1. Anasayfa
  2. Din ve Hayat

Ahmed İlâhî’den Bayramlık Cümleler

Ahmed İlâhî’den Bayramlık Cümleler
0

Kültür ve medeniyetler birçok unsurun bir araya gelmesiyle oluşur. Siyasî, iktisadî, askerî kurumlarla birlikte ilim felsefe ve sanat dünyası da bu konunun olmazsa olmazları arasında yer alır. Bütün bunları etkileyen ana kurum ise din ve inançlardır.

Bizim medeniyet tarihimizin kurucu şahsiyetlerine ve onların kaleme aldığı kurucu metinlere bakıldığında farklı bir ilim dalı daha tarih sahnesine çıkmaktadır: Tasavvuf.

Adına ister İslâm düşünce tarihi, isterse İslâm felsefesi tarihi diyelim karşımıza çıkacak insanların bir kısmı da sûfilerdir, dervişlerdir. Bir başka ifade ile bu tarihi Mevlanâ’ya, İbn Arabî’ye, Yunus Emre’ye, Sadreddin Konevî’ye, Molla Fenârî’ye başvurmadan tamamlamanın mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

Düşünce dünyasının en derin konuları olan Allah, insan, ahlâk ve varlık hakkında konuşan, yazan dervişlerden biri de Türkistan’lı Ahmet İlâhî’dir. O yaptığı sohbet ve yazdığı eserlerle, terennüm ettiği şiirlerle bu anlayışı dillendirdiği gibi Konevî’nin Miftahü’l-gayb isimli meşhur eserini şerhetmekle aynı alan için kalıcı hizmetler sunmuştur.

Şimdi onun 500 sene önce kaleme aldığı  Tasavvufnâme isimli eserinde yer alan bazı cümlelerini okuyalım[1]

  1. Allah hazinelerinin dört kapısı vardır: Hilim, ilim, sıdk ve sabır
  2. Kalb, görünüş olarak çam kozalağına benzer ama manâ itibariyle O’nun dergâhıdır.
  3. İnsanın bedeninde diğer canlılarda olmayan iki organ vardır. Biri ilme mazhar olan dil, diğeri kudrete mazhar olan ve sanat icra eden eldir.
  4. Peygamber ilme mazhardır, sultan/yönetici ise kudrete mazhardır. Peygamber lütfa, sultan kahra mazhardır.
  5. Hırs hasetle, cimrilik kinle, gazap kibirle eş olmuştur. Bunlardan sayısız çocuk doğar. Fakat şehvet kimseyle çiftleşmez, şahin gibi kendi göğünde dolanır durur.
  6. İnsanların çoğu yırtıcı hayvanların özelliklerini taşırlar. Kimi arslan, kaplan gibi yırtıcı, kimi akrep yılan gibi zehirleyici kimi de deve gibi kindardır.
  7. Nefs-i emmâre şehvetinin başı ancak riyazet kılıcıyla kesilir. Kibrin başı tevazu, kin ve hasedin başı inançla, gazabın başı hilim ile, cimriliğin başı cömertlikle, hırsın başı tevekkülle kesilebilir.
  8. Güzelliklerin de anne babası vardır. Çocukları onbeş tanedir: Namaz, oruç, hac, zekât, sadaka, zikir, riyazet, hilim, edep, huşu, ilim, sükünet, tevazu, cömertlik, dindarlık.
  9. Mahabbet zikri artırır, zikir fikri artırır, fikir mücahedeyi, mücahede ise müşahede perdelerini açar. Bu hal dervişi hayret makamına ulaştırır. Bu makama ulaşan ise dilsiz olur.
  10. Mürşid-i kâmil, kılıç bileme ustasıdır. Şeyhlerle sohbet ateş küresidir. Zikir halkası örstür, cehri/sesli zikir çekiçtir.
  11. Lâilâhe illellâh zikrini, manasını düşünerek çekmek nefsi kötülüklerden arındırır, kalbi temizler, ruhu parlatır.
  12. Allah’ın zikriyle bir kişi öyle bir mertebeye varır ki bu zikrin etkisini başka hiçbir şey veremez. O zaman “lâ” ve “illâ”dan başka bir şey kalmaz.
  13. İnsan, yüce alemden olan ruh ve aşağı alemden olan bedenden/kalıptan yaratıldı.
  14. Ruhlar bu aşağı aleme temizlenmek ve mertebe kazanmak için gelmişlerdir.
  15. İnsanlar bu aşağı aleme geldikten sonra üç kısma ayrıldı. Bir kısmı niçin geldiğini anlayamadı, yeme içme evlenme işleriyle gününü gün etti. Diğer bir kısmı meseleyi kavradı fakat mal ve makam sevgisi ile kendilerini aldattılar. Üçüncü gurup ise işin hakikatini anladı ve kavradı.
  16. “İki günü eşit olan aldanmıştır” hadis-i şerifi dört farklı şekilde izah edilebilir.
  17. Alimlerin ilmi yerinde sayıyorsa aldanmışlardır demektir.
  18. Âbidlerin ibadetinde düne göre gelişme yoksa zarardadırlar.
  19. Zâhidler düne göre hâlâ yemek ve giyinmek sevdasında ise aldanma devam ediyor demektir.
  20. Arifler ise şöyle derler: Bu Hadis’e göre ilimsiz, ibadetsiz ve perhizsiz/riyazetsiz dünya ve ahiretin hakikati bilinemez.

[1] Molla Ahmed İlâhî, Tasavvufnâme, çev. Mücahit Kaçar Ahmet Akdağ, İstanbul, 2015.

1951, Güneyce / Rize doğumlu. Güneyce İlkokulu (1960), İstanbul İmam Hatip Okulu (1970), Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü (1974) mezunu. Şebinkarahisar ve İspir liselerinde öğretmenlik yaptı. 1977 yılında Bursa Yüksek İslâm Enstitüsünde tasavvuf tarihi asistanı oldu. Doktorasını 1983’te “İbn Teymiye’ye Göre İbn Arabî” konulu teziyle tamamladı. 1989’da doçent, 1994’te profesör oldu. Çalışmalarını Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tasavvuf Tarihi Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak sürdürdü. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir. Deneme türündeki ilk yazısı “Onlar ve Biz”, Mayıs 1971 tarihli Hareket dergisinde yer aldı. Ürünlerini daha sonra Hareket (1970-80), Nesil (1978), Yönelişler (1983), Mavera (1984), Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, İktisat Fakültesi Dergisi dergileri ile Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinde yayımladı. Araştırma ve incelemeleriyle Türkiye Millî Kültür Vakfı Jüri Özel Ödülünü aldı. İslâm dergisinin 1986’da açtığı araştırma yarışmasında “Zeynilerde Bir Sufî: Abdullatifi Kudsî” başlıklı çalışmasıyla mansiyon kazandı. 2002 yılında Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği Araştırma Ödülünü aldı. ESERLERİ: Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zaviyeler (1977), Tasavvufî Hayat (Necmeddin Kübra’dan, 1980), İslâm’da Tenkid ve Tartışma Usûlü (Mîzanü’l-Hak, Katip Çelebi’den, S. Uludağ ile, 1981), Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi (1985), Tasavvufî Hikmetler (İbn Ataullah İskenderî’den, 1989), Bursa’da Tarikatlar ve Tekkeler (2 cilt, 1991 ve 1993), Vahdet-i Vücud ve Muhyiddin İbn Arabî (İsmail Fenni’den, 1991),İbn Arabî’de Varlık Düşüncesi (Ferit Kam’dan, 1992), Niyazî-i Mısrî (1994), Tasavvuf ve Tarikatler (1994), Eşrefoğlu Rumî (1995), Bursa Dergâhları (Yadigâr-ı Şemsî, Mehmed Şemseddin’den, Kadir Atlansoy ile, 1997), Evliya Menkıbeleri - Nefahatü'l Üns - Abdurrahman Cami (Lamiî Çelebî’den, Süleyman Uludağ ile, 1998), Gönül Mektupları (2000), Akşemseddin (H. Algül ile, 2000), Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri (2001), Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi (2003), Metinlerle Osmanlılarda Tasavvuf ve Tarikatlar (2004), Mahabbet Mektupları (2004), Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları (2005), Dervişin Hayatı Sufînin Kelâmı (2005), Bursa’nın Gönül Sultanları (2006), Dildâr-ı Şemsî-Niyazî-i Mısrî’nin İzinde Bir Ömür Seyahat (Mehmed Şemseddin Mısrî’den, Y. Kabakçı ile, 2010), Bursa’da Kırklar Meclisi (2011), Buhara Borsa Bosna (2012), Türkistan'ın Işığı Necmeddin-i Kübra, Türküstan Diýarynyň Şuglasy Nejmeddin Kubra (Türkmence), 28 Şubat Öncesi ve Sonrası Türkiye’de Dinî Hayat (2012), Miraciyye ve Bursalı Safiye Hanım’ın Vakfiyesi (2014), Yazarlık Hayatının 50. Yılı Ajandası, Emir Sultan, Konuk Öğrencilerle Gönül Gönüle, Annem Babam ve Oğlum, Derviş Yunus Emre, Bursa’nın Gönül Doktorları,

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir