1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

Yolda Kontak Kapatamazsınız

Yolda Kontak Kapatamazsınız
0

Bir baktım yine kontak kapatmışım. Sonra tekrar ve tekrar. Niçin sürekli aracı park edip kontağı kapatıyordum, bu kaçıncıydı yahu.

Rutindi. Arabanın camından hep aynı manzara. Açı hiç değişmemiş. Evet, bazen sulu çamurlu bir kar sıvanıyor kenarlara. Bazen karşıdaki otlar çok uzamış ve sararmış oluyor. Kimi zaman taşlar arasından inatla başını uzatan çimenler oluyor. Ama hep kontak kapatıyordum. Kim bilir kaçıncı keredir kapatıyordum.

Kontak kapatma, zamanın geçtiğini anlamak için iyi bir ölçü aracıydı. Yine kapadım, demek aradan bir zaman geçmiş, hiç hissetmedim, diyordum. Okulun önüne gelip park ettiğim her an; birer zaman durağı gibi kendi platformunu kuruyor, bayrağını asıyor, o saniyeyi hayat takvimine çiviliyor. Yol tamamlanmış. Yol bitmiş. Henüz yapacak bir iş yok. Zilin çalmasına daha var. Hava alacakaranlık. Öğrencilerin zayıf trafiği uykulu. Arada bir yerdeyim. Devam edeceğim ama biraz durulabilir. Dinlenmeye çalışmam ya da vakti kaliteli değerlendirmem gerekmiyor. Tamamen yalnızım. Sakinim. Güvendeyim. Ne tatlı dakikalar onlar.

Kontak kapattığım an, durduğum an benzeri başka yerde olmayan bir andı. Demek diğer tüm anlarda bir şeyle meşguldüm ve meşguliyet, zaman algısını yiyip bitiriyordu. Somutlanmış zamana dokunmak çok acayipti. Çıldırmamak işten değildi. Belki de çıldırmayalım diye bir işle meşgul olmak, boş durmamak, çalışmak övülmüştü. Peygamberimizin boş boş duran adama selam bile vermemesi hiç aklımdan çıkmamıştı. Demek insan, o kontak kapatma anını uzatıp zaman denen şeyi iliklerinde hissetse hakikati kaldıramayacak. Ama o an ne tatlı bir andır dostum. Kontağı kapat ve geçen kapatışınla bu kapatışın arasında geçen zamanı neredeyse hiç hissetmediğini fark et. İşte böyle çabuk geçecek ömür. Ölünce denilebilir mi: Ne ara yaşadım? Farkında bile değildim ki!

Bu sabah yine kontak kapattım ve aradan geçen zamana gayet net biçimde usulca dokundum. İnmek ve yalnızlığımı karpuz gibi bölmek istemiyordum. Sonra cama tıklayarak hey dedi bir ses, zil çaldı. Herkesin istemsizce yüzdüğü boşluğa dalmak zorunda kaldım.

Ayla Abak, 1966 doğumlu, İstanbullu. 1988’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Muğla, İstanbul ve Ankara’da öğretmenlik yaptı. Hâlen Ankara Şehit Ömer Halisdemir Anadolu İmam Hatip Lisesinde öğretmenliğe devam etmektedir. Ayla Abak’ın İkindi Yazıları, Raillife, Diyanet Çocuk, Diyanet Avrupa, Birdirbir, Seyyide, Türk Dili ve Hece dergisi başta olmak üzere çeşitli dergilerde şiir, masal, hikâye ve denemeleri yayınlandı. Eserleri: Tüm Ortaokullar ve Liseler için Dilbilgisi - Hazar Yayınları Örnekleriyle Kompozisyon Bilgileri - Hazar Yayınları Doğrucu Davut (Masal) - Salıncak Yayınları Kardan Adam Camdan Baktı ( Hikâye) - Salıncak Yayınları Çevre Bilinci (Deneme) - Diyanet İşleri Başkanlığı Sonsuzluk Yurdu: Ahiret (Deneme) - Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları Martıları Evcilleştiren Şairler: Şeyh Yahya Efendi, Şeyhülislam Yahya Efendi (Roman)- Diyanet Vakfı Yayınları Samanyolundaki İslam Atlısı: Mevlana ( Roman )- Diyanet Vakfı Yayınları Ya Ben İstanbul’u Alırım Ya İstanbul Beni ( Roman)- Timaş Yayınları Aşkı Söylemek/Galib’in Hüneri (Roman)- Timaş Yayınları

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir