1. Anasayfa
  2. Düşünce

Amerika

Amerika
0

Çift olarak bir kamu kurumundan henüz emekli olmuşlardı, oldukça genç sayılabilecek bir yaşta olmalarına rağmen. Yorucu da olsa, severek yaptıkları bir işleri vardı. Herkesten önce işyerine gelir ve herkesten sonra da işyerinden ayrılırlardı, çalışanların çoğunun adet edinmediği ve alışık olmadığı bir biçimde. İşyerinde her yönüyle dikkat çeken sıra dışı insanlardı, en çok da, kamuda eşine az rastlanan türden bir bilgi birikimine ve kültürel donanıma sahip olmalarıyla.

Uyumlu ve tutumlu bir çift idiler, aynı zamanda ve aynı oranda da dikkatli ve meraklı. Dünyalık kaygıları geride bırakmışlardı, salt eğlenmekten, tüketmekten ve gününü gün etmekten ibaret bir yaşantıları da yoktu zaten. Ortalama bir gelir düzeyine sahip olduklarından, belirli ve düzenli aralıklarla, dünyanın muhtelif coğrafyalarını gezerek, geçirmeyi planlıyorlardı kalan ömürlerini, merak saikiyle.

Sıradan bir turistik gezi değildi, düşündükleri ve düşledikleri. Daha ziyade kültürel yanı öne çıkan bir gezi programı hayal ediyorlardı. Öncelikle anlamak ve tanımak istiyorlardı, farklı coğrafyaları, değişik kültürleri ve çeşitli toplumları, imkânlarının elverdiği ölçüde, sonrasında da yazmak ve tanıtmak elbette ki, mümkün mertebe bütün boyutlarıyla.

Erken yaşlarda okuryazar olmuşlardı, okumak ve yazmak, gündelik hayatlarının ayrılmaz ve vazgeçilmez bir rutini idi adeta, kendi çaplarında hem okuyor, hem yazıyorlardı, ilk gençlik yıllarından beri. Heyecanlı idiler olabildiğince, bir o kadar da tedirgin, ilk yurt dışı deneyimleri olacaktı zira iyi derecede bir yabancı dil bilgileri de yoktu üstelik.

Gezdikleri ve gördükleri her yerin ve her şeyin kılcal damarlarına kadar nüfuz ederek, tarihinden kültürüne, aile yapısından toplum hayatına, inançlarına, folkloruna, mutfağına ve doğasına varıncaya değin, en ince ayrıntılarına kadar görmek, anlamak ve tanımak istiyorlardı, takatleri ölçüsünde ve zamanın müsaadesi nispetinde.

Okyanus ötesinden başlamışlardı işe, ilginç ve bir o kadar da zorlu bir tercih olduğunun farkında olarak. Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte, tek kutuplu hale gelen dünyanın, rakipsiz kovboyunu, ülkesi ve halkıyla birlikte anlama ve tanıma arzusu etkili olmuştu bu tercihlerinde kuşkusuz. Merak edilmeyi ziyadesiyle hak eden bir toplum diye cevap veriyorlardı, neden öncelikle ve özellikle Amerika diye soranlara.

Gerek kuruluşu esnasında, gerekse toplumun kimlik inşasında, din faktörünün hayli etkili ve belirleyici olduğu bir toplumdu nihayetinde. Hem halkın, hem de kurucu babaların, kendilerini Hristiyan / Yahudi ortak yapımı bir toplum olarak tanıtmasının yanı sıra, seçilmiş ve özel misyonla görevlendirilmiş bir halk olarak görmesi ve kendilerinde ilahi bir güç vehmederek, yeryüzünün kurtarıcısı olduklarına inanıyor olması, sahiden merakı mucip bir husus değil mi, yaşadığı çağı anlama ve anlamlandırma kaygısı taşıyan her bir insan teki için. Kim ne derse desin, yerküre üzerinde olup bitenleri anlamanın yolu, bir elif miktarı dahi olsa, Amerikan toplumunu, bu teolojik arka planıyla birlikte tanımaktan geçer diye bakıyorlardı meseleye, son tahlilde. En azından bu yüzyıl içinde, olup bitenleri anlamak isteyen insanların, bu teopolitik ve teo-sosyolojik paradigmadan haberdar olması gerekir diye düşünüyorlardı, haklı olarak.

Dünyanın başka hiçbir yerinde karşılaşmayacaklarını umdukları bir gerçeği vardı, bir zamanlar özgürlükler diyarı diye anılan bu toprakların. Kelimenin tam anlamıyla bir lobiler ülkesi burası ve and olsun ki, burayı lobiler yönetiyor diye yemin edene, zinhar kefaret gerekmezdi. En etkili olan lobi de, hiç kuşkusuz ki Yahudi lobisi idi.

Nüfusun %‘3’ünü dahi oluşturmayan Yahudiler, finans piyasasına egemen oldukları için olsa gerek, Amerikan siyaset ve devlet adamlarının, özellikle ve dahi öncelikle Ortadoğu’ya, Yahudi lobisinin gösterdiği pencereden bakmalarını sağlayabiliyorlar, netice itibariyle.

Yöneticilerin sorgusuz sualsiz, her hal ve şart altında, İsrail politikalarını desteklemesi, ülkeyi ziyaret eden yabancı devlet adamlarının, Yahudi kuruluşlarında konuşma yapmaya özen göstermesi, başkan adaylarının seçim kampanyalarında final konuşmalarını Yahudi kuruluşlarında yapmayı adeta gelenek haline getirmiş olması, Yahudi Lobisinin çabalarının sonuç vermesinden başka bir şey ile izah edilemez. Herkesin bildiği bu gerçeği yerinde görmenin hayretini ve heyecanını yaşıyor olsalar da, pek de şaşırmıyorlar, malumun ilamı kabilinden bir durumdu zira onlar için.

Amerika’da iç ve dış politik ilişkilerin şekillenmesinde, Yahudi lobisi kadar olmasa da, etkili ve belirleyici olan bir diğer dini sivil yapı da, kendilerini Hıristiyan Siyonistler olarak da tanıtan Evangelistler`dir. İlginç ve bir o kadarda şaşırtıcı olan husus, neredeyse sokakta görülen her iki Protestan’dan birinin, kendini Evangelist olarak tanıtmasıdır. Evangelistler, İsrail’in kendi inançları doğrultusunda bölgeyi karışıklığa ve kaosa sürüklemesinin, Tanrıyı kıyamete zorlayacağına ve bu durumun da Mehdinin gelişini hızlandıracağına inandıkları için İsrail politikalarına kayıtsız şartsız destek veriyorlar, akla ziyan bir biçimde.

Aklın sükût ettiği, kalbin iflas ettiği, vicdanın karardığı bu bir zamanların fırsatlar ülkesinde, Amerikan çıkarları adına sömürmek, talan etmek ve hâkimiyet altına almak için her türlü gücü kullanmak mübah kabul ediliyor, ne yazık ki. Halkının kısa vadeli görüşlere sahip olduğu bu tedhiş yanlısı ülkenin, istisnasız bütün yönetici elitleri şiddete ve hukuksuzluğa tutkunlar adeta. Gerekli gördüklerinde, en modern silahları kullanmaktan asla çekinmiyor, amaca ulaşmak için, sosyal yaşama, ekonomik ve politik kurumlara nüfuz etmekten, kültürü ve düşünceyi kontrol altına almaktan zinhar kaçınmıyorlar.

Bir yandan uluslararası arenada kullandıkları aldatıcı ve manipüle edici diplomasi dili ve sözüm ona demokrasi söylemiyle, dünya üzerinde kendine bağımlı kıldığı ülkelerde varlığını ve egemenliğini sürdürürken, diğer yandan da uyguladığı devlet terörünün yeryüzü ölçeğinde sebep olduğu kan ve gözyaşı denizinde, insanlığın hali ve istikbali can çekişiyor. Amerika, esas itibariyle, bütün bir insanlık ailesi için, serapa hayal kırıklığıdır, ezcümle. Neden mi?

1960 Haymana doğumlu Bursa da ikamet ediyor Tarım Bakanlığında başladığı memuriyeti, yine aynı bakanlıktan emekli olarak tamamladı. Çeşitli sendika ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı Yerel radyo ve TV kanallarında program sunuculuğunun yanı sıra, Yerel gazetelerde günlük yazılar yazdı. Evli 2 çocuğu ve 2 torunu var

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir