Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Türk müsünüz?

Peyami Safa’nın romanlarında havuz yerine kullandığı ‘pisin’ (piscine) veya ‘şayet’ edatı (ihtimal edatı) gibi ‘bayet’ (zorunluluk edatı) de günlük Türkçemize girseydi? Şaşırır mıydık?

EKLENDİ

:

Yer Fransa

Marketten kürdan almam lazım. İslim köfte var akşama, köfteleri kürdana geçirmek lazım. Bir köfte, bir çeri domates, bir biber…

Kürdanın Fransızcası neydi arkadaş? Dur şu satıcıya sormak lazım.

– Bonjur! (Elle, kürdanı tutup diş temizliği yapıyormuş gibi anlatmaya çalışılır çaresizce)

El Cevap:

– Kürdan?

Satıcının Türk olduğunu sanıp heyecanla sorulur:

– Aaa, Türk müsünüz?

– (Cevap yok!)

Cevap yok, çünkü kürdan Fransızcaymış: cure-dents!

Yer İran

Hamur mayası lazım. Sıkıntı büyük… Farsçası neydi? Acaba tezgahtar Türk çıkar mı?

Karbonatlar, vanilyalar ve diğer toz ürünlerin satıldığı rafta evet! Karşımızda hamur mayası. Farsçası? Hamır maye!

Ve dahası.

Sipariş listesine bakalım tekrar.

Kırtasiyeden Sümen (Fransızca: sous-mains),

Aktardan Şıra (Farsça: şîre)

Nalburdan duy, ampul (Fransızca: douille, ampoule)

Turşucudan turşu (Farsça: torşi) pazardan meyve (Farsça: mîve)

Buraya kadar Türkçe bilene gerek yok. Devam edelim. Aldık siparişleri, koyduk arabaya. (Sipariş, Farsça kökenli Sefariş kelimesinden bozma)

Yoldaki kasis (Fransızca: cassis), araçtaki şasi (Fransızca: châssis), karşımıza çıkan hemzemin (Farsça hem-zemîn)

Kırmızıda dur! (çünkü Kırmızı Farsça)

Kırmızıyı görünce aklımıza geldi, hay Allah, Nar almayı unuttuk (Nâr: Farsça)

Hızlanmamız lazım, eve yetişemeyeceğiz. Kelimeler de hızlanıyor gerçi (Gerçi, gerçi de Farsça. Tıpkı ‘Şayet’, ‘güya’, ‘meğer’, ‘eğer’, ‘hiç’ , ‘ki’, gibi)

Pazarın yeri Şakayık Sokakla Zanbak Sokağın köşesinde. Kenardan dön, tam karşı çaprazda park et (Pazar, Şakayık, Zanbak, Kenar, köşe, Çapraz Farsça)

Araç su kaynattı, biraz rölantide çalışsın. Debriyaja ve frene sık bastık galiba. Bakımı da geldi bunun: Rot, balans, Rulman, piston ve bujiler elden geçmeli (Bu grup tümüyle Fransızca)

Narı aldık. Yanına da bir tane (Farsça dâne) limon ekledik ama para istemediler: Eşantiyon (Fransızca!)

Bu kadar Fransızca ve Farsçaya maruz kalmış günlük Türkçe. Şüphesiz dahası da var.

Ya peki, Peyami Safa’nın romanlarında havuz yerine kullandığı ‘pisin’ (piscine) veya ‘şayet’ edatı (ihtimal edatı) gibi ‘bayet’ (zorunluluk edatı) de günlük Türkçemize girseydi? Şaşırır mıydık?

Şimdi tekrar sormak lazım

Aaa, Türk müsünüz?

Not: Türkçedeki yabancı kökenli kelime dağarcığına Arapçadan sonra en çok katkıda bulunan diğer iki dil sırasıyla Fransızca ve Farsçadır.

Çok Okunanlar