1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

Üzüm Üzüme Baka Baka Kararır Mı?

Üzüm Üzüme Baka Baka Kararır Mı?
0

Yıllardır düşünüp dururum. Gerçekten bin yıllardır büyüklerimizin söyledikleri her şey tecrübeye mi dayanır, söyledikleri kusursuz mu? Hilaf yok mu? Yanılmış olamazlar mı diye. Tabii ki beşeriz, şaşarız, eksiklerimiz, fazlalarımız var, huylarımız sularımız farklı. Bilgi becerilerimiz, kültürlerimiz, zamanımız, bakışımız, öngörülerimiz faklı. Her asırdaki insanlar farklı ve yaşadıkları coğrafyaya, yöreye, oranın kalıplaşmış bilgi birikimlerine göre şekil alırlar. Beş bin yıl öncesinden gelen doğrular da var, yanlışlar da. Günümüze kadar ulaşan büyüklerin sözlerine bundan dolayı “atasözleri” deriz. Atalar söylemişler ve istisnasız yüzde doksanı doğru çıkmıştır.

Şimdi asıl konumuza dönelim. Size bir atasözünden bahsedeyim. Bizzat kendim tecrübe etmek ve kafamdaki karışıklığı gidermek için tuttum ne yaptım, yahu bir deneyeyim, ne çıkar dedim, üşenmedim kendimi bu sonuca adadım.

Bir Türk atasözü der ki: Üzüm üzüme baka baka kararır.

Bunun sosyolojik-psikolojik öngörüsü çok fazla. Herkes kıyısından köşesinden tutup bir yorum yapabilir ve günümüze adapte ederek yorum getirebilir. Mesela kimi der; kötülük, arkadaşlığın kötülüğünden neşet eder. İyi olsa bile arkadaşı kötüyse zamanla o da kötüleşir. Hani “arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” sözü var ya, işte bu bağlamda bu atasözünü tahlil eder. Kimi; doğanın gidişatıyla ilgili, üzüm yetiştiği zaman Eylülde, hangi üzüm salkımı diğer üzüm salkımına dönükse yüzü daha çabuk olgunlaşır ve kızarır, siyah olur diyebilir. Kimi; iyiliğin karşılığı iyiliktir, kötülüğün karşılığı kötülüktür, der. Derler de derler, acayip acayip yorumlar getirirler. Doğrusunu bilen de olur, saçmalayan da…

Ben de, neden acaba, diyerek test etmeye kalktım. Meczupluk bu ya! Bundan yıllar önce tuttum iki üzüm salkımını yan yana, birbirine bakacak şekilde bir tepsiye koydum. Evdekiler bana sordular: Ne yapıyorsun böyle, deney mi bu? Tam saçmalık.” Tınmadım, dinlemedim onları. Acaba hangisi önce kararır diye, daha sonra yüz yüze bakan taraftan hangisi kararır sonra diğeri? Bir gün bekledim, iki gün bekledim, bir hafta bekledim. İnat bu ya, hiçbir belirti görmeden çürümeye doğru yüz tuttuğunu gözlemlemedim desem yalan olur.

Bir hafta sonra baktım, birbirine bakan taraflarında hiçbir değişiklik yok ancak tepsinin dış cephesine bakan iki tarafta da çürüme ve az da olsa bir kararma var. Dedim şimdi bu yeşil üzümler, birbirine bakarak değil de güneşe bakarak mı kararıyorlar? Yani içe bakan taraf değil de dışa bakan taraf mı çürüyor acaba? Aklıma muziplik geliyor ama dillendiremiyorum.

Üzümlerin hiçbir suçları yokmuş. Birbirine kenetlenen üzümler sağlam kalıyor, gözü dışarda olan üzümler de kararıyormuş.

Ataların bu sözüne inancımı yitirmek üzereydim. Bunu bir bağcıya sorayım dedim. Uzun yıllardır üzüm yetiştiren, bağları olan, yeşil, kırmızı, kara üzümleri bilen birine. Bir gün birine rast geldim, ismini söylemeyeceğim, bana biraz da bilge gibi gelmişti.

-Üzüm üzüme baka baka kararır, demiş atalar, dedim. Sizce ne demek istemişler? Gerçekten üzümler birbirine bakarak mı bozulurlar?

-Bugüne kadar bunu çözememiş misin? diyerek güldü. Sonra devam etti:

Üzümler birbirine bakarak çürümez, aksine olgunlaşır ve daha tatlı olurlar. Kararmadan kasıt çürüyüp bozulma değil aksine olgunlaşıp yenir hale gelecek şekilde siyahlaşması demektir, dedi.

-Eyvallah bağcı, ne dediğini anladım, dedim. Var olasın!

Ataların sözüne inanıp inanmama konusunda kendimi de sizleri de serbest bıraktım. İster inanırsınız ister inanmazsınız. Ama bilelim ki her şeyin aşırısı zarar getirir.

Aklın bile…

1962 yılında Muş/Bulanık doğumlu. Cağaloğlu’nda yıllarca basın yayın alanında çeşitli yerlerde bulundu. Dergilerde çalıştı, yayın yönetmenliği ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. Birçok sanat-edebiyat, kültür dergilerinde yazdı. İstanbul’da Kardelen dergisini yayınladı. 1995 yılında Van’a yerleşti. Haftalık ve günlük yerel gazeteler çıkardı. Hazan sanat edebiyat dergisini kurdu, uzun yıllar bu dergiyi yayınladı. Seyir ve Beyaz Gemi dergilerini Vefa Taşdelen’le birlikte çıkardı. Ülkenin her tarafında çıkan dergilere katkı sunmaya devam ediyor. Van Belediyesinde uzun yıllar Basın Yayın Danışmanlığı ve Van Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığında Genel Yayın Koordinatörlüğü yaptı.   Yayımlanmış Kitaplarından Bazıları   Şiir Kerbela ey Kerbela (1989) Oralarda Bir Yerde Yüreğimi Bırakıp Gelmiştim (1990) İstanbul Sokakları (1993) Ebced (1995) Epopeler (1996) Kır Çiçeklerinin Ağıtı (1997) Gece Sağanakları (2000) Yalnızlık Gridir Biraz (2003) Düşlerden Aldım Adımı (2008) Gece Sağanakları (Toplu şiirleri-ilk sekiz kitap, 2006) Zaman Gergefinde Kitabeler (Toplu Şiirleri-ilk 9 kitap, 2013) Canana Şiirler (2014) Canın Notasız Son Şarkıları (2016) Deneme Erguvanî Yazılar (2005) Şuuraltı Notları (2015) Öykü Burada Deniz Vurgun (1993) Üç Yağmur Masalı (1999) İçinde Eylül Biriktiren Kadın (2012) Düş Zamanı Öyküleri (2016) Hazanda Ölüm Olmaz Bir Çiçek Açadursa (2017) Roman Nemrudun Eli –tarihi roman- (2019) Zagros Çığlığı –tarihi roman- (2017) Hattuşaşlı –tarihi roman- (2017) Dört Şehir Dört Kapı (2016) Tuşba Yolunda –tarihi roman-(2014) Tuşbanın İncisi Semiramis –tarihi roman-(2012) Savunma (1995) Yurdunu Arayan Ölüm (1994) Ay Karanlıktı (1993) Mazlum Halepçe (1990) Günce Bilgenin Günlüğü (2011-2017)

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir