- Din günümüzde artık naiv bir kavram olmaktan çıktı. Din artık alimlerin kendi entelektüel amaçları için yaratılmış olan dolayısıyla kendilerine özgün olarak sistematize edilen bir terimdir.
- Bu açıdan ikinci dereceden bir cins isim olarak, bir disipline ait ufuk olarak ikame edilip ona göre çerçevesi çizilen ve dil biliminde dil kadar önemli, antropolojide kültür kadar anahtar kavrama dönüşen vazgeçilmez ve olmazsa olmaz bir kavramdır.
- Çağdaş Din bilimi ise artık dine ait bu boyutlar olmadan sistematize ve disipline olamaz.
- Zihinsel olgunluğun zirvesinde iken eserlerini ortaya çıkarmaya başlayan Kant, Aydınlanma Dönemi’nde Kopernik Dönüşüm adını vereceğimiz bir isimlendirmeyle insan tecrübesinde dünyayı algılamamızın zaman ve mekân gibi a priori kategorilerle nasıl önceden şartlandırıldığını bize göstermişti.
- Kant’ın eleştirel analizleri, gerçeklik hakkındaki beşerî tecrübelerimizin teşekkül ettirilmiş doğasına yönelip (Aydınlanma) sadece aklın a priori ve çatı verici kategorileri ile (modern) değil aynı zamanda çoğaltımları organize edip sentezleyen zihnin araçsallığını da önemsemekte (kognitif) böylece din olgusunu aynı zamanda duyu organlarımızın eleştirel araçları yoluyla bize sunmakta (eleştirel çağ) idi.
- Din fenomeninin bu üç boyutlu gelişmeci süreçte antikitede gerçekleştirilmiş dinin olgusal açıdan cins, ırk, sınıf ve madde oluşuna sonuçta sosyal- teşekkül edici ve hakimiyet kurucu bir beşerî paradigmaya dönüşmesi kaçınılmaz oldu.
- Din Bilimlerinde en büyük devrim kendi Kopernik dönüşümü diyebileceğimiz şekilde 1990’larda yaşandı; Tıpkı Kant’ın fenomenler alemi algısında yaptığı gibi din bilimi de çok boyutlu hibrit bir disiplin olarak din olgusunu statik bir fenomen olarak görmedi aksine dinin kültürel faraziyelerle (İslam için sahih sünnet ve yorumlamaları) güçlü çatılar kurduğunu izhar etti.
- 2000’li yıllarda bu anlayışlar, eleştirel açıdan yeni ve üçüncü dalgalar denilen çağdaş dini yaklaşımlara (üçüncü dalga feminizm, postmodern din bilimi, post yapısalcı felsefeler, postkolonyalizm ve queer teorilere) götürdü.
- Fizikçi Niels Bohr’un öncülüğünde başlayan Kopenhagcı Quantum mekaniği yorumlarıyla birlikte başlayan yeni çağda ise yeni eleştirel teoriler, bir insanın bulacağı önemli bir kararı nasıl ölçe bileceğini takdir edebilen ve büyük bir değişimle objektif realite anlayışından elektronların gerçekliğini inkâr etmeyen bir bakışa evrilen perspektifleri doğurdu.
- Quantum mikro mekaniğinin atomlara uyguladığının benzerini biz burada din biliminde geliştirilen insan mühendisliğine uyarlayıp makro-olgularla çevrilen dinin artık “çok karmaşık kültürel fenomenler ağları” olarak kabul edip onun her nano/elektron parçacığı ile makro bütünlükle bağını koparmadan çok ciddiyetle dokularına eğilerek uğraşmaktayız.
- Çoklu eleştirel sarmallara sahip din biliminin alanı artık kuantum mekaniğinin bakışlarına benzer olarak din fenomenine ne kadar yaklaşırsak o kadar daha fazla onun istikrarlı tezahürlerindeki çoklu değişimlerine rağmen yine de tekil bir obje olarak gözümüzün önünde sürekli izhar olan “sabitleşmiş özüne odaklanmaktayız.”
- Neticede din olgusunun tüm spektrumlarını -sui generis (antikite), beşerî(modern), eleştirel (postmodern) ve kuantum mekaniği (kognitif) gibi gelişmeci fazları – ihmal etmeden kümülatif olarak kendinde biriktiren çağdaş din bilimi, günümüzde Neo-Frankurt düşüncelere, Neo/Post Marxist eleştirel ekollere dalarak istikrarlı bir şekilde yol almaktadır.
- Kuantum mekaniği çağında din bilimi artık “çoklu hibrit teoriler bilimi hükmündedir”;
- Din bilimlerindeki manifold teoriler, artık klasik çağda anlaşıldığı gibi sadece bir tasvirin veya izahın mutlak farklı boyutları değil aksine “tasvirlerdeki sınırsız ölçülemezlik” anlamına gelmektedir.
- Teoriler artık modern çağdaki gibi birbirini çürüten veya inkâr eden bir uygulamanın zıtları değil herhangi bir uygulamanın imkansızlığının izharı hükmündedir.
- Bir çaba göstermeyi anlamlı kulan teoriler, aynı zamanda tam olarak var olmayan alemi yani sakini olduğumuz alemin tam olarak aslında böyle görünmediği tasvir edebilecek ama bu gerçeklikler, o teorilerin başarısızlığı değil aksine onların mukayese edilemez değerleridir.
- Din bilimlerindeki teoriler, sadece modern anlamdaki gibi bu alemin anlamlarını deşifre etmezler ilave olarak onu yeniden kodlamalar ve yeniden düzenlemeler ve yeniden kontrol etmelerle bizim için daha yaşanabilir kılabilecek şekilde çoklu karmaşık anlamlılıkları yenileyip boyutlu tutarsızlıkları anlam dolu formlar olarak ifşa ederler.
- Çağdaş din biliminin teorileri artık ifşa edici, ilham edici ve spekülatif eylemlere sahip olarak doğrudan muhataplarının bir yönüne bilinçli olarak öldürücü olmadan mahvedici veya yeniden yeniden onarıcı darbeler yoluyla derinden işaret etmekte ve en azından geleneksel anlamları ve konumlanmaları göz ardı etmeden yeniden başka formlarla yeniden diriltebilmektedirler; neo-vita, neo vera, neo-via.
- Çağdaş din bilimleri teorileri artık eşyanın hakikatlerini temsil etmek maksadını güden öz-temsiller olmak yerine bu eşyaların alemle yeniden farklı bir şekilde ilintilendirilme süreçlerini yansıtmaktadırlar.
- Bu bakımdan artık din teorileri, sahih veya batıl görülmek yerine artık birbirlerini tamamlayıcılıklarının mutlaka olduğu bir zincirleme reaktif süreçler içinde aydınlatıcı, provokatif ve kıvılcım yakıcı kımıldamalar olarak dindeki düşünceleri, tasavvurları, yenilenme isteklerini ve ilerleme/değişim taleplerini meraklı heyecanları harekete geçiren (klasik ve modern imkansızlıkların olgunlaşmış) imkanlarıdır.
