Âşık Firkati
(Erzurum, 1946 – )
Hüzünlüsün yine mah-ı muharrem (Muharrem ayı)
Dert salarsın yücelerden engine
Kan akıtmak sende olmuşken haram
Kim dokundu senin bu ahengine
Kerbela çölünde evlad-i Ali’m
Bir yudum su için eyledi talim
Bir mezalim yaptı yezid-i zalim
Rastlamadı cihan onun dengine
Hüseyin vadinden dönmedi geri
Evlad-ı Resüldür sözünün eri
Evvel şehit verdi Aliekberi
Bin sırtlan saldırdı bir pelengine (aslana)
Direndi ehlibeyt korkup kaçmadan
Şehitliği göze aldı göçmeden
Ali asgar henüz gonca açmadan
Uğradı kâfirin bir hedengine (mızrağına)
Binince atına imam Hüseyin
Etrafını sardı binlerce hain
Son darbeyi vurdu şimir’i lain
Kor düştü güllerin bir çelengine
Küfeliler sözlerinde durmadı
Ehl-i beytin yarasını sarmadı
Gökte ayla güneş ziya (ışık) vermedi
Boyanınca şühedanın rengine
Harcadılar meydanların erini
Kesip götürdüler Şam’a serini (başını)
Cehennemde hazırladı yerini
Kim girdiyse ehl-i beytin cengine
Tüm kâinat bu ahvala ağladı
Fırat sustu ne çoştu ne çağladı
Ehl-i İslam karaları bağladı
Hicran girdi fukaraya zengine
Bütün kâinata düştü vaveyla
O yerde gözyaşı dinmedi hâlâ
Bugün bile tekin değil Kerbela
Kan bulaştı toprağına sengine (taşına)
Hasan’ın içtiği zehir tasıdır
Zeyneb’in giydiği gam libasıdır (elbisesidir)
Musa Kasım cevherlerin hasıdır
Eğer sarraf isen sür mehengine (teraziye)
Hak dostları yandı yandı eridi
Gözlerinden kanlı yaşlar yürüdü
Yezid’in de soyu sopu kurudu
Raslayınca Türk’ün Timurleng’ine
Ey Firkatî gel ayrılma güzelden,
Dertlerine derman ara tez elden,
Kader yazmış bu yazıyı ezelden,
Sabır eyle tevekkül et sen yine.
Bu şiir şu yüksek lisans tezinden alınmıştır: Âşık Firkatî (Hayatı-Sanatı- Şiirleri ve Hikâyeleri), Yüksek Lisans Tezi, Halit Üneş, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Halk Edebiyatı Bilim Dalı, Elazığ, 2017, s. 154-155-156.
