Bağdat
Dicle Nehri kıyısında kurulan Bağdat, Abbâsîler döneminden günümüze kadar İslâm medeniyetinin en önemli şehirlerinden biri olmuştur. Abbâsî Devleti’nin yönetim merkezi olmasının yanı sıra Nizâmiye Medresesi, Beytülhikme ve zengin kütüphaneleri sayesinde ilim ve irfan hayatının da başlıca merkezleri arasında yer almıştır. VIII. yüzyılda Abbâsî Halifesi Ebû Ca‘fer Mansûr (ö. 158/775) tarafından 145/762 yılında temelleri atılan şehir, Abbâsî Devleti’nin 1258 yılında yıkılışına kadar hilâfet merkezi olarak kalmıştır. Daha sonra Osmanlı Devleti döneminde Bağdat vilâyetinin merkezi olmuş, 1921 yılından itibaren de Irak’ın başşehri olmuştur. (Bağdat’ın adı ve kuruluşu hakkında bk. Hasan İbrahim, Târîhu’l-İslâm, 2/294-306.)
Bağdat, sayısız âlimin yetiştiği ve pek çok büyük ilim adamını ağırladığı müstesna bir ilim merkezidir. Bağdat Nizâmiye Medresesi müderrisliğine tayin edilen Ebû Hâmid Gazzâlî (ö. 505/1111) bunlardan yalnızca biridir. Bunun yanında Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf, Vâkıdî, İbn Sa’d, Ahmed b. Hanbel, Taberî ve İbnü’n-Nedîm gibi pek çok önemli isim de hayatlarının bir dönemini Bağdat’ta geçirmiştir. Gazzâlî dışında burada zikredilen âlimlerin kabirleri de Bağdat’ta bulunmaktadır.
Şehrin ilmî ve kültürel zenginliği, Bağdat hakkında çok sayıda mensur ve manzum eserin kaleme alınmasına vesile olmuştur. Bu eserlerin en meşhurlarından biri, ileride üzerinde duracağımız Hatîb Bağdâdî’nin Târîhu Bağdâd adlı çalışmasıdır. Ondan önce ise İslâm dünyasında şehir tarihi alanında yazılan ilk örneklerden biri kabul edilen, Bağdatlı tarihçi Ahmed b. Ebî Tâhir Tayfûr’un (ö. 280/893) Kitâbü Bağdâd adlı eseri (Kahire 1368/1949) bu sahada önemli bir yere sahiptir.
Bağdâdîler / Bağdatlılar
Bağdâdî nisbesi, tarih boyunca farklı ilim dallarında temayüz etmiş birçok âlim tarafından taşınmıştır. Bu yazıda, aynı nisbeyle tanınan ve benzer isimleri sebebiyle zaman zaman birbirleriyle karıştırılabilen dört önemli şahsiyete yer vereceğiz: Ebû Mansûr Abdülkâhir Bağdâdî (ö. 429/1037), Hatîb Bağdâdî (ö. 463/1071), Ebü’l-Berekât Bağdâdî (ö. 547/1152) ve Abdülkâdir Bağdâdî (ö. 1093/1682).
Ancak bu isimlere geçmeden önce, Bağdâdî nisbesiyle meşhur olmuş bazı diğer âlimleri de hatırlatmak faydalı olacaktır. Bunlar arasında tarihçi Ahmed b. Ebî Tâhir Tayfûr (ö. 280/893), Cevâhirü’l-Elfâz adlı sözlüğün müellifi Kudâme b. Ca’fer el-Kâtib (ö. 337/948), matematikçi ve astronom Gulâmu Zühal Abdullah b. el-Hasen (ö. 376/986), Hatîb Bağdâdî’nin hocalarından el-Hasen b. Ahmed el-Bezzâz İbn Şâzân (ö. 425/1034), el-İfâde ve’l-İ’tibâr adlı eserin yazarı ve şeker hastalığının karaciğerle ilişkili bir rahatsızlık olduğunu ilk tespit eden Abdüllatîf b. Yûsuf Bağdâdî (ö. 629/1231) -eseri Risâle fi’l-Maraz el-Müsemmâ Diyabitis adıyla da neşredilmiştir-, Merâsıdü’l-Ittılâ’ alâ Esmâi’l-Emkine ve’l-Bikâ’ adlı coğrafya sözlüğünün müellifi Safiyyüddîn Abdülmü’min b. Abdilhak (ö. 739/1338), kadın muhaddis ve “Dav’ü’s-Sabâh” lakabıyla tanınan Acîbe bint Muhammed (ö. 647/1249-50), ayrı bir yazıda ele alacağımız meşhur müfessir Şihâbüddîn Mahmûd el-Âlûsî (ö. 1270/1854) ile Keşfü’z-Zunûn’a zeyil yazan Bağdatlı İsmâil Paşa (1839-1920) sayılabilir.
1. Ebû Mansûr Abdülkâhir Bağdâdî (ö. 429/1037)
Bu yazıda ele alacağımız benzer isimli bilginlerin ilki, Ebû Mansûr Abdülkâhir b. Tâhir el-Bağdâdî’dir. Bağdat’ta dünyaya gelen Abdülkâhir Bağdâdî; tefsir, usûl-i fıkıh, kelâm, mezhepler tarihi, matematik, astronomi ve biyografi gibi farklı ilim dallarında eserler kaleme almış çok yönlü bir âlimdir. 429/1037 yılında İsferâyin’de vefat etmiş ve hocası Ebû İshâk el-İsferâyînî’nin kabrinin yanına defnedilmiştir.
Hocaları arasında Ebû İshâk el-İsferâyînî (ö. 418/1027) ile el-Kâmil adlı eseriyle tanınan Abdullâh b. Adî (ö. 365/976) bulunmaktadır. Eş’arî kelâmının önemli temsilcilerinden olan Abdülkâhir Bağdâdî’nin kelâm silsilesi de dikkat çekicidir. Hocası Ebû İshâk el-İsferâyînî bu ilmi Ebû Bekir el-Bâhilî’den (ö. 370/980), o da Ebü’l-Hasan el-Eş’arî’den almıştır (bk. el-Fark Beyne’l-Fırak, Kevserî, s. 7).
Bağdâdî’nin ilmî mirası, yetiştirdiği talebeler vasıtasıyla sonraki nesillere de intikal etmiştir. Öğrencileri arasında Beyhakî (ö. 458/1066), Abdülkerîm Kuşeyrî (ö. 465/1072) ve et-Tebsîr fi’d-Dîn adlı eserin müellifi Ebü’l-Muzaffer İsferâyînî (ö. 471/1078) sayılabilir. Ebü’l-Muzaffer İsferâyînî aynı zamanda onun damadıdır.
Eserleri: Abdülkâhir Bağdâdî’nin en meşhur eseri, mezhepler tarihinin temel kaynaklarından biri kabul edilen el-Fark Beyne’l-Fırak’tır. Türkçeye de çevrilen eserin ilk baskısı Muhammed Bedr (1328/1910), ikinci baskısı Zahid Kevserî (1367/1948), üçüncü baskısı ise Muhyiddin Abdülhamîd tarafından gerçekleştirilmiştir.
Türkçeye çevrilen diğer önemli eserleri arasında Usûlü’d-Dîn (diğer adıyla et-Tebsiretü’l-Bağdâdiyye; İstanbul 1346/1928, Beyrut 1401/1981), el-Milel ve’n-Nihal (Beyrut 1970), en-Nâsih ve’l-Mensûh (Ammân, ts.) ile Tefsîru Esmâillâhi’l-Hüsnâ ve Te’vîlü Müteşâbihi’l-Ahbâr bulunmaktadır.
Bunların yanında Kitâb fi’l-Misâha, et-Tekmile fi’l-Hisâb, Fedâihu’l-Kaderiyye, Tefsîrü’l-Kur’ân, Fedâihu’l-Mu’tezile, el-Fâhir fi’l-Evâil ve’l-Evâhir, el-Kelâm fi’l-Vaîd, Mi’yârü’n-Nazar, el-Îmân ve Usûlüh, et-Tahsîl fî Usûli’l-Fıkh, Bülûğu’l-Medâ fî Usûli’l-Hüdâ, Nefyü Halki’l-Kur’ân, es-Sıfât, Delâilü’n-Nübüvve, el-Müvâzene Beyne’l-Enbiyâ, İbtâlü’l-Kavl bi’t-Tevellüd, Fezâihu’l-Kerrâmiyye, el-Harb alâ İbni Harb, Meşâriku’n-Nûr ve Medârikü’s-Sürûr, Ahkâmü’l-Vat’i’t-Tâm, el-İmâd fî Mevârîsi’l-İbâd, Kitâbü mâ Amilehû Ebû Abdillâh el-Cürcânî fî Tercîhi Mezhebi Ebî Hanîfe, Miftâhu İbni’l-Kâs, Kitâb fî Ma’nâ Lafzateyi’t-Tasavvuf ve’s-Sûfî, Tafzîlü’l-Fakîri’s-Sâbir ale’l-Ğaniyyi’ş-Şâkir, Menâkıbü’l-İmâm eş-Şâfiî, Hey’etü’l-Âlem ve Kitâbü’d-Devr adlı eserleri de bulunmaktadır.
2. Hatîb Bağdâdî (ö. 463/1071)
Bağdat tarihini en tafsilatlı biçimde kaleme alan hadis hâfızı ve tarihçi Ebû Bekir Ahmed b. Alî b. Sâbit, daha çok Hatîb Bağdâdî adıyla tanınmaktadır. 392/1002 yılında Mekke-Medine yolu üzerindeki Vâdilmelel’in Guzeyye kasabasında dünyaya geldi. Babası, Bağdat’ın güneybatısında Dicle nehri kıyısındaki Derzîcân köyünde yirmi yıl hatiplik yapmış, Hatîb de daha sonra aynı köyde bu görevi devam ettirmiştir.
İlk tahsilini tamamladıktan sonra üç yıl boyunca Ebü’t-Tayyib Taberî ile Ebû Hâmid el-İsferâyînî’den ders aldı. Ardından ilim tahsili için birçok şehri dolaştı; yüzlerce âlimden rivayette bulundu ve İslâmî ilimlerin farklı sahalarında önemli eserler kaleme aldı. Hocaları arasında Ebû İshâk el-İsferâyînî (ö. 418/1027) ile Ebü’t-Tayyib Taberî (ö. 450/1058) öne çıkmaktadır. Talebeleri arasında ise Ebü’l-Meâlî Muhammed Hüseynî, İbn Hazm’ın öğrencisi Muhammed b. Fütûh el-Humeydî, İbnü’l-Hâdıbe, İbnü’t-Tuyûrî Mübârek b. Abdülcebbâr, Hatîb Tebrîzî ve Mâristan Kadısı olarak tanınan Ebû Bekir Muhammed b. Abdülbâkî el-Ensârî gibi önemli isimler yer almaktadır.
Hatîb Bağdâdî, otuzlu yaşlarında iken en meşhur eseri olan Târîhu Bağdâd’ı telif etmeye başlamış ve yaklaşık yirmi yıllık bir çalışmanın ardından 444/1052-53 yılında tamamlamıştır. Eserini bitirdikten sonra hac yolculuğuna çıkan Hatîb, Dımaşk ve Sûr üzerinden Hicaz’a gitmiştir.
Hiç evlenmeyen ve geride mirasçı bırakmayan Hatîb Bağdâdî, vefatından önce bütün servetini başta muhaddisler olmak üzere çeşitli kişi ve kurumlara dağıtmış, kitaplarını da vakfetmiştir. 463/1071 yılında Bağdat’ta, Nizâmiye Medresesi’nin yanındaki evinde vefat etti. Cenaze namazı, hadis dersleri verdiği el-Câmiu’l-Mansûrî’de hocası muhaddis İbnü’l-Mühtedî-Billâh tarafından kıldırıldı. Vasiyeti üzerine de Bâbülharb Mezarlığı’nda Bişr el-Hâfî’nin kabrinin yanına defnedildi.
Eserleri: Hatîb Bağdâdî’nin en meşhur ve en hacimli eseri Târîhu Bağdâd ev Medîneti’s-Selâm’dır. Bu eserde, 450/1058 yılına kadar Bağdat’ta yaşamış veya şehre gelmiş halife ve sultanlardan vezirlere, muhaddislerden müfessirlere, fakihlerden kadılara, zâhidlerden mutasavvıflara, matematikçi, astronom, tabip ve mûsikişinaslara kadar toplumun hemen her kesiminden yaklaşık sekiz bin kişinin biyografisi yer almaktadır (TDV İslâm Ansiklopedisi, 40/88-89). Eser, adı Muhammed olan şahıslarla başlamaktadır. Daha sonra Abdülkerîm es-Sem’ânî (ö. 562/1167), İbnü’d-Dübeysî (ö. 637/1239) ve İbnü’n-Neccâr (ö. 643/1245) tarafından zeyilleri kaleme alınmıştır.
Ulaşabildiğimiz kadarıyla Târîhu Bağdâd’ın üç ilmî neşri bulunmaktadır. İlk tam baskısı, Muhammed Emîn Hancî’nin de yer aldığı bir heyet tarafından hazırlanmış ve 1931 yılında Kahire’de on dört cilt hâlinde yayımlanmıştır. Bu baskıda 7831 biyografi yer almaktadır ve daha sonra ofset olarak da basılmıştır. İkinci baskı Beşşâr Avvâd Ma’rûf tarafından (Beyrut, 1422/2001, I-XVII) gerçekleştirilmiş olup 7783 biyografi ihtiva etmektedir. Üçüncü baskı ise Mustafa Abdülkadir Atâ tarafından hazırlanmış (1425/2004) ve 7832 biyografiyle yayımlanmıştır. Son iki baskıda esere yazılan zeyiller de neşredilmiştir.
Eser, yayımlandığı ilk dönemlerden itibaren bazı ilmî tartışmalara da konu olmuştur. Özellikle Ebû Hanîfe’ye ayrılan yaklaşık yüz sayfalık bölüm (no: 7297, XII/323-423), Zahid Kevserî tarafından Te’nîbü’l-Hatîb adlı eserinde ayrıntılı biçimde tenkit edilmiştir.
Hatîb Bağdâdî, çalışmalarını ağırlıklı olarak hadis ilmine hasretmiş olmakla birlikte fıkıh, kelâm ve farklı alanlarda da eserler kaleme almıştır. Fıkha dair el-Fakîh ve’l-Mütefakkih, Mes’eletü’l-İhticâc bi’ş-Şâfiî, el-Cehr bi’l-Besmele ve Salâtü’t-Tesâbîh bunlardan bazılarıdır. Kelâm ve edebiyat sahasında ise Mes’eletü’l-Kelâm fi’s-Sıfât, et-Tatfîl, el-Buhalâ ve Risâle fî İlmi’n-Nücûm adlı eserleri bulunmaktadır.
Hadis alanındaki en önemli eserleri arasında el-Câmi’ li-Ahlâkı’r-Râvî ve Âdâbi’s-Sâmi’, Şerefü Ashâbi’l-Hadîs, Nasîhatü Ehli’l-Hadîs ve İktizâü’l-İlm el-Amel yer almaktadır. Hadis usulüne dair el-Kifâye fî İlmi’r-Rivâye, Takyîdü’l-İlm, er-Rihle fî Talebi’l-Hadîs, el-Fasl li’l-Vasl el-Müdrec fi’n-Nakl ve el-İcâze li’l-Ma’dûm ve’l-Mechûl adlı eserleri de bu sahada temel kaynaklar arasında kabul edilmektedir.
Hadis ricâli konusunda Muvazzıhu Evhâmi’l-Cem’ ve’t-Tefrîk, el-Mü’tenif, el-Müttefik ve’l-Müfterik, Telhîsü’l-Müteşâbih, el-Esmâü’l-Mübheme, et-Tafsîl li-Mübhemi’l-Merâsîl, Men Vâfekat Künyetühû İsme Ebîh, es-Sâbık ve’l-Lâhik ve Ğunyetü’l-Mültemis adlı eserlerini kaleme almıştır.
Hadis metinlerine dair ise el-Fevâidü’l-Müntehabe, Hadîsü’s-Sitte mine’t-Tâbiîn, Emâlîhi fî Mescidi Dımaşk, Emâli’l-Cevherî, Meclis min İmlâi Ebî Ca’fer Muhammed b. Ahmed b. Müslime, Avâlî Ehâdîsi Mâlik b. Enes, er-Ruvât an Mâlik b. Enes, Müntehab min Hadîsi Ebî Bekr eş-Şîrâzî, Müntehab mine’z-Zühd ve’r-Rekâik ve Hadîsü Ca’fer b. Hayyân adlı eserleri bulunmaktadır. Bunların dışında da günümüze ulaşan veya kaynaklarda zikredilen başka eserleri mevcuttur (TDV İslâm Ansiklopedisi, 16/452 vd.).
3. Ebü’l-Berekât Bağdâdî (ö. 547/1152)
Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ebü’l-Berekât Evhadüzzamân Hibetullâh Alî b. Melkâ, Bağdat’ta yetişmiş, iyi bir tabip, filozof ve psikolog olarak ün yapmıştır. Çeşitli hükümdarların ve emîrlerin hizmetinde bulunan Ebü’l-Berekât, gerek sarayda gerek halk nezdinde büyük itibar görmüş, özellikle gururlu ve biraz da bencil olması yüzünden zaman zaman başı derde girmiş, ileri yaşlarda Müslüman olmuştur. 547/1152 yılında vefat etmiştir.
Eserleri: Kitâbü’l-Muteber fi’l-Hikme (Haydarabad 1357-1358); Sahîhu Edilleti’n-Nakl fî Mâhiyyeti’l-Akl -Makâle fi’l-Akl adıyla da bilinen eserin tek nüshası Leipzig Kütüphanesi’ndedir. Eser, yayımlanmıştır. Risâle fi’l-Kazâ ve’l-Kader; Kitâbü’n-Nefs; İhtisâru Kitâbi’t-Teşrîh; Kitâbü’l-Akrâbâzîn -farmakoloji hakkındadır-; Kitâbü Siyâseti’l-Beden ve Fazîleti’ş-Şarâb ve Menâfiih ve Madârrih; Havâş; Emînü’l-Ervâh fi’l-Maâcîn; Risâle fî Sebebi Zuhûri’l-Kevâkibi Leylen ve Hafâihâ Nehâren ve Ahd-i Atîk’in “Vâiz” kitabının şerhi olan Şerhu Sifri’l-Câmia.
4. Abdülkâdir Bağdâdî (ö. 1093/1682)
Bu yazıda ele alacağımız son Bağdâdî, Abdülkâdir b. Ömer b. Bâyezîd’dir. 1030/1621 yılında Bağdat’ta doğan Abdülkâdir Bağdâdî, ilim tahsili ve araştırmaları dolayısıyla Dımaşk, Mısır ve Anadolu’ya birkaç defa seyahat etmiştir. Bu seyahatleri sırasında Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa (ö. 1087/1676) ile tanışmış ve Şerhu Şevâhidi Şerhi’t-Tuhfeti’l-Verdiyye adlı eserini ona ithaf etmiştir.
İlmî şahsiyetiyle Sultan IV. Mehmed’in de takdirini kazanan Bağdâdî, en meşhur eseri Hizânetü’l-Edeb ile İbn Hişâm’ın Şerhu Bânet Suâd adlı eserine yazdığı hâşiyeyi de Sultan IV. Mehmed’e ithaf etmiştir. Anadolu’ya yaptığı üçüncü seyahati sırasında gözlerinden rahatsızlanmış, bunun üzerine İstanbul’dan Kahire’ye dönmüştür. 1093/1682 yılında Kahire’de vefat etmiştir.
Hocaları arasında Şehâbeddin Hafâcî ile Alî Şebrâmellisî önemli bir yer tutmaktadır. Nitekim Hafâcî’nin vefatından sonra kitaplarının büyük bir kısmı Abdülkâdir Bağdâdî’ye intikal etmiştir.
Eserleri: Abdülkâdir Bağdâdî’nin en meşhur eseri Hizânetü’l-Edeb ve Lübbü Lübâbi Lisâni’l-Arab’dır. Eser, Radî el-Esterâbâdî’nin İbnü’l-Hâcib’in el-Kâfiye’si üzerine yazdığı şerhte şâhid olarak zikredilen şiirleri açıklamak amacıyla kaleme alınmıştır. Sultan IV. Mehmed’e ithaf edilen eserin yazımına 1073 yılında başlanmış, 1079/1668 yılında Edirne’de tamamlanmıştır.
Eser ilk defa 1299 yılında Bulak’ta, kenarında Aynî’nin eş-Şevâhidü’l-Kübrâ (el-Makâsıdü’n-Nahviyye fî Şerhi Şevâhidi Şürûhi’l-Elfiyye) adlı eseriyle birlikte dört cilt hâlinde basılmıştır. Daha sonra Muhyiddin Abdülhamîd tarafından iki cildi yayımlanmış (Kahire 1344), ardından 1348-1352 yılları arasında yine dört cilt olarak Kahire’de neşredilmiştir. Eserin ilmî neşri ise Abdüsselâm Muhammed Hârûn tarafından gerçekleştirilmiş (Kahire, 1967-1982; 1986, I-XIII) ve günümüzde en çok başvurulan baskı hâline gelmiştir.
Bağdâdî’nin diğer eserleri arasında Şerhu Şevâhidi Şürûhi’ş-Şâfiye, Lugat-i Şâhnâme (Firdevsî’nin Şâhnâme’sindeki güç anlaşılan Farsça kelimelerin Türkçe açıklamalarını ihtiva eden eser, Carolus Salemann tarafından Petropoli’de 1895 yılında neşredilmiştir), Şerhu Ebyâti Muğni’l-Lebîb, Şerhu Şevâhidi Şerhi’t-Tuhfeti’l-Verdiyye, Risâle fî Ma’ne’t-Tilmîz ve Şerhu Manzûme-i Şâhidî bulunmaktadır. Son eser, Şâhidî İbrâhim Dede’nin (ö. 957/1550) Farsça-Türkçe manzum sözlüğü Tuhfe-i Şâhidî üzerine Arapça ve Türkçe olarak kaleme alınmış bir şerhtir.
