1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Bir Deste Berceste – Çarh-ı atlas

Bir Deste Berceste – Çarh-ı atlas

Özün ey dil yukarı tutma çün bir mâh-pâren yok
Tutalım çarh-ı atlas kendü olmuşsun sitâren yok

Şeyhülislam Yahya

dil: Gönül, mâh: Ay, mâh-pâre: Ay parçası, ay yüzlü, sitâre: Yıldız

[Ey gönül kendini o kadar da yücelerde, yükseklerde görme ki bir ay yüzlün bile yok. Gökyüzünün,  feleklerin en üstünde yer alsan ne olacak bir tek yıldızın bile yok.]

Beyitte geçen çarh-ı atlas tamlaması ile anlatılmak istenen dokuzuncu göktür. Bu bütün gök cisimlerinden arınmış olan kattır. Bir gönülde sevgilinin bulunmamasını işte tam olarak buraya benzetmektedir. Kurak bir tarla, otsuz bir çöle benzetmek yerine yıldızı bulunmayan bir çarh-ı atlasa benzetmek bikr-i mana (yepyeni, taze mana) arayışlarının bir sonucudur.

Süleyman YİĞİT’in Yok Redifli Gazeller Işığında Klâsik Türk Şairinin Felsefesi adlı makalesinden yokluğa dair birkaç beyit;

İhrâm deyü eğinime bir don giyirdi gam
Nice ki isterim eteği vü yakası yok

Şeyhî

Burada geçen gam kelimesi aşk anlamını da içermektedir. Şair üzerini saran bu aşk elbisesinden şikâyetçi değildir. Hatta hac ibadeti sırasında giyilen ihram yerine, aşkın üzerine elbise olmuş halini tercih etmektedir ve ihramı “eteği ve yakası yok” diye ikinci plana atarken vücudunun tamamını tesiri altına alan aşk kıyafetini tercih ettiğini göstermektedir.

Çemende gonca-i dil neyle gülsün açılsun
Yanumda sencileyin şûh-ı gül-‘izârum yok

Bâkî

Bâkî, gönül goncasının gülmesini yani, goncanın açılarak gül olmasını mümkün görmüyor. Zira yanında gül yanaklı bir şuh yoktur.

Kangı dimâğ içindeki aşkın hevâsı yok
Bin hacc ederse Merve hakkıyçün safâsı yok
Şeyhî

Şeyhî’ye ait beytin özü şudur; her ne yapılacaksa aşk ile yapılmalıdır. Bin kez hac ibadetini yerine getirsek de, yapanın içinde aşk yoksa gönül şenliğine kavuşamayacaktır.

Seni ‘ârifler ilzâm etmesin ey sâki-i kahve
Ko bahs-ı câm u fincânı bilirsin hod idâren yok
Şeyhülislam Yahya

16. yüzyıl ile sosyal hayatımıza ve dolayısıyla dilimize giren, yasaklanması, yasağın çiğnenmesi, keyif verici olup olmadığı yönünde birçok tartışmaya konu olan kahve beytin konusudur. Hayatımıza yeni girmiş bir ürün konusunda kahve sunucu diye anılan sevgilinin bir iradesinin bulunmaması konu edilmiştir. Cam ve fincan diyerek, tartışmanın yapıldığı dönemdeki iki kutup; şarap ve kahve içenler kastedilmiştir.

1972 Çankırı, Kurşunlu doğumlu. 1997 yılında Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Felsefe bölümünden mezun oldu. Eğitim Yönetimi Denetimi Planlaması ve Ekonomisi alanında yüksek lisans yaptı (2014). 2018’de Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Halen Sincan İbni Sina Anadolu Lisesi’nde Felsefe Grubu öğretmeni olarak çalışmaktadır. MEB, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın yürüttüğü Demokratik Vatandaşlık ve İnsan Hakları Projesi’nde görev aldı. 2015 yılından bu yana MEB, DÖGM Programlar ve Öğretim Materyalleri Daire Başkanlığı’nda öğretmen olarak çalışmaktadır. Görev yaptığı okulda yıllarca berceste ezberleme-okuma yarışmaları yaptı,  edebiyat sohbetleri-söyleşileri düzenledi, berceste içerikli tiyatro oyunu (İstanbul’da Bir Akşamüstü ) sergiledi. Hayati İnanç’ın Altındağ Hamamönü Kabakçı Konağı’nda yaptığı Can Veren Pervaneler programını sekiz yıl boyunca fasılasız takip etti.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.