1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

Yazarlık Serüveni

Yazarlık Serüveni
2

Seyit Ahmet Uzun

Yazarlık istekle başlayıp
İstikrarla sonuçlanan bir süreçtir.
Merhaba değerli dostlar, okumayı ve yazmayı sevenler. Kalem yürekli insanlar. Hani derler ya “Yüreğinin götürdüğü yere git,” işte ben de kalemini yüreğiyle kullananlara dost diyorum ve onlarla kalemimizin götürdüğü yere gitmeyi diliyorum…
Kalem yürekliler vicdanlıdır.
Elif gibi dosdoğrudur, eğilmezler.
Yazmak onurlu bir eylemdir. Onurlu bir eylem ancak onurun ne olduğunu bilen, hayatını onun için adayan, menfaat ve beklentiden uzak duranlardan gelir.
Bugün yazarlık serüveni üzerinde duracağız.
Yazarlık serüveninde dikkat edilecek hususlar; doğruyu, doğru ve güzel bir şekilde yazmaktır. Ancak okumak tohum yazmak fidandır ilkesi gereği burada hemen “Oku!” emrini hatırlayalım.
Okumak yaratanın ilk emriydi. İşte Kur’an öyle güzel bir kitap ki bize yazarlığın bile yolunu gösteriyor. Tabi gören gözler içindir bu hakikat.
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti.”
Kur’an bir insan inşa ederken onun entelektüel, okuyan, yazan ve sorgulayan bir özellikte olmasını istemektedir.
İlk emrin oku olması ve elde okunacak bir şeyin olmaması üzerine kısa bir beyin fırtınası yaptığımızda, okumanın toplumu, insanı, doğayı okumak olduğu şeklinde bir yorumda bulunabiliriz. Toplumsal sorunlara çözüm arayışına katkı sunmaktır okumak. Hz. Muhammed (a.s) cahiliye döneminin yozlaşmış yapısını nasıl değiştireceğini bilmiyordu. İşte “Ben okuma bilmem!” dediğinde aslında bir derdi olduğunu ama derde çarenin ne olduğunu bilmediğini ifade ediyordu. Vahiy, göklerden gelen rahmet bu derde devanın ne olacağını anlatıyordu; okumak.
Yani okumak toplumdaki yozlaşmanın nasıl değiştirileceği hakkında bir düşünce eylemidir.
Okumaktan sonra yazmak eylemine geçebiliriz.
“Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki, sen, Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun değilsin. Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır. Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”
Kalem ve yazılanlar Allah’ın yemin ettiği çok değerli bir araç ve eylemdir. Allah’ın yemin ettiği bir değer. Kalem insana yüce ahlakın yolunu öğretmektedir. Yazmak insana tükenmeyecek bir mükafatın yolunu da göstermektedir. Ölümsüzlük yolu…
Yazarlık nedir?
Kelimeleri bir araya getirmek mi? Kâğıda aktarılan cümleler kurmak mı? Evet bunlara yazı denir ama yazarlık denmez.
Yazarlık; duygu ve düşüncelerin bulundukları kaplarda (akıl ve gönülde) taşması sonucu kalemin kâğıda buselerle dokunma sanatıdır. Bu buseler bazen şiir bazen hikâye bazen deneme bazen roman bazen anı bazen mektup bazen de biyografi olur. İnsanın duygu, düşünce, hayal ve anılarını yazıya aktarma sanatıdır. Evet yazarlık duygu ve düşünceleri kelimelerle işleme sanatıdır.
Yani bir sanattır yazarlık.
Yazar ise yeni bir hayat kurgulayan sanatkardır. Taşkın duygularını, birikmiş düşüncelerini, hayata dair söz ve tecrübelerini farklı edebi şekillerle yazıya aktaran sanatçıdır. Yazar etrafındaki olayları kurgusal bir metinle edebiyat dünyasına kazandıran insandır.
Peki yazmak için ne yapmalıyız?
Bir öğrenciyi düşünün. Okuma yazmaya başlarken bir öğretmene ihtiyacı vardır. Birinci sınıfta öğretmeniyle birlikte yazmayı öğrenir. Ama gençliğinde artık kendisine ait bir tarz geliştirebilir.
İşte yazarlık yolunda ilk adım takip edeceğimiz, örnek alacağımız, yol gösteren bir öğretmenin rehberliğinde yürümektir. Bunun kalem yürekli bir öğretmen olmasına dikkat edin.
Kalem yürekli öğretmen; kalemin onurunu koruyan, kalem yolunda olanlara cesaret veren, yanlışlarına göz yummadan olumlu eleştirilerle onları motive eden geniş gönüllü bir yazardır. Kalemini adalet, doğruluk, liyakat esasları üzerine kullanan, yazar adaylarına ufuk açan, menfaat ve dalkavukluktan uzak kişiliktir. Buna dikkat edin çünkü olumsuz eleştiriler yapanlar daha yolun başında sizin yeteneğinizi yok edebilirler.
Peki yazarlık bir yetenek midir yoksa çalışma sonucu gerçekleşen bir eylem midir? Bazı insanlar için yetenek bazı insanlar için çalışmaktır. Burada size Kahraman Umut masalımdan bir bölüm paylaşmak istiyorum.
“Zil çalınca öğrenciler düzenli bir şekilde sınıflarına girmişler. Umut yazılıda heyecanlanmış. Bir müddet sonra dikkati dağılmış. Bildiklerinin hepsini unutmuş. Kâğıdı öğretmenine vererek, üzüntülü bir şekilde sınıftan çıkmış.
Dağa doğru koşmaya başlamış. Yorulunca bir ağacın altına oturmuş. O sırada gözüne bir karınca takılmış. Sırtında ağır bir yükle yuvasına doğru gidiyormuş. Biraz ötede ise büyük bir engel, koca bir canavar gibi küçük karıncayı bekliyormuş.
Umut çok merhametliymiş. Zayıflara yardım etmeyi severmiş. Bunun için ilk önce engeli kaldırmak istemiş. Ama sonra bu fikrinden vazgeçmiş. Karıncanın ne yapacağını merak etmiş.
Yüküyle birlikte engele doğru yavaş yavaş ilerliyormuş karınca. Tam engele geldiğinde tökezlemiş. Yüküyle birlikte yuvarlanmış. Sonra doğrulup yükünü tekrar almış.
İleriye doğru yürümeye başlamış, canavarın büyüklüğüne aldırmadan. Yine engele takılıp yuvarlanıvermiş. Ama yılmadan doğrulmuş azimle.
Umut şaşkın gözlerle bakıyor, karıncanın gücüne hayran oluyormuş. On defa tekrarlanmış bu olay. En sonunda engeli aşmış.
Küçük kahraman koca canavarı yenerek yuvasına doğru Emin adımlarla, huzurlu bir şekilde yürümüş.
Kararlı olmanın önünde dağ, küçülmüş de küçülmüş iyice. Küçük karınca büyüyerek azimle, küçük ayaklarla zirveye ulaşmış.
Umut tam kalkacağı sırada başka bir karınca daha gelmiş. Engele takılmadan çıkıvermiş yukarı. Bu iki olay çocuğu düşündürmüş. Azim ve kararlılığın önünde hiçbir engelin olamayacağını anlamış küçük aklıyla.
Her varlık farklı bir güçte, kimisi ilk seferde kimisi de dördüncü beşinci seferde başarırmış. Önemli olan yılmadan çalışmak, başarısızlık köprüsünü aşmak için azimli adımlarla yürümekmiş.
Karıncalardan bu dersi alan Umut, evine mutlu bir şekilde dönmüş. Bir plan ve program hazırlamış. Küçük ayaklı arkadaşı gibi azimle çalışmış. Hiç yılmamış. Sonunda başarılı öğrencilerin arasına katılmış.”
