsizliği… temsil ettiği genel anlamda kabul edilir.

Çocukların yaratılışları gereği iyiliğe ve kötülüğe meyletme potansiyelleri vardır. İyi insan yetiştirme sanatkârı öğretmenlerimiz ve velilerimiz öncelikle değerleri olan çocuklar yetiştirmeyi hedeflemelidirler. Çocuklarımızın fıtratları gereği hayatlarının başında tertemiz, bembeyaz olan düşünce dünyalarında beyazı daha fazla besleyerek, siyah lekelerin oluşmasına neden olacak tutum ve davranışlardan onları korumalıdırlar ki, dünya sahnesindeki hayat tiyatrosunda iyilikler kötülüklere galip gelebilsin. Millî ve manevi değerleri davranışlarına kalıp yapan, geleceğimizi gönül rahatlığı ile teslim edebileceğimiz çocuklar yetiştirilebilsin.

Bugün insanlığın bir az bir kısmının kahkahası, büyük kısminin da kısmının da feryadının gök kubbeyi inletiyor. Bunun sebebi insanoğlunun sahip olduğu akademik/ bilimsel bilgilerinin ne kadar olduğuna değil, bilginin iyi/kötü hangi davranışa dönüştüğüne, nasıl bir merhamet ve vicdan süzgecinden geçtiğine bağlı.

Son zamanlarda karşılaştığımız sorunların tamamına yakını bilmeyerek hata yapanlardan çok; bilerek, isteyerek yanlış yapanlardan kaynaklı. Cinayet işleyen de dolandırıcı da sapık da rüşvetçi de… yaptığının “kötü” olduğunu kesinlikle biliyor. Büyük oranda bu bencilce ve narsiste davranışın sebebi; zamanında iyi aile ilişkileri içinde bulun (a)mamasından, iyi bir ahlâk ve davranış eğitim al (a)malmış olmasından, toplumsal ve evrensel değerleri özümsememesinden, onun yetişmesinden sorunlu olanların yeteri kadar iyi örnek ol (a)mamasından, bilgisini süzüp olumlu davranışa dönüştürecek değerler kalıbına, vicdana   sahip olmamasından kaynaklanıyor.

Bütün insanlığı belirsiz bir sona sürükleyen bu soruna ancak insanî, mili ve manevî değerleri davranışlarının merkezine alan ve iyi bir akademik/bilimsel eğitimle dünyayı insanlığın ortak vatanı olarak herkes için yaşanabilir bir yere dönüştürecek   iyi insanlar yetiştirmekle çözüm bulunabilir.

Bunu başaramazsak; “ne olacak bu gençliğin hali?”, “bu memleketi bunlara mı emanet edeceğiz?” gibi ümitsiz, güvensiz, belirsiz, kaygılı… bir geleceği beklemeye devam ederiz. Bu durumda günlerimizi, güneşin karşısında eriyen kar yığınları gibi; değerimizin, geleceğimizin, medeniyet mirasımızın yok oluşunu boynu bükük izlemekle geçireceğimiz açıktır.

Gerekeni yapamazsak, iyi öğretilmiş ancak iyi insan olarak yetiştirilmesi unutulmuş, ihmal edilmiş, gençliklerindeki muazzam enerjileri sadece sınav kazanmaları için feda edilmiş; insan hayatının anavatanı olan çocukluk dönemi kelimelereler, rakamlar, notlar  ve başarı istatistikleriyle işgal edilmiş, en hafif ifadeyle bir takım aymazlıkları  akademik başarı perdesinin arkasına gizlenmiş; testlerden ful çeken, ancak çoğu zaman insanlıktan, milli ve manevi değerlerden boş kâğıt veren; bizi yok saymak isteyenlerin markalarını daha fazla para vererek  gururla  parlatan bizim çocuklarımız ve iyilik potansiyelleri  elimizden kayıp gidecektir.

Ümitli bir gelecek için değerleriyle yetişmiş, “iyi insan” a her zamankinden fazla ihtiyacımız var.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar