1. Anasayfa
  2. Gezi Yazısı

Hacca-Umreye Zihinsel Hazırlık -III-

Hacca-Umreye Zihinsel Hazırlık -III-
0

Tavaf

Tavaf, bir elementin en küçük yapı taşı olan atomla, çok büyük bir düzenek olan güneş sisteminin dönme kuralına uymaktır, zira insan da evrenin bir parçasıdır. Kâbe’ye uydu olmaktır tavaf. Tavafta tıpkı mıknatısın çekimine kapılmış demir tozu gibisin, yüzlerce binlerce demir parçası gibi Kâbe’nin çekimine kapılmış dönüyorsun. Geri dönmeye kalkma dönemezsin, dönersen kıyamet kopar, güneşin geri dönüp batıdan doğması gibi. Dünya hayatında da böyle birtakım şeylerin çekimine kapılarak yol alıyorsun ama dikkat et, telafisi olmayan yanlışları yapma çünkü geri dönüş olmayacaktır.

 Tavafta bir bütünün küçük bir parçasısın ve o ahenge uymalı, hızını ona göre ayarlamalısın. Canının istediği gibi hızlanamaz, istediğinde yavaşlayamazsın. Orada bireysel özgürlüğünü sıfırlayıp kendini akışa bırakmalısın. Mataf’ta buna alışırsan normal hayatına geri döndüğünde de ailenle, çevrenle, tanıdıklarınla, tanımadıklarınla uyum içinde hareket etme becerisi kazanırsın.

Tavaf, hareket ve yönden ibarettir. Hareket hâlinde olman gerekir ama belli bir yönde. Yönün bellidir, başka yere yönelemezsin. Dolayısıyla sırat-ı müstakîm’de daima hareket hâlinde olmalısın.  (A. Şeriatî, s. 52). Sıratta da benzer bir durum yaşanacak, belki de tavaf bir yönüyle de Sırat provasıdır.

Allah evreni altı günde yaratmış, yedinci gün işlem tamamlanmıştır. Sema yedi kat yaratılmış. Her tavaf için Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmelisin, her bir dönüşte yükseleceksin, yükselmelisin. Birinci şavtta birinci kat gökyüzünde olduğunu düşünmelisin, yedinci şavtta yedinci kat gökyüzüne/Cennet’e ulaşmış olmalısın. Zira bir rivayete göre Cennet şu anda mevcuttur ve gökyüzündedir. Tavafın sonunda en yükseğe ulaştığın için bir nevi şükür namazı mâhiyetinde Makam-ı İbrahim’in arkasında Hz. İbrahim’in izinden gider gibi iki rekât namaz kılmalısın.

Sa‘y

Sa‘y; Sa ‘y ü gayret ve bir çaba içerisinde olmanın ifadesidir. Bir şey elde etmek istiyorsanız, bir amaca ulaşmayı, bir sorun çözmeyi talep ediyorsanız, çabalamalısınız hem de tekrar tekrar, yılmadan usanmadan. Zira Rabbimiz; insan “hayır talep etmekten usanmaz” buyuruyor (41 Fussilet 49).

Hacer su bulmak ümidiyle bir çaba sarf etti ve amacına ulaştı. Burada koşan, gayret eden/su arayan bir kadın, suyu bulan ya da en azından suyun çıkmasına sebep olacak son hareketi yapan ise bir çocuk. Bazen kendin için talep ettiğin şey, sana başkası üzerinden verilebilir, dolaylı yollardan gelebilir. Bunu fark etmek ve şükür hâlinde olmak gerekir.

Aslında tavafta da bir sa‘y ü gayret vardır. Ancak oradaki hareket daireseldir, sonsuzluk hissi verir. Tavafta geri dönüş yoktur. Sa‘yde hem gidiş hem de dönüş vardır. Sa‘yde dönmek üzere gidersiniz. (Şeriatî, s. 77.). Tavafta dönmemek üzere devam edersiniz.

Tavaf, ruhlar âlemini ve ahiret hayatını temsil ederken, sa‘y dünyayı temsil ediyor sanki. Tavaf geri dönüşsüz ve sonsuzmuş gibi. Sa‘y sonlu, gidişli ve dönüşlü. Safa’dan başlıyor ve dönmek üzere gidiyorsunuz. Dünyaya da geri dönmek üzere gelmiyor muyuz?

Mesaj açık: “Sa‘y ü garet et, git-gel, usanmadan devam et ve nimete mazhar ol. Şehirden çöle düşen Hacer, gayret etti ve Cennet’in en somut nimetlerinden olan “enhâr/nehirler”in kaynağı olan bir nimetle/suyla/zemzemle ödüllendirildi.

Âdemoğlu da ruhlar âleminden dünya çölüne düştü. Dolayısıyla o da sa‘y ü gayret ederek Allah’ın nimetlerine, âb-ı hayata, sonsuzluk suyuna ulaşmalıdır. Bunun için çaba sarf etmelidir.

Cennet nimetlerine tek başına ulaşmak mümkün görünmüyor. Cennete’e tek başına girmen mümkün görünmüyor. Bu amaca ulaşabilmek ancak ailenle, yakınlarınla, arkadaşlarınla, çevrenle olacaktır. Zira onlara karşı sorumlulukların var ve bunları yerine getirirsen, altından ırmaklar akan Cennet’e ulaşabilirsin. Bu bağlamda herkesin bireysel çabasının yanı sıra toplu bir gayret de gereklidir.

Safa-Merve arasında sa‘y yapmanın verdiği en güçlü mesajlardan biri de şudur: “başarısızlıklar sizi asla yıldırmamalıdır.” Biri girişiminiz başarısız olduysa bir daha bir daha usanmadan denemeye devam etmelisiniz.

Safa’da başladığınız sa‘y esnasında Merve’ye vardığınızda orada durup Beytullah’a, yani sonsuzluk hissi veren tavafı yaptığın yere/eve/evine selam verip yoluna devam ediyorsun. Mademki tavaf sonsuzluğu ve mademki sa‘y de geri dönüşü olan dünyayı sembolize ediyor o halde Merve’de durmak da günlük hayatta Allah’ın huzuruna durduğumuz beş vakit namazı ifade ediyor olmalıdır. Dolayısıyla dünya hayatında yol alırken belli periyotlarla durmak gerekiyor. Zira doğduğumuz günden itibaren çeşitli sebeplerle, belli amaçlar için koşup duruyoruz. Bu da insanı yıpratmaktadır. O yüzden zaman zaman durmak ve yenilenmek gerekiyor. Bu bağlamda dünya hayatında koşuştururken günde beş defa durarak asıl vatanına/ahiret yurduna selam vermelisin.

Sa‘y esnasında yalnız değilsin, başkalarıyla birlikte yol alıyorsun…

Safa’da başlayıp Merve’ye vardığında dönüşe geçiyorsun, Dönerken biraz önce senin kat ettiğin yoldan gitmeye çalışanları görüyorsun. Senin çektiğin sıkıntıları çekenlere, senin aştığın engelleri aşanlara ve gözlerindeki sevince şahit oluyorsun. Bazen belki de giderken yaptığın hataları yapanların yanlışlarını görüyorsun. “Keşke onlar da aynı hatalara düşmeseler” diye içinden geçiriyorsun. Tıpkı dünya hayatında belli bir yaşa ulaştıktan sonra bu yolculuğa yeni başlayanların birtakım yanlışları yaptıklarına şahit olduğun gibi.

Sa‘y yaparken sanki bir şey arıyoruz. Acaba aynı zamanda bir şeylerden mi kaçıyoruz? Yoksa koşarak bir şeylerden kaçmamız mı gerekiyor? Hacer anamız burada koşarken hangi korkuları ve endişeleri taşıyordu acaba? Sadece su mu arıyordu? Yalnızca güvenlik kaygısı mı taşıyordu?

Bilinen bir şey var ki Hacer, susamış İsmail’ine ve kendisine su bulmak ümidiyle koştu. (Şeriatî, s. 86.). Ey insan! Sen ne için koşuyorsun? Belli ki susamışsın ve belli ki birileri senden su bekliyor. O hâlde bulmak için koşmaya devam et, yılmadan usanmadan koşmaya devam et, tekrar tekrar koş. Zira suyu bulmak, ona ulaşmak, aynı zamanda onu bekleyenlere bu suyu ulaştırmak zorundasın, yoksa dünya çölünde helak olursun.

Tanıdık-tanımadık, uzak-yakın herkese İslâm’ın âb-ı hayatını/ sonsuz mutluluk suyunu ikram etmek gibi bir görevin var. Ancak suyu bulup ondan kana kana içtikten sonra başkalarına ikram etmen gerekiyor. Önce kendi susuzluğunu giderip hayat bulmalı sonra da onu başkalarına ulaştırmalısın. Suya ulaş, doyasıya iç sonra da sana can veren bu ikram-ı İlâhî’yi başkalarına tevcih et. Ancak bu hiç de kolay olmayacak, çabalayacaksın, yorulacaksın tekrar tekrar dönüp uğraşacaksın. Etrafındakilerle beraber bu yolda yürüdükçe işin daha kolay olacak, aynı yolda olanlarla yan yana oldukça işin daha kolay olacak ve maksadına ulaşacaksın. Bu yolda durmak yok, bir kenara çekilip oturmak yok. Yola devam etmek gerekir.

Sa‘yini bitiren kişi, yorulmuş ve susamış bir şekilde oradaki insan selinden ayrılır (Şeriatî), artık yalnız ve tek başınadır. Dünyadaki sa‘yini ömrünü tamamlayan insan da yorulmuş bir vaziyette insanlardan ayrılır. Artık tek başınadır. Dünyadaki sa‘y ü gayreti güzel idiyse kendisine ikram edilecek ebedî güzelliklerle yorgunluğunu atabilecektir. Eğer yeterince gayret etmemişse, hayattayken belli periyotlarla durup evini/ahiret yurdunu selamlamamışsa, günde beş defa durmayı başaramamışsa, ötelerdeki yorgunluğu buradakine de benzemeyecektir.

Devam Edecek

1964’de Erzincan’da doğdu. 1982’de Erzincan İHL’inden, 1987 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 1987-2010 yılları arasında MEB’a bağlı okullarda öğretmenlik yaptı. 1998’de Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisansını, 2004’te de Ankara Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. 2009 yılında M.E. B. Talim-Terbiye Kurulu Başkanlığı Ders Kitapları Yazma ve İnceleme komisyonlarında bir yıl görev yaptı. 2010 yılında MEB tarafından görevlendirildiği KKTC başkenti Lefkoşa’da yine bir yıl öğretmen olarak çalıştı. 2011 yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne geçiş yaparak 2014’te doçent, 2019’da Profesör oldu. Daha çok Endülüs’e yoğunlaşan Parlak’ın yayımlanmış, kitap, makale, kitap bölümleri ve tebliğleri bulunmaktadır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir