- İslam hem yerel hem küresel hem de bölgesel tüm insanlığa ait din olgusunun tüm boyutlarını bir şekilde tamamlayan asla onları boşa çıkarmayan bu özelliğiyle yaşayan veya antik dünyada kalan bütün din olgularına olumlu veya olumsuz cevaplar verebilecek derecede kuşatır, karşı çıkar veya düzeltir.
- İslam bir defa insanlığa ait olunca medeniyet formu olarak alabileceği en geniş ve en genel bağlamlarda ele alındığı ve görüldüğü ve bunun en çeşitli tezahürleriyle, yani sosyal yapı, siyasi organizasyon, sanat vb. ile iç içe geçtiği görülebilir.
- Çeşitli toplumlarda daima ideal insan, göreceli mutlak iyi ve doğru ile kutsal bir ittifak içine girerek her birinin kültürel, politik ve ekonomik kompleks sahibi güçleriyle korkmadan eleştirel, yapıcı ve düzeltici çok yakın ilişkiler içinde olur.
- İslam, zamanın tüm diğer boyutlardan önce gelen ve onları aşan tamamen kutsal bir boyutunu kesin olarak ayırmanın imkânsız olduğuna işaret ediyor.
- Bu bakımdan alabildiğine en sivil formlarına sahip İslam peygamberleri, toplumların dalgalı hareketlerinde bilhassa kültürel krizler ve çoklu sosyal değişimlerde kendisini daha fazla ifşa ve izhar eder.
- İslam, en kanıtlı haliyle nübüvvet/vahiy ilişkisindeki İbrahim milletinde kendisini daha fazla ele verirken, kendi toplumlarına hidayet verici, uyarıcı, müjdeleyici sıfatlara sahip büyük insanları sahiplenir.
- İslam, son peygamberine (sav) kadar, her devirde bu kişilerin daima ezilen kesimlerin yanında olduğunu belirten başlangıçta bir kehanetsel yenilenme hareketi olarak tekrar tekrar ortaya çıkmıştır.
- İslam, kutsal mesajları yoluyla post/modern kriz ve değişimlere, otoriter güçlü siyasi-sosyal bağlılıklara, kuzey ile güney doğu-batı çekişmelerine, sömürgeleştirilmiş ülkeler ile sömürgeleştirici ülkeler arasındaki güçlü dengesizliklere müdahale edici eleştirel kontrol edici yönünü hala devam ettirmektedir.
- İslam, dijital/yapay çağın eko-kognitif krizlerine, meta-enkültürel buluşmalarına yön verecek akışkan veri iletkenliğine sahip yegâne inançtır.
- İslam, geleneksel dinler ile post/trans-antropolojik krizler arasındaki sorunları çözebilecek psişik parametrelere sahiptir.
- İslam’ın sunduğu dindar insan tipi, en fıtri haliyle, reel-politik bir arif olarak, insani değerleri garanti altına almak ve tarih dışı bir düzeyde elde edilecek tezkiye edici, ferahlatıcı, teskin edici, sükûnet verici tam bir kurtuluş bahşedici olup aslında yoğun metafizik ortamlarla örtüşebilecek ve yakınlaşabilen yegâne insan tipidir.
- İslam, kendisinden tahrif olmuş kültürlerin, sözüm ona dinlerin veya sahte inançların altın çağcılık, neo-mesihçilik veya eskatolojik kurtuluş gibi şaşalı gelecek perspektiflerinin geliştikçe insanlık adına kontrol edilemeyen krizlere götürücü oluşunun farkındadır. O, herkesin kaos olarak korktuğu son günün gerçek, ağır başlı, tiranik olmayan yargılayıcı ve boyun eğdirici en son ifadesidir.
- İslam insanlığın eninde sonunda bulmak için çaba gösterdiği antropolojik-dinsel perspektiflerin bileşkesi, kavşak noktası, dillendirilmeyen veya henüz yansıtılmamış eleştirel, katılımcı çoğulcu analizinin sonucudur.
- Son olarak İslam, antropolojik açıdan her milletin oto-kritik açıdan kendini dinlediği, eleştirdiği dinamik bir yargılamayla ulaşabileceği son ve en mükemmel inanç önerisi olarak kendini çekinmeden sunarak insanlara da bu özgün karakterini hibe eder.
Tasdik Edici, Kahredici ve Kontrol Edici, Eşsiz ve Tüm İnsanlığın Aradığı Din Olarak İslam
Mustafa Alıcı, 1969 yılında Erzincan'da doğdu. 1988 yılında Erzincan İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl girdiği Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenciliği sırasında hafız oldu. 1993 yılında İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1996 yılında Marmara üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Dinler Tarihi anabilim dalında doktoraya başladı. Ocak 1996- Aralık 1996 tarihleri arasında bir yıl süreyle İtalya, Perugia'da Yabancılar İçin İtalyanca Üniversitesi'nde ileri düzey İtalyanca dil eğitimi aldı. 1996- 1998 yılları arasında İtalya, Roma’da doktora teziyle ilgili araştırmalarda bulundu. 1998 yılında 3 ay İngiltere'de, Bristol, Birmigham ve Londra'da doktora teziyle ilgili araştırmalar yaptı. 1995- 2010 yılları arasında Rize Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Dinler Tarihi öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2011-2012 yılları arasında Erzincan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan yardımcısı olarak hizmet etti.2012 yılının yazında üç ay süreyle YÖK bursu ile İtalya’da akademik çalışmalarını sürdürdü. 2013 yılında Profesör olan ve2014 yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı olarak atanan Alıcı, 25 Kasım 2017 tarihinde aynı fakültenin dekanlığına asaleten atanan Alıcı, 24 Nisan 2019 tarihine kadar bu görevi sürdürdü. Alıcı, Evli ve üç çocuk babası olup Arapça, İngilizce, İtalyanca ve Latince bilmektedir. Alıcı halen dinlerarası ve kültürlerarası ilişkiler, İslam irfanı, monoteizm, postmodern din bilimleri konularında çalışmalarını sürdürmektedir. Bazı çalışmaları şunlardır; 1. Dinler Tarihinin Batılı Öncüleri”(2008, 2011) 2. Evrimci Politeizm Devrimci Monoteizm (2014) 3. Din Bilimlerinde Klasik ve Çağdaş Metodolojik Yaklaşımlar (2017) 4. Postmodern Din Biliminin Batılı Öncüleri (Yayımlanmak Üzere)
Yazarın Profili