1. Anasayfa
  2. Genel

Tüm Mesele Yakışıklı Ölmek Azizim!

Tüm Mesele Yakışıklı Ölmek Azizim!

 

İnsan hangi yaşta ise o zamana kadar biriktirdiğinin sonucudur.

İlmek ilmek dokuduğunun kendi kişiliği olduğunu hep bir sonraki adımda görür.

İnsan yaşlanınca hikmetli olmaz, bilge olmaz, ufku açık olmaz; çok şey görmüş-geçirmiş olur en çok.

Yaşadığı olaylardan doğru bir sonuca ulaşamamış olabilir.

Niye yaşadığını hiç düşünemeden sonlara doğru gelmiş olabilir.

Bir kariyer, bir iş, bir aile, bir üst makam meşgalesi fazlasıyla tutmuş olabilir onu.

Hayatı boyunca dünyaya koşturup yapması gereken esas gündemler sonlara doğru aklına gelmiş olabilir.

İnsan iyi olma iradesi ortaya koyup hayatı boyunca bunun mücadelesini verirse iyi olur.

Gönlünü geniş tutup, kardeşinin hamlığına katlanıp, kötülük gördüğünde bile iyilik yapıp hayatının sonuna kadar bunu devam ettirirse iyi olur.

İyilik yapmak hayatında sıradanlaşırsa iyi bir insan olur.

İnsan vermeyi bile temrinsiz yapamaz.

Doğru vermeli, incitmeden vermeli, fark ettirmeden vermeli, sürekli vermeli, zorda iken vermeli, dostuna vermeli, komşusuna vermeli, fakire vermeli, infak etmeli…

Temrin olmadan güzel veremez, ikram edemez, vermeyi bilemez.

İnsan hayatı boyunca hikmeti ararsa hikmetli olabilir, hikmetli bakabilir.

Allah’ın ikram ettiği önündeki güzel işleri yaparsa bir sonraki daha büyük, daha güzel işleri görebilir, yapabilir, gözden kaçırmayabilir.

Peygamberimizin ifadesiyle “Kişi doğru söyleye söyleye doğrulardan yazılır…”

Yani bir kez doğru konuşmamız yetmez, bir daha yetmez, bir daha…

En kritik zamanlarda, en zor durumda kaldığımız zamanlar, küçücük bir doğru olmayan söz konuştuğumuzda büyük meblağlarda para kazanma ihtimalimizin yüksek olduğu durumlarda bile doğru söylemek, ısrarla söylemek, tekrar tekrar doğru söylemek…

Şu anda bu yazıyı okurken saatimize bakıp tam o anda öldüğümüzü varsaymak gibi bir pratik yapabiliriz.

Tam o anda ölmüş olsaydık “Vay be, çok güzel bir zamanlama, bugün şunları, şunları yaptım, dün şu güzel işleri yaptım, planlama yaptığım, üzerinde çalıştığım şu güzel işler vardı, son bir ayda, son üç ayda yapacağım işler şunlardı.” gibi dolu bir dosyamız mı olurdu yoksa “Çok zamansız oldu, daha beklemiyorum.” türevi cümleler mi kurardık?

İşte çok büyük olasılıkla saatimize baktığımız o andaki durumumuzla bu dünyayı terk ettiğimiz durumumuz aynı olacaktır.

Matematiksel olarak böyle. Biz bunu görmek istemezsek de psikolojik olarak sadece bir müddet görmemiş olmuş olacağız.

Özetle bu dünyaya son bakışını yaptığındaki yüz ifadesi, hayatı boyunca kişinin biriktirdiğidir.

1981 yılında Gaziantep’te doğdu. İlköğretimden yüksek öğrenime kadar eğitimini burada sürdürdü. İşletme fakültesinden mezun oldu. Bir dönem özel sektör, bir dönem kamuda çalıştı. İlahiyat fakültesini bitirdi. Kısa bir dönem Diyanet İşleri Başkanlığında çalıştıktan sonra MEB’de çalışmaya başladı. Sivil toplum örgütlerinde yönetici olarak görev aldı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazarlık yaptı. Türkiye Maarif Vakfı ülke temsilcisi olarak çeşitli ülkelerde eğitim projeleri yaptı, uluslararası okullar açtı. Halen ülke temsilcisi olarak görevine devam etmektedir. Eğitim alanına ilgi duyan Şimşek,  bu alanda çalışmalar yapmakta olup halen doktora çalışmalarını sürdürmektedir.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.