Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Bir Deste Berceste – Külbe-i Ahzân

EKLENDİ

:

Rahmetli N. Ziya Bakırcıoğlu “Klasik sanatlar ruhu, zevki, idraki besleyen bir hazinedir.” diyor Şah Beyitler derlemesinin ön sözünde. Öyle bir hazine ki Türkçe, Arapça ve Farsçanın ifade gücünün, zarafetinin, coşkunluğunun sanatların en incelmiş şekliyle şiirde mezc olmuş hâli.

Korkmamak, çekinmemek lazım. Divan edebiyatı, biraz ilgi biraz merakla kapılarını açabileceğimiz Binbirgece Masalları’nın göz kamaştırıcı sarayları gibi bütün ihtişamıyla duruyor önümüzde. İskender Pala, Hayati İnanç gibi bu işe ömürlerini vakfetmiş gönül insanlarının sohbetlerine kulak kabartarak başlamak iyi bir yöntem olabilir.

Sevr Mağarasından yükselen “Lâ tahzen!” ışığından ilhamla her daim ümit varız. “gam mehor” diye inleyen Hâfız ile başlayalım:

Külbe-i ahzân

Yûsuf-ı gom-geşte bâz âyed be-Ken’ân gam mehor,

Kulbe-i ahzân şeved rûzî gulistân gam mehor.

(Hâfız-ı Şîrâzî)

Kaybolan Yusuf (as), Kenân iline bir gün döner, üzülme!

Hüzünler kulübesi bir gün yine gülistan olur, üzülme!

[gom-geşte: kaybolan, bâz âyed: tekrar gelir, gam mehor: gam yeme, üzülme, kulbe-i ahzân: hüzünler kulübesi, şeved: olur, rûzî gulistân: gül bahçesi.]

Külbe-i ahzân (Farsça: Hüzünler kulübesi)

Beytu’l Ahzan (Arapça: Hüzünler Evi)

Klasik edebiyatımızda sık sık kullanılan bu mazmunlar Hz. Yakup peygamberin hayat hikâyesine dayanır.

Yusuf (as)’ı kardeşleri kıskançlıklarının verdiği hasetle bir kuyuya atarlar. Babalarına gelip “Onu kırda oynarken kaybettik, kurt yemiş olmalı.” diyerek yalan söylerler. Çok sevdiği evladını kaybeden Hz. Yakup gece gündüz ağlamaktadır, halk bu durumdan rahatsız olup şikâyetçi olunca Hz. Yakup’un oğulları şehir dışında ufak bir kulübe inşa ederler. Üzüntü ve acı içindeki Yakup (as) da bu kulübeye sık sık giderek sabır ve tevekkülle Allah’a sığınır. Hz. Yusuf’un hasretiyle gece gündüz ağlaması neticesinde gözlerini de bu kulübede kaybettiği rivayet edilir.

Divan edebiyatında “Külbe-i Ahzân” dünya sıkıntısına maruz kalmanın yanı sıra aşk firkati yaşayanlar ve sevgili için gam çekilen kulübe anlamında da kullanılmıştır.

Divan şairleri kendilerini Hz. Yakup’a benzeterek sevgiliden uzakta geçen günlerini Külbe-i Ahzân’da geçirmiş sayarak bu manaya gelen diğer terkipleri de başta teşbih, telmih, mübalağa ve istiare olmak üzere birçok edebî sanat için kullanırlar.

“Yûsuf u Züleyhâ” mesnevilerinde Hz. Yakup’un Külbe-i Ahzân’a kapanması, günlerini orada geçirmesi, gördüğü rüyalar, Cebrâil ile konuşup teselli araması ve Hz. Yusuf’un Mısır’a gelen bir Kenanlı’dan memleketini, babasını ve kardeşlerini sorması, bu kişinin Kenan iline döndükten sonra Külbe-i Ahzân’a varıp başından geçenleri Hz. Yakup’a anlatması ayrıntılı olarak ve müstakil başlıklar altında işlenmiştir.

Konuyla İlgili Bazı Beyitler:

Gam-ı hicrân beni hem-hâlet-i Ya‘kūb edeli

Girye vü nâlişime Külbe-i Ahzân ağlar

(Vehbî)

Ye’se garketti felek külbe-i ahzânı bile

Âteşim geçti cehennemdeki nîrânı bile 

(Yahyâ Kemal )

Bâğ-ı cennet dil-rübâsuz bend ü zindândur bana

Her serâ-yı dil-güşâsı beytü’l-ahzândur bana

(Zâtî)

N’ola sen mesned-i ‘izzetde begüm Yûsuf isen

Biz de Ya’kûb gibi âkif-i beytü’l-hazenüz

(Hayretî)

Konuyla İlgili Bazı Linkler:

https://islamansiklopedisi.org.tr/beytulahzan

https://islamansiklopedisi.org.tr/hafiz-i-sirazi

http://turankislakci.com/tr/hafiz-i-sirazi-ile-huzunler-kulubesinde/405

https://www.youtube.com/watch?v=GGnPpZBA4v8&feature=youtu.be

http://ayvakti.net/?p=684

 

 

 

 

Çok Okunanlar