Başarı insanın kendisini tanımasında gizlidir. Hemen ilk yazımızda büyük bir yazar olamayız ama her yazımızla yazarlığımızı güçlendirebiliriz. Kalem yürekli bir öğretmenden sonra en değerli yazarlık öğretmeni kişinin yazılarıdır.
Yazılarımız kötü diye terk ettiğimizde iyiye kavuşamayız. “Musluğu açın. Kirli su akıp gitmeden temiz su gelmez. Yazmaya başlayın, bırakın önce içinizdeki kötü kelimeler dökülsün.” Louis L’Amour bu yaklaşımıyla yazar adaylarını yüreklendirmektedir.
Her yeni yazı bir sonrakinin tohumudur. Ekilmeden yeşermez yeni fidanlar.
Yazarlık serüveni bir bahçıvanlık işidir. Zaman içinde toprağı ve tohumları tanırsınız. Artık hangi toprağa nasıl tohumlar ekilebileceğine karar verebilirsiniz.
John Steinbeck 1962 yılında Nobel Edebiyat ödülünü aldıktan sonra verdiği demeçlerde şunları söylemiştir; “Okuldayken bana kırık notlar veren, yazdığım hikayeleri yetersiz bulup ‘Senden asla bir yazar olmaz’ diyen öğretmenlerimin bugün ne düşündüğünü merak ediyorum. Bu ödül, sanırım o düşük notların bir tür rövanşı oldu.”
Steinbeck ödül töreninde ise yazarın sorumluluğuyla ilgili şunları ifade etmiştir; “Yazar, insanlığın kusurlarını ve başarısızlıklarını ortaya koymakla, onun karanlık ve tehlikeli hayallerini gün yüzüne çıkarmakla yükümlüdür; amacı, türümüzün gelişmesini, daha iyiye gitmesini sağlamaktır.”
Lev Tolstoy ise Savaş ve Barış’ı en az yedi veya sekiz defa baştan sona elle yeniden yazmıştır. Hatta romanın bazı kritik bölümlerini karakter analizlerini ve savaş sahnelerini yirmiden fazla revize ettiği bilinmektedir.
Gabriel Garcia Marguez de tek cümle için günlerini harcardı. “Yüzyıllık Yalnızlık” romanını yazarken bazen bir paragrafın ritmini kelime tınısını ve görselliğini oturtmak için günlerce masadan kalkmadığı bilir. Kusursuz bir ilk taslak üretemediğinde o günkü tüm mesaisini sil baştan yapardı.
Ernest Hemingway, “Her ilk taslak berbattır,” sözünün hakkını sonuna kadar verirdi. “Silahlara Veda” romanının son sayfasını tam olarak içine sinene kadar 39 kez yeniden yazdı. Doğru kelimeleri bulabilmek içindi tüm bu çabalar.
Wirgina Wolf ise zihnin ritmini bulana kadar düzeltmeye devam ederdi. Deniz Feneri ve Dalgalar gibi romanları yazarken neredeyse her paragrafı defalarca sesli okur, ritmini beğenmediği cümleleri tekrar tekrar baştan kurardı. Günlüklerinde bir kitabın son halini alana kadar geçirdiği evleri; “İşkence dolu bir doğum sancısı” olarak değerlendirirdi.
Yazarlık istikrar ve kararlılık gerektiren zorlu bir süreçtir.
Ben de 1992-93 yıllarında on çocuk kitabını daktiloyla yazdım. Ama yayınlanma şansları olmadı. Pes etmeden devam ettim yazmaya ve nihayetinde yayınlanan yüz kitaba ulaştım.
Yazmak, yetenek toprağına bambu ağacı tohumu ekmek gibidir. İlk beş yıl hiç başını çıkarmayan tohum beş yıldan sonra birden yirmi metre boy atar. İşte yazarlık serüveni sorunlarından birisi de budur. İlk sıralar eserleriniz beğenilmez, yayınlanmaz ama bir müddet sonra emeğinizin karşılığını alırsınız.
Yazarlık sabır gerektiren bir süreçtir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken iki önemli adım vardır. 1- İstek 2- İstikrar
İstek bir şeye duyulan arzu ve heyecandır. Heyecanı olmayanın yazar olması söz konusu değildir. İnsanı bir şeye yönelten en temel etken ona duyulan istektir. Bu var oluşa duyulan yöneliştir.
İstikrar insanın yazma iradesini canlı tutan en dinamik unsurların başında gelmektedir. Yazma iradesi canlı olmayan birinin yazarlık serüveninin sona ermesi kaçınılmazdır. Hani derler ya “Kayaları delen suyun şiddeti mi sürekliliği mi?” işte süreklilik yazarlık serüveninde önüne çıkacak bütün sert kaya gibi engelleri aşmanızı sağlayacaktır.
Etkili, güzel eserler ortaya çıkmayınca sizi hor görenler olacaktır. Bu aşamada yapacağınız en önemli şey olumsuz mesajlara kulağınızı sağır yapmaktır. “Başarıya Koşan Çocuk” masalım yazar olmak isteyen Hakan’ın hikayesini anlatır. Engelleri bir bir nasıl aştığını gördüğünüzde şaşıracaksınız.
Çirkin ördek yavrusundan bir kuğu çıkmasını istiyorsanız bir kış soğuk havalara, suratlara, sözlere aldırmamanız gerekir.
Değerli kalem dostları! Sizlerin de şiirlerinizin, hikayelerinizin yeryüzünde alkışlanmasını istiyorsanız yazma iradenizi güçlü tutun. Yazmaya devam edin. Okuma tohumunu unutmayın.
Müzik dehası Beethoven’in hocası onun için; “Ona dikkat etmeyin. Hiçbir kuralı öğrenemedi ve asla düzgün bir şey üretemeyecek. Bir müzisyen olarak ondan hiçbir yol olmaz,” diyerek aşağılamıştır.
Steinbeck ve Beethoven söylenen olumsuz sözleri iç dünyalarının güçlü sesiyle susturarak dünyaca ünlü edebiyat ve müzik dehalarına dönüştüler.
Thomas Edison’un ilkokul öğretmeni, “O beyinsiz bir çocuk hiçbir işte başarılı olamaz,” diye bir mektubu Edison’a vererek sadece annesine götürmesini ve sadece onun açmasını ister. Edison eve gelip zarfı annesi Nancy Elliott Edison’a verdi. Annesi mektubu gözyaşları içinde okudu ve küçük Thomas’a yüksek sesle şunları söyledi:
“Oğlum öğretmenin şöyle yazmış; sizin oğlunuz bir dahi. Bu okul onun için çok küçük ve burada onu eğitecek güçte bir öğretmenimiz yok. Lütfen onu kendiniz eğitin.”
Dehamızın orta çıkması, başarılı bir insan olmamız hakkımızdaki menfi yargılara rağmen yolumuza yılmadan devam etmekte saklıdır.
Başarının sırrı hayalini gerçekleştirme inancını kaybetmemektedir.
Siz kendinize ve yazdıklarınıza, yeteneklerinize değer vermezseniz kimse size değer vermez.
Sonuç olarak yazmak yeteneği bir pınardır. İlk önce küçük bir havuz oluşur. Sonra akıntısıyla dereye dönüşür. Azim ve kararlılıkla engelleri aşarak denize ve okyanusa kavuşur.
Etkili bir yazar olmak sürekli okumaktan ve anladıklarını, duygularını, düşüncelerini azimli bir şekilde yazmaktan geçer.
Okumak tohum, yazmak ise fidandır.
Tohumu olmayanın yeşerecek fidanı da olmaz. Bunun için iyi bir yazar olmanın en iyi yolu iyi bir okur olmaktan geçer.

1966 yılında Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Mersin’de tamamladı. Mersin İmam Lisesinden 1986, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1992 yılında mezun oldu. Çeşitli illerde öğretmenlik yaptı. Halen Ankara Kahramankazan’da görevine devam etmektedir. 27 yıldır öğretmenlik yapmaktadır. Çeşitli dergi, gazete ve ders kitaplarında hikâyeleri, şiirleri ve makaleleri yayınlanmıştır. İmam Hatip 8 ve 11 sınıfların Kur'an’ı Kerim ders kitaplarının yazarı. Aile ve sokak çocukları ile ilgili dernek kurdu pek çok yerde seminerler verdi. Radyo ve televizyon programları yaptı.  Mersinde Dil Edebiyat Derneğinde, Kahramankazan’da yazarlık dersleri verdi, genç yazar ve şairler yetiştirerek, Genç Kalemler isminde Edebiyat dergisi çıkardı. Kabirde ilk Gece kitabıyla Türkiye geneline ulaşarak kalbine dokunduğu bir okuyucu kitlesine kavuştu, 55 baskı yaptı. Kitabın Arapça ve İngilizceye çevirileri yapılmaktadır. Eserleri: Aile Eğitimi; Özgürleştiren Disiplin, Anne Babamı İyi Seç, Kutsal Metinlerden Günümüze Cinsel Hayat Romanları; Kabirde İlk Gece (55. Baskı), Sırat Köprüsünde Heyecan, Cehennem yolcuları, Cennet Yolcuları, Aşkın Öncüsü Hz Muhammed, 15 Temmuz Milli Direniş Öyküsü, Şeytanın Oyunu, İlk Aşk Âdem İle Havva Öykü kitapları; Melekler Ölmesin, Ölümsüz Arkadaşlık Bahar ile Gül, İmdaaaat Babam Sigara İçiyor. Dini Kitapları; Şeytanın Tuzakları, Namaz Neslinin Deklarasyonu, Cennetin Rövanşı, “Allah İlk Öğretmenim, Ölüm Sonrası Yürüyüş, Zülfikar, Aşka Adanmış Hayat Hz Ali, Allah Kimleri Sever Kimleri Sevmez, Anne Bana Dinimi Anlat, Bilinç İnşası, Müslüman Gencin Yaşam İlkeleri. Şiir Kitapları; Eşsiz Sevgiliye (Esmaul Hüsna), Sevgiliye Gözyaşları, Kardeşlik Ülkesi Çocuk Romanlar: Çiçek Kız Meryem Dilek Yıldızı, Çiçek Kız Meryem Barış’ın uçurtması Gençlik Romanları; Gizemli Yolculuk Macera başlıyor, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet, Selahaddin Eyyubi, Şapkalı Çocuğun Maceraları Kamp Heyecanı Öykülerle Aile İçi Davranış Eğitimi: Yusuf ve Zeynep Öğreniyor Serisi (10 Kitap) Masal Kitapları: Masal Serisi (28 Kitap) Seyit Ahmet Uzun’un yayınlanmaya hazır, “İtikadi ve İktisadi Yozlaşma Karşısında Hz. Şuayb” “Sessiz Haykırış” “Aşk Yarası" “Biraz Hüzün Biraz Tebessüm İşte Hayat” “Doğmamış Çocuktan Mektuplar” adlı çalışmaları bulunmaktadır. Masal Terapisti olarak çocukların hayal gücünü geliştirerek onları hayata daha aksiyoner ve katılımcı bir kişilikle hazırlamaya çalışmaktadır. Özgün ve kendi kültürümüzü yansıtarak yazdığı yaklaşık beş yüz civarında masalda bu konuları işlemeye çalıştı. fecabook.com/ seyitahmetuzun ınstegram/seyitahmetuzun twitter/seyitahmetuzun

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (2)

  1. 5 Temmuz 2026

    Kaleminize yüreğinize sağlık Hocam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir