Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Umudu Savunmalıyım çünkü İnsanım

Salgın ve ölüm haberleriyle üzerimize çöken kara, kapkara bir umutsuzluktan söz etmek istemiyorum artık. Değil mi ki ruhumuzda aydınlık elleri geleceğin; yeniden türküler söyleyeceğiz aynı göğün altında. Aynı göğün altında zaferler, aynı göğün altında örselenmemiş kahkahalarla bir daha geçip gideceğiz aynı umuda doğru. Şairlerin görkemli gölgeleri altında maviliklere uzattığımız uçurtmalı sevinçleri paylaşacağız yeniden.

EKLENDİ

:

Maviyi özlemek diyorduk, bilmem hatırlar mısınız? Duru, berrak o çivit mavisiyle dünyayı çiçekleyen zamanları yeniden, hep yeniden nazarımıza çekecek zamanları arıyoruz şimdilerde. Yitirilmiş o şenlikli günleri anımsatan ne olsa, durup özlemle hatırlıyoruz şimdilerde. Kapılar, pencereler kapalı, perdeler dünyaya örtük, merak dolu gözlerin aradığı keskin bir bilinç parlayışıyla beklemeye durduğumuz kesif korkulardan geçiyoruz. Doğrusu, şimdilerde salgın günlerinde duran hayatımız, inanıyorum ki bir gün hepimizi yeniden gülümseten anılarla dolduracak zihnimizi. “Ölüm ve acılar çatsa” da, insan ancak huzurun o yumuşacık tarafıyla sarmalanır her acıdan sonra.

Geçecek elbet, geçip giden her şey gibi, bitecek bir gün o da. İçimizde sadece kötülük resimlerinden oluşan buruk bir albüm kalacak. Fakat sanıldığının aksine, kötülük dediğimiz şey, her zaman irademiz dâhilinde gerçekleşmiyor. Öyle ki, bazen düşününce, mutlu zamanlardan güzel bir günü, aynı güzellikte bir ânı yeniden yakalamak için çırpınırız da nedendir bilinmez, bir türlü başaramayız bunu. İçimizde yer edinmiş o kötücül bakışın tesiriyle kabullenmek istemez zihnimiz bu çabayı. Çünkü acının peşi sıra koşan hiçbir ruh yaşamamıştır dünyamızda ve tedirginliğimizi arttıran birçok acının yaşanmışlığıyla silmek isteriz her kötü anıyı. Üstelik, yıllar boyu süren aynı kötücül anı ve acılarla taşınıp dururuz bir mekândan diğerine. Sonra kabuk bağladığına inandığımız yaralarla yüzleşip kaldırmak isteriz birer birer hepsini belleğimizden. Birden hayıflanır ve “Çiçeklenmiş olsa keşke” deriz ve peşinden de, “Bütün acılar sevgiyle hayat bulduğunda belki yeniden tutunurum hayata” diyerek teselli ararız çoğu zaman. Oysa o çiçeklerin tez vakitte solduğundan habersiz, yeniden çiçeklensin isteriz her şey. Her güzel şey yeniden çiçeklensin ve “yeryüzü aşkın yüzü olsun” dileriz yeniden.

Maviyi özlemek, öyle sanıyorum ki gücenmişler katında yeniden gülümseyebilir bizlere. Yeniden gülümsetebilir bizleri. Hayat yeniden aradığımız o duru, berrak çivit mavisini karşımıza çıkarabilir. Bütün acıların gerisinde duran bulanık bir belleğin oyunu değil midir nasıl olsa bütün bu yaşadıklarımız? Korkuyla sığındığımız ve aylardır uzlete çekilmiş ruhumuzu okşayan iyimserlik dolu bir kitap, gönlümüzü çelen bir şiir, yaşama sevinci katan bir şarkı, huzur veren bir çiçek bile olsa, yeniden sevmenin, tebessüm edebilmenin, huzura erebilmenin düşünü görmek adına az bir şey midir bütün bunlar? İnsanı umutlu olmaya çağıran duygu ve düşüncelerin yanında durdum daima. Korku ve hastalık arasında büzüşüp duran insanın kötücül söylemlerini ise görmek, okumak istemedim. Şüphesiz zaman, yaşadığımız günlerin esaslı taraflarını umut söz konusu olduğunda yeniden fısıldayacaktır kulaklarımıza. Duyduklarımız, hissettiklerimiz aynı acıdan beslenmiş olsalar bile, inanıyorum ki bizler hiç de aynı olmayacağız o vakit.

İnsanı, yaşamakla renklere bağlayan ve huzur tadıyla ilişkilendirenleri tebessümle anmışımdır. Bazen bir şair dolanır dilimize ve günümüzü baştan başa maviye boyar. Çoğunlukla da bir mısraya takılıveren zihnimizin, bizlere oynadığı aralık bırakılmış dünya kapısından maviciler sökün eder peş peşe. Huzurdan yapılma bir buketle misafirimiz olurlar gün boyu. Ayrıca samimiyet yüklü, kalbî duruşlarından tanırız onları hemencecik. Zaten bir şairin başka nesi vardır ki inceliklerle örülü kalbinden başka? Huzur arayanların ilk sığındıkları sahil değiller midir onlar? Hem, gençlik zamanlarımızın o berrak sayfalarında aşkla gezinen hangi isim yarı yolda bırakmıştır ki bizleri?

Dilimize bulaşan umut adlı kelimenin güzelliğine meftun olmak, en onulmadık yaralarımıza, acılarımıza umudu sürmek, insanca bir bekleyişin tek sermayesidir. Karanlığı çoğaltan kelimelerle hemhâl olmuş hangi yürek varsa bilinsin ki o insanlığın kayıp geçmişidir. Karanlık çünkü, umutlu sözler karşısında dağılır ancak. İnsanca bekleyişin tek sermayesi olarak umut, maviliklerin harcıdır daralan ömrümüzde. Bütün geçmişimizle bir şiire çırak olamamışsak eğer, koskoca umudun nasıl ustası olabiliriz? Bütün renkleriyle umudu diri tutanlar, kıskandıkları tek şeyin o olduğunu en iyi bilenlerdir. O yüzden insan, kırılıp döküldüğünü sandığı şeylerin özetidir aslında. Oysa yaşamak, her şeye rağmen yaşamak, yalın bir yüreğin anlattığı umutlu hikâyelerde saklıdır. Aklımızda darası alınmış hüzünlerle geçip gidiyoruz mevsimler boyu. Yalın yürek, koca umut ve deli mavilerle dinlediğimiz o hikâyelerde insan, ancak kendi sıcağını özlediği kadar vardır.

Yalan değil, şarkılarına kadar umutlu seslerden geçen mevsimlerle iç içe yaşadık. Evet, “Ölümler ölümlere ulanmakta usta”ydı; evet ve şüphesiz, “Ölüm güzel şey budur perde ardından haber”di; evet, “Ölünce biz de iyi adamlar olur”duk ve fakat yaşamakla hükümlü olmak şüphesiz yerin altında bulunmaktan yine iyi geliyor kulağımıza. Hepimiz maviler aşkına yol alıyor, maviliğin derinleştirilmiş tonu içinde kanat çırpıyoruz sürekli. Bizlere şahdamarımızdan daha yakın başka bir gerçek varsa, o da şüphesiz umuttur. Yaşarken ve ölürken kendi karanlığını çağıranlara inat, aydınlık bir mavinin sevinçli tarafında duranlardan olacağız her zaman. Yüzümüz Anadolu büyüklüğündeki bir umutla dönecek geleceğe. Kanımızda bayraklaşan hasret, canımızda yongalanan özlemlerle hatırlayacağız umudu savunan aşk erlerini. Çünkü Türkiye kadar büyük, Türkiye kadar aşkın ve umutlu çağlardan söz edeceğiz daha.

Salgın ve ölüm haberleriyle üzerimize çöken kara, kapkara bir umutsuzluktan söz etmek istemiyorum artık. Değil mi ki ruhumuzda aydınlık elleri geleceğin; yeniden türküler söyleyeceğiz aynı göğün altında. Aynı göğün altında zaferler, aynı göğün altında örselenmemiş kahkahalarla bir daha geçip gideceğiz aynı umuda doğru. Şairlerin görkemli gölgeleri altında maviliklere uzattığımız uçurtmalı sevinçleri paylaşacağız yeniden. Buna bütün kalbimle inanıyorum. Buna Allah’a inanır gibi inanıyorum.

Çok Okunanlar