Bizimle İletişime Geçin

Düşünce

Dijital Bağımlılık

Bağımlılık, on yıl öncesine kadar uyuşturucu, alkol, sigara gibi kötü alışkanlıkların insanlara verdiği zarar olarak tanımlanırken 2010’lu yıllardan sonra “dijital bağımlık” olarak tanımlanan yeni bir bağımlılık türü insanlığı tehdit etmeye başladı. Dijital aygıtları “iş gereği” kullanmaktan ziyade “işini, evini, aile hayatını, eşini, çocuğunu, baba ve anasını, okulunu, sporunu, yemeğini, sokakta oynamasını, bir hobi edinmesini, kitap okumasını, eğitimini, dostlarını ziyaret etmesini, araştırma yapmasını, uyumasını, sohbet etmesini, ibadet etmesini… “ gibi normal bir insanın bizzat yaparak mutlu olacağı asgari işleri çok fazla sayıda ve sürede terk edip bu terk etmeyi alışkanlık haline getirdiği gibi gerçek hayattan koparak “dijitale aşırı yapışık yaşamasına” dijital bağımlılık demeye başladık.

EKLENDİ

:

Bağımlılık, on yıl öncesine kadar uyuşturucu, alkol, sigara gibi kötü alışkanlıkların insanlara verdiği zarar olarak tanımlanırken 2010’lu yıllardan sonra “dijital bağımlık” olarak tanımlanan yeni bir bağımlılık türü insanlığı tehdit etmeye başladı. Dijital aygıtları “iş gereği” kullanmaktan ziyade “işini, evini, aile hayatını, eşini, çocuğunu, baba ve anasını, okulunu, sporunu, yemeğini, sokakta oynamasını, bir hobi edinmesini, kitap okumasını, eğitimini, dostlarını ziyaret etmesini, araştırma yapmasını, uyumasını, sohbet etmesini, ibadet etmesini… “ gibi normal bir insanın bizzat yaparak mutlu olacağı asgari işleri çok fazla sayıda ve sürede terk edip bu terk etmeyi alışkanlık haline getirdiği gibi gerçek hayattan koparak “dijitale aşırı yapışık yaşamasına” dijital bağımlılık demeye başladık.

Şimdilerin dijital ürünleri, gelecek birkaç yıl içinde de yoğun bir şekilde hayatımıza girecek olan “sanal dünyalar” tümleyeni, insanı, içine girince çıkamayacağı dijital dünyanın sarmal dehlizlerine doğru çekiyor/çekecek. Günümüzde adını saydığımız/bildiğimiz bir kaç web sitesi, birkaç oyun ve üç beş sosyal medya uygulamasıyla hemhâl olmuş insanlar bile kendilerini bu “illet” in bağımlılığından kurtaramıyorken gelecekte durumun bugünden “çok daha kötü” olacağı kesindir.  Bugün üç-beş site bir oyun, bir sosyal medya olarak ifade edilen bağımlılık odaları, yarın gökteki yıldızlar kadar sayılamayacak kadar çoğalacak ve bugün sadece “dijital bağımlık” olarak ifade edilen kavram gelecek yıllarda branşlara ve kategorilere ayrılarak insanı esir alacaktır. Yapay zekâ ile güçlendirilmiş, duygulara hükmeden ve hayatı tekdüzeleştirip insanları “sanal dünya”ya hapsederek “mutlu” yaşattığını iddia eden küresel bağımlılık (zehirlenme)  anaforuna gireceğiz. Dahası bu zehirlenme ile beraber yaşa, cinsiyete, bağlama, konu başlıklarına, kategorik duruma ve zaman faktörü gibi değişik bağımlılık türleri ve tedavileri ortaya çıkacak. Örneğin 18 yaşın bağımlığı ile 60 yaş bağımlılığı farklı düzlemlerde ele alınıp irdelenecek. Bağımlının cinsiyeti (E,K) ile beraber cinsiyetsizliği ya da bağımlılık konusunun oyun, kumar, eğlence, kültür, sanat vb. alanlarda farklılaşması, teşhis ve tedavide de fark oluşturacaktır. Nasıl ağır sanayinin havayı kirleten, elektroniğin karbondioksit emilimini arttıran, kimya sanayiinin çevreye zehir pompalayan yan etkileri varsa “sanal dünya”ların da kategorik bağımlılık etkilerinin insanlığı çepeçevre sarması bilim ve teknolojinin “normal” bir sonucu olarak gösterecektir.

Dijital bağımlılığın uyuşturucu ve alkol bağımlılığından “daha farklı” ve “zor” olduğu bir gerçek. Çünkü diğer bağımlılıklar din, ahlâk ve hukuk kuralları yanında toplum ve kişiler tarafından “kötü”, ”günah” ve “suç” etiketleri ile damgalanmaktadır. Bu nedenle madde bağımlılığı hemen hemen tüm insanlık tarafından “kötü” sayılan veya kötü bilinen bağımlılıklardır. Hatta bu maddeler her mekân ve her ortamda kullanılmadığı için, orta yerde kullanılması, gösterilmesi, reklâmı ve hatta alınıp satılması bile suç sayılmıştır. Hâlbuki dijital bağımlılık hayatın içinde bizimle yaşayan, 7/24 yanımızdan ayrılmayan, işte, evde, piknikte, yatakta, derste, çarşıda, dağda, parkta, vapurda, trende hemen her yerde ve her saat cebimizden çıkarıp “bir nefes çekip” bağımlılığımızı devam ettirdiğimiz bir zehirden başka nedir ki? Ayrıca ebeveynler bebeklerin eline sus ağlama diye verdiği dijital oyuncakları, “çocuğum sana bir hediyem var” diyerek devam ettirilen bağımlılık aracını (maddesini) normal üstü tarza getirip kalıcı kılarlar. Ayrıca “büyüklerin” gece gündüz başından ayrılmadığı, elinden düşürmediği bu uyuşturucu aygıtların kötü, günah ve suç aygıtı olması artık insan ve toplum nazarında neredeyse imkânsız hâle gelmem üzeredir. “Kötü olsa idi ailemiz bize almaz, kendileri de ellerine alıp kullanmazlardı” cümlesi kesinlikle çocuklarımızın ve gençlerimizin doğal içsesleridir. Oysa gerçek hiç de öyle değildi! Büyük bir yanılsama, gerçek olmayan, hayali, sanal, dijital yaşama özentisi ve boşluğu vardı. Çünkü insanlık 7’den 70’e bir dijital yanılsamayı, sanal dünya bağımlılığını yaşamaya başlamıştı…

Daha başlangıçtaki basit haliyle dijital bağımlılığı: “oyun bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı ve aşırı bilgisayar kullanımı” olarak üç grupta incelemek mümkün. Bugün, en başta oyun bağımlılığı ile (sırasıyla) çocuklar, gençler ve yetişkinler; sosyal medya bağımlılığı ile (sırasıyla) yetişkinler, gençler ve çocuklar ve en nihayet iş gereği aşırı bilgisayar kullanımı bağımlılığı ile (sırasıyla) yetişkinler, gençler ve çocuklar maalesef “dijital bağımlı” duruma gelmiş bulunmaktadır. Bugün hiç kimse bağımlı olmadığını iddia edemez. Bağımlı olduğumuz kesin olup belki “tedavi edilmesi gerekenler ve gerekmeyenler” şeklinde ayırabiliriz. Bağımlı olup tedavisi gerekmeyenleri şöyle test edebilirsiniz: İşleriniz aksamıyor, boş zamanlarınızın yüzde ondan fazlası bilgisayar/telefonla uğraşmakla geçmiyor, ailenize, çocuklarınıza ve çevrenize zaman ayırabiliyor ve her şeyden önemlisi çevrenizde telefon kullanmayan bir yakınınız size “sen bağımlı değilsin” diyorsa siz tedavi edilmesi gerekmeyen bağımlısınız. Dijitale bağlı olup “bağımlı olmayan” tek grup var onlar da tuşlu telefon kullanan, aranınca ulaşılamayan  “yaşlı” büyüklerimizdir.

Diğer yandan “sanal dünyalar” olarak adlandırılan sanal gerçeklik (Virtual Reality (VR)), karma gerçeklik (Mixed Reality (MR)) ve arttırılmış gerçeklik (Augmented Reality (AR)) uygulamaları bugün sizlerin sahip olduğu dijital bağımlılığın ve dijital riskin fersah fersah ötesinde bir sanal bağımlılık ve gerçek risk ile milyar dolarlık devasa projelerle insanlığın başına çökmek için hazırlık yapıyor, gün sayıyor. Önceki bir yazımda bahsettiğim “sanal gerçeklik” gerçek olmayan (sanal) bir dünyayı gerçekmiş gibi insana sunmaktadır. İnsan beş duyu organı ile gerçeği sanaldan ayırır. Uykusunda bir rüya görür, ayılınca aklı ile hayal gördüğünü anlar ve o defteri kapatır. Ya da halüsinasyon gören biri gördüğü ucube nesneye eli ile dokunmaya çalışır, dokunamaz ve hayali olduğunu anlar. Eğer kişi rüyadan çıkamaz veya halüsinasyonun etkisinden kurtulamazsa bu şekilde yaşamaya devam eder. Bu da girilen ve etkisinden çıkılamayan ortam olup insan yaşamı için öncelikle gerçek hayatta büyük bir “risk” oluşturur ve ayrıca büyük bir “ahlak” sorunu ortaya çıkarır. Elinde akıllı telefonla büyüyen 4-5 yaşlarında bir çocuğun yerde gördüğü küçük bir karıncanın görüntüsünü büyük görmek için karıncanın üstünde eliyle ekran büyütme işareti yaptığı bir zamana ulaştık. Çocuk gerçek yaşamı sanal dünya ile karıştırmakta ve telefon/tabletin sunduğu “büyük görüntü oluşturma sarmalından” kurtulamamaktadır. Çünkü çocuk gördüğü nesnelerin hangisinin gerçek hangisinin sanal olduğunu ayırt edememektedir. İnsan beyni ses, görüntü, bedenen temas, koku, tat gibi sanal yanıltmalar ile birkaç saniye içinde “sanal dünyanın” kahramanı haline gelebilmektedir. Beş duyu organı ile sanal dünyada etkileşen insana yapay zekâ desteği ile tasarlanmış sahneler gerçek/doğal hissi yaratacak ve insanı bu sanal dünyadan çıkarmak da pek kolay olmayacaktır. Çünkü insan aslında sanalda yaşarken gerçek dünyadan daha mutlu olduğunu hissedip gerçekte yaşadığına kendisini de inandıracak ve bu ortamdan çıkması için akli hiçbir sebep insanı ikna edemeyecektir.

İnsanları saatlerce web, oyun, sosyal medya gibi uygulamalarla uğraştırmak gelecekte bağımlılığını atamayacağımız sanal dünyaların kapısında (uçurumun kenarında) gezindirme ve alıştırma çalışmalarıdır. Bugünkü alınan hazzın yüz katı, hatta bin katı haz alan insanlık, sanal dünyalara girince çıkabilecek midir? Çünkü orada sorunsuz insanlar, şefkatli anne ve babalar, saygılı toplum ve daha nice sanal mutluluklar gelecek nesilleri bekliyor olacaktır.

Çok Okunanlar