Bizimle İletişime Geçin

Düşünce

Big Data-Büyük Hırsız

Bir web sitesini ağaca benzetebiliriz: Site arayüzü ağacın görünen gövde ve dalları olarak, alınan/çalınan veriler de kökü olarak değerlendirilebilir. Köksüz ağaç olmayacağı gibi sosyal medyada veri almayan/çalmayan site yok gibidir. Ağacı besleyen ve büyümesini sağlayan kök sistemdir. Bir web sitesinin ne kadar büyüyeceği “alacağı/aşıracağı” verilerle doğru orantılıdır. Veri toplama ağını ne kadar köklü ve geniş kurarsa o kadar büyür ve uzun yıllar ayakta durur.

EKLENDİ

:

Bugün “Big Data/Büyük Veri” olarak adlandırılmakta ve hafızamızda “çok büyük bilgi kümesi” şeklinde yer tutmaktadır.  Bu verinin kullanılması ile hayatımızı kolaylaştırdığı söylenen web siteleri,  özel programlar (uzman sistemler), hareketli veya sabit robotlar ve hatta “kendi kendine öğrenen” yapay zekâ yazılımlarının geliştirildiği bir gerçektir. Burada büyük olmaktan kasıt bir seferde “en çok” veya bir konuya/kişiye ilişkin tüm verilerin birden alınmış olması anlamında değildir. Bir kişinin doğumundan ölümüne kadar ter saniyesinin verileri noksansız olarak alınsa bahsettiğimiz “Big Data” havuzunda “toz zerresi” kalır. O halde Big Data nedir?

Kendi medeniyet tasavvurumuza göre “Big Data (BD)” için tam olarak şöyle bir tanımlama yapabiliriz: ”Her şeyin bilgisi.” Burada “big=her şey”, “data=bilgi” anlamını tam karşılamaktadır.

Doğru tanım, yanlış tanımlanmış/yanlış kurgulanmış kavramları ve olayları temelden ele aldırıp bağlantıları baştan kurdurmaya muktedirdir. Başka bir yazımda “sosyal medya”yı: “İnternete bağlanan program/aygıt” biçimindeki doğru tanımını yapmıştım. Meselâ, en olmaz aygıtlardan biri olan araba garajımızın kapısını açıp kapatan uzaktan kumanda İnternete bağlı ise bu aygıt günün hangi saatinde garajın kapısını açıp-kapattığı bilgisini (log’unu) istendiğinde bize vererek sosyalleşecektir. Iot (ayot) denilen Internet of things (şeylerin/nesnelerin İnterneti) evimizde, büromuzda İnternete bağlı TV, kamera, buzdolabı veya kombi gibi aygıtlar olabilir. Bu cihazlar da sosyal medyaya dâhil olup bilgi üreterek “big data”ya hizmet ederler. Hülâsa, İnternete bağlı her aygıt “her şeyin bilgisi”ne  veri toplamaya çalışan teknoloji ajanlarıdır diyebiliriz. Bu ajanları kişiler yani sosyal medya kullanıcıları (bizler) gönüllülük esasına göre hayatlarının merkezine sokarlar. Artık sosyal medya iletişim modundan çıkıp “iş” moduna evrilmiş durumdadır ve “her şeyin bilgisine” veri toplayan milyarlarca ücretiz köleler gece gündüz çalışmaktadır.

Benzer şekilde “Big Data” kavramının kalbimizin derinliklerindeki bazı telleri titreştirerek “külli şey/her şeyin bilgisi” olarak tanımlanması önemlidir. Çünkü bu doğru tanım, kavramları ve olayları sil baştan bir daha düşünme ve bağlantıları doğru şekilde köprülememize imkân sağlayacaktır. Bu konuyu bir başka yazı konusu olarak erteleyerek esas konumuz olan “her şeyin bilgisi”ne bilgilerimizin ajanlar vasıtasıyla hangi zeminde aktarıldığını ve “dijital medeniyetin” hangi zeminler üzerine hangi ahlaki kurallara dayanılarak kurulmaya çalışıldığını irdelemeye devam edelim.

Geleceği şimdiden eline aldığı ve “her şeye” hükmedeceğine dair korku ikliminin oluşturulduğu yazılımları yani yapa zekâyı geliştiren “dijital medeniyet”in yaratıcısı olan teknoloji devleri (Facebook, Microsoft, IBM, Nvidia, Tesla, Baidu) aynı zamanda birer big data şirketidir. Big data olmadan yapay zekâ gelişemez ve yapay zekanın başarısı big datanın büyüklüğüne bağlıdır. Bu firmalar yüzlercesi kendi adlarına binlercesi de fason yazılımlar ile big data alemini (yeri ve gökleri) kontrol ederler. Big datanın iki alt türü vardır. Biri canlı (anlık) veri; bununla cari işlemler yönetilerek siyasal, askeri ve ekonomik gelişmeler yönetilir. Diğeri ise ölü veridir ki bu da “big data” havuzunda yapay zekâya can vermek için aktarılan derya deniz dolusu oluk oluk akan data demektir. Örneğin, teröristleri öldürmek için havalanan SİHA’ların bilgisi canlı veri olup anlık değerlendirmeler içerir. Ama gökteki çekilen uçakların fotoğrafı ise big data havuzuna aktarılır.   Bu aktarma işlemi her İnternete bağlanan aygıt (bilgisayar, telefon, saat, gözlük, tomografi vs) tarafından izinli olarak dosyalar dolusu ‘data’yı teknoloji firmalarına iletirken arka planda eş zamanlı olarak büyük veri için büyük bir  hırsızlık olayı yaşanır. İstisnasız her program hırsızlık yaparak hardiskler dolusu bilgiyi çalıp efendilerinin çok gizli serverlarına ve data storage (veri depolarına) aktarılır. İşte bu çok gizli depolama bilgisayarları big data merkezleridir.

İnternette kullanılan her program kullanıcısından bu hırsızlığı yaptığı için hiç kimse bu tür bilgi çalmanın ahlaki, kanuni, insani bir sorun olacağını dillendirmez. Çünkü yazılımın (kodlama) temeli kullanıcının bilgisini alıp işlemeye dayanır. Kullanıcıya sana işlerini kolaylaştıracağım diye bir program sunarak işe başlar ve gerisi kullanıcıya kapalı bir alemde devam eder. Mesela Kur’an okutan yazılım bu özel ve güzel işi yapmanın yanında kullanıcısının bilgilerinin bir kısmını izinli olarak büyük bir kısmını da  “çaktırmadan aşırarak” toplamaya devam eder. Yani ezan okuyan program ezanı okumanın yanında “aman sende ne olacak, önemli değil” dediğimiz bilgilerimizi “yazılımcı efendilerine” çalarak, aşırarak, hırsızlık ederek ulaştırır. Yazılımcı efendiler bunları ya kendileri değerlendirir ya da big data işleyen şirketlere büyük paralar karşılığı satar ve yapay zekâ bununla kurulmaya devam eder. ABD eski başkanı Trump, başkan seçildiği dönemde Facebook’da hesaplarını gizlemeyen 50 milyon Amerikalının bilgilerini Analytica şirketine ciddi meblağlarla satılması ve bu şirketin verileri kullanarak halkın nasıl bir başkan istediği yapay zekâ yazılımı ile belirlenmesinden sonra Trump’ın başkan seçildiği ibretlik olay olarak tarihte yerini almıştır.

Batı medeniyetinin her şeyi Gören, Bilen Allah ve ahiret tasavvuru olmadığından olayların değerlendirmesini görüntüler aleminde yaparak “rasyonel” ve “pozitivist” davrandığı bir gerçektir. Hırsızlık ve yağmalamanın elektriklerin var olduğu sürede yasak ve suç olduğu, elektriklerin kesildiği andan itibaren “her şeyin mubah” a dönüşmesinin kötü bir şey olmayacağından başka bundan sonraki işleyeceği suçlara da kıyaslama yaparak “yaşamsal zemin” hazırlamaktadır. Batılı vicdan, kişinin olan fakat “kişinin bundan haberi olması mümkün olmayan” şeyleri çalmaya “aşırma” diyerek hırsızlığı basitleştirmektedir. Kişinin bilgisi olmadığı ve fakat küçük olan her şeyi almanın, çalmanın, hırsızlığını yapmanın adını “aşırma” koymuş, adına ufak tefek lüzumsuz bilgi, leblebi kırıntısı diyerek  suçu yok saymayı kural haline getirmiştir. Web sitelerinde sıkça rastladığımız “çerez politikası” uyarısını akşamları haberleri izlerken yediğimiz fındık, fıstık olmadığını bilmemiz gerekir.

Çerez nedir?

Bir siteyi kullanırken site sahibi kullanıcıdan (kurbanından) iki türlü veri alır. Birincisi; web çerez politikası ile izin isteyerek verileri alır. Site sahibi kullanıcıya “çerezleri helal ediyor musun?” diye sorar. Genellikle hemen kabul ederiz zira kabul etmezsek o anda aradığımız bilgiyi site bize göstermez veya vermez. Zaten site sahibi kafasına koymuştur, al gülüm ver gülüm yapılacaktır. Çerez denmesinin nedeni buradaki bilgilerin bir çerez tabağından düşen bir kırık leblebi, kek parçası hükmünde tek tane, atla butla verilerin olması dolayısıyladır. Çünkü Batılı kafa bu önemli bilgilere “çerez” diyerek muhatabını ayakta ikna etmeyi bilmiştir. Batı kültüründe çerez, para ile alınamayacak ve satılamayacak kadar “değersiz şey” ler anlamına gelmektedir.

İkincisi, web sitesi her kullanılışında yüzlerce hacker tarafından korunsa, bilgiler çalınmasın diye olmadık hünerlerini sergileseler “çalınması engellenemeyen” veriler, site sahibi tarafından mutlaka ve muhakkak surette sırasıyla “kendiliğinden gelir, alınır, kopyalanır, elde edilir, aşırılır, çalınır, takip edilir, dinlenir, izlenir!”  Dijital teknolojinin temeline  bu iki (izinli ve izinsiz) tahliye kanalı konularak üstüne beton atılmış ve geri dönülmesi, iptal edilmesi (şimdilik) mümkün gözükmeyen devasa teknolojiler bunun üzerine inşa edilmiştir. Her iki durumda da ve özellikle izinli verilerde güncel takip edilen ve ilgili merkezlerden tarafından beklenen “acil“ kodlu bilgiler varsa önceden yapılan (paralı) anlaşmalar neticesinde elde edilen veri karşı tarafa anında aktarılır. Mesela bir şirketin, bir kişinin, bir memurun bir milyon dolar havale yapması bilgisi gibi. Anlık değeri olmayan veriler ise oluk oluk big data merkezlerine akmaya devam eder. Merkezlere pompalanan veriler burada sınıflandırılarak önceden belirlenen başlıklara göre genel bir ayrıma uğrar. Her grup kendi içinde veriyi alt sınıflara tekrar tekrar ayırır, “bir tek tane veri” bu merkezde bir tek tane veri olmaktan çıkar, yüzlerce, binlerce  alt sınıfa ait veri olabilir. Veriler, şifreleme algoritmaları yardımıyla ve kripto yazılımları ile şifrelenerek yedeklenir. Yedekleme belli zamanlarda tekrarlanarak güncellenir. Sınıflanan veriler ya ilgili şirketin yapay zekâ yazılımlarında kullanılır veya başka yapay zeka şirketlerine gizli olarak satılır. Neticede geleceğimizi ipotek altına almış gibi davranan yapay zekâ yazılımlarının geliştirilmesi devam eder. Bir big data depolama ve soğutma tesisi dünyanın her yerine dağıtılmış olarak çalışır ve bir şirketin serfettiği elektrik bir küçük Avrupa devletinin kullandığı elektrikten daha fazladır.

Bir web sitesini ağaca benzetebiliriz: Site arayüzü ağacın görünen gövde ve dalları olarak, alınan/çalınan veriler de kökü olarak değerlendirilebilir. Köksüz ağaç olmayacağı gibi sosyal medyada veri almayan/çalmayan site yok gibidir.  Ağacı besleyen ve büyümesini sağlayan kök sistemdir. Bir web sitesinin ne kadar büyüyeceği “alacağı/aşıracağı” verilerle doğru orantılıdır. Veri toplama ağını ne kadar köklü ve geniş kurarsa o kadar büyür ve uzun yıllar ayakta durur. Google başlangıçta basit bir listeleme yapan site iken bugün dünyayı saran kök sistemi ile adeta İnterneti idare eden komutan rolünü üstlenmiştir. Yapay zekâ üzerine en ciddi veriyi toplayan da Google arama motorudur. Google’un bize sunduğu bu önemli hizmeti niçin “ücretsiz” yapar diye hiç düşündük mü acaba? Kaldı ki Google, sorduğumuz soruya on saniyede doğru cevap verirken on binlerce süper bilgisayarı depolamada kullanır, elektrik, soğutma, binalar,  yüzbinlerce paralı sitelerden adlığı bilgiler, on binlerce Google çalışanın geliştirdiği arama motoru yazılımını “sebil” ederek bize hizmet sunar. Hepsi niçin dersiniz? Hepsi “her şeyin bilgisi”ni elde etmek için.  Batının medeniyeti nasıl vicdanları susturarak küresel rüzgârlarla insanlığı kapitalizme köle etmeye çalışıyorsa, dijital medeniyet de suç ve ahlaksızlık olan bilgiyi çalarak “yapay zeka medeniyeti” inşa etmek için gece gündüz çalışmaya devam etmektedir.

Çok Okunanlar