Kışta açan bir kuşsun, taşınmaz varlığın uzak diyarlara
Taşan bir Nil, bir daha uğramaz göğüs kafesine Şirin’in
Küçük bir yüzüm, türlü hüznüm, dört odalı bir kalbim var
Düşte değilim, gözlerim ceylanlara uyku, sana hep hayret
Başkalarının aşkıyla, kendi aklımla yazgım, senin adınla başlar
Fizan’dan Yusuf, kuyudan Züleyha, kursağımdan heves geçer
Şarap rengi defterler de geçer gözlerinden kızılca kalemlerle
Kapanan bir rüyanın habercisidir silinmeyen veresiye yüzün
Yalnız bin hüzünlü makamlar ayaküstüdür sıratta, mahşer bekler
Ve bir ses, sesim dedikodu yuvası kumrulara, uzaklaş kılıçlardan
Memleket mi kaldı memlekette, yeşilini giydi dağlar telaştan
Gelişinden belli cuma, hep mübarektir sana koşan yelkovanlar
Kara acıkan kutuplar kadar karanlıktır seni göremeyen ekranlar
Limanı soracaktım, uzadı gün yine selam gelmedi sulardan
Şifreli her şey, battal boy mezarlar, şiir de havuzun problemi
Kaç saatte doldum da boşalmadı yüküm, bekliyorum ki gül!
Kasam dolsun, sadakalar feda Mısır’a, sultanlığım koltuğa feda
Kapındayım, istihare yasaktır aşka, açılsın nazlar rıza makamında.
