1. Anasayfa
  2. Şahsiyet

Vefat Yıldönümü Vesilesiyle Emin Işık Hocam

Vefat Yıldönümü Vesilesiyle  Emin Işık Hocam
0

Emin Işık Hocam ile yollarımız nerede ne zaman kesişti? Onun İstanbul İmam Hatip Okuluna öğretmen olarak tayin edildiği 1964 senesinde bendeniz de aynı okulun talebesi oldum. “Meslek hayatınızı yönlendiren kişi ve kurumlar kimlerdir, nelerdir” şeklindeki soruya yıllardan beri üç kelime ile cevap veriyorum: Kader, Peder, Fener. İşte bu üçüncü kelime ile Dersaadet’in Fener semtinde bulunan bu okulu , öğretmenlerini ve payitahtın kadim kültür ortamını kastediyorum. Söz konusu mektepte beni en çok etkileyen bir başka ifade ile en çok sevdiğim hocalarımdan biri o oldu.[1]

Emin Işık 1950’li yılların sonunda bu okulda Nurettin Topçu’nun, ben ise 1960’lı yılların sonunda onun talebesi oldum. Dolayısıyla o, öğretmenim olmasının ötesinde beni Nurettin Topçu  ve Hareket dergisi çevresi ile tanıştıran zât-ı şeriftir. Bu buluşmalar, görüşmeler, fikrî, hissî, meslekî hayatımın kozasını ören âmillerin başında gelmektedir diye düşünüyorum.

Bugünden düne doğru bakınca, onun öğretmenliğinde sesi, nefesi, sevgisi ve elbisesi öne çıkmaktadır. Emin Işık Hoca’dan Kur’an-ı Kerim dersi almak o kendine has yanık sesiyle aşr-ı şerifler dinlemek demektir. Sözü sohbeti yerinde olan hocamız, bazen sınıfta coşar şahsî sevdaları, gördüğü rüyalar dahil her şeyi anlatırdı. Bir defasında Şeb-i Arûs Haftası’nda Mevlânâ’dan bahsediyordu. Bir rüyasını anlattı: “Hz. Peygamber Efendimizi rüyada gördüm. Çok heyecanlandım. Hemen atıldım ayağının altını öpmek istedim. Efendimiz tebessüm ederek şöyle dedi: Orasını senden önce Mevlânâ öptü..”

Hocam’ı Okul’un dışında camide de dinliyordum. Öğretmen olarak atanmadan önce Bayezid Yakup Ağa Camii’nde (Edebiyat Fakültesi’nin karşısında) imamdı. Öğretmen olduktan sonra da bu camide hutbe okumaya devam etti.  A4 ebadında dosya kağıtlarına yazdığı hutbe metinlerini bazı haftalar sınıfta da baştan sona zevkle okurdu. İşte bu hutbeleri ve Cuma öncesi kısa sohbetlerini dinlemek için öğle vakti yaya olarak okuldan mezkûr camiye intikal ediyordum. Bu seyahatin başka bereketleri de vardı. Nurettin Topçu da Cuma namazlarını bu camide kılıyor, namaz sonrası ayaküstü sohbetler oluyordu. Bu arada Emin Hoca okuduğu metni Ezel Ağabey’e veya diğer ağabeylerden birine veriyordu. Bu metin derginin bir sonraki sayısında makale olarak çıkıyordu. Söz konusu  makaleler daha sonra çıkacak olan hocamın ilk eseri Devleti Kuran İrade’yi oluşturacaktır. Hocamdan feyz aldığım üçüncü mekân ise sohbet, seminer ve daha sonraki yıllarda televizyon kanalları oldu. Bazı televizyon kanallarında daveti üzerine birlikte programlar yaptık. Bunlardan birinde canlı yayınlanan sahur programında Farsça hocası Yamandede’nin (Abdülkadir Keçeoğlu ö. İstanbul, 1962)) meşhur kasidesini  aşk ve şevk ile okumuştu. İlk ve son mısra:

Yak sinemi âteşlere efgânıma bakma!

Cemalinle ferehnâk et ki yandım yâ Resûlellâh

İstanbul Bilim Kolej’inde birlikte yaptığımız son panel ise bir öğretmenler gününde Mahir İz ile Nurettin Topçu’yu birlikte yad etmiştik. (24 Aralık 2016)

Emin Işık Hoca’nın fahrî/gönüllü görevleri ömür boyu devam etti. Yakup Ağa’dan sonra Nimet Abla Camii, nihayet Şişli Camii. Son yıllarda “Hocam son çıkan eserimi hangi adres göndereyim” şeklindeki sorumun cevabı hep aynı idi: Şişli Camii Vâizi” Son eserim Kalem Kitap Kütüphane’yi âlem-i cemâle intikalinden bir hafta  önce kendilerine göndermiştim. Onun bendenize imzaladığı son kitabı “Nurettin Topçu Çağdaş Bir Dervişin Dünyası” olup üzerindeki  ifade ve tarih şöyledir: “Sevgili Mustafa Kara’ya (20.05.2019)” yani vefatından kısa bir süre önce.

Onun neslinin şanslı bir tarafı Osmanlı’nın son döneminde yetişen ilim, irfan ve sanat erbabını bizzat tanımış  ve tecrübelerini dinleyebilmiş olmalarıdır. Cumhuriyet döneminin ilk çeyrek yüzyılında din ve kültür hayatı ile ilgili olarak yaşanan “celâlî tecelliler”i görürken bu hususu da atlamamak gerekir. Emin Hoca ve arkadaşları  İstanbul  İmam Hatip okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsü’nde okuduğu yıllarda Yamandede’nin, Mithat Baharî Beytur’un, Celaleddin Ökten’in, Ömer Nasuhi Bilmen’in, Hasan Basri Çantay’ın, Sami Ramazanoğlu’nun, Muzaffer Ozak’ın, Zâhid Kotku’nun, Samiha Ayverdi’nin, Münevver Ayaşlı’nın, İsmail Hami Danişmend’in, Ali Fuat Başgil’in, Osman Turan’ın, Ali Nihat Tarlan’ın, Mehmet Kaplan’ın, Nihat Sami Banarlı’nın, Kemal Edip Kürkçüoğlu’nun, Mahir İz’in, M. İhsan Oğuz’un, Necmeddin Okyay’ın Fuat Köprülü’nün, Ali Üsküdarlı’nın rahle-i tedrisinden de feyz almışlardır.

Gönül Mektupları

Hocamla 1964 yılında başlayan gönül alışverişi âlem-i cemâle intikal edinceye kadar 55 yıl devam etti. Yaz tatillerinde mektuplaştığımız gibi 1969 yılında yedek subay olarak Tuzla Piyade okulunda bulunurken de yazışmalar devam etti. Yaklaşık elli yıl sonra bendenizle ilgili yazdığı bir yazıda bir mektubuma verdiği cevabı özetlemişti. (Bir Kitabın Kırk Yılı Tekkeler ve Zaviyeler, Dergâh Yayınları) Bazen bendenize yazdığı metinleri Mehmet Ünverdi müsteârıyla Gönül Mektupları serlevhasıyla Hareket’te yayınlıyordu. Dolayısıyla şunu söyleyebiliriz: Bugün Gönül Mektupları adıyla piyasada olan kitabımın muharrik-i evveli odur. 1977’de yayınlanan ilk eserim Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zaviyeler’in muharrik-i evveli Nurettin Topçu ise de onun da bu ‘çorba’da tuzu vardır.

Bursa’da Tarikatlar ve Tekkeler isimli eserimin ilk baskısı iki cilt hâlinde çıkmıştı. 1. cildi Bandırmalı Ali (Öztaylan) Ağabey’e (ö. Bandırma, 2008) ikinci cildi Emin Işık Hocam’a ithaf etmiştim. (Uludağ Yayınları Bursa, 1993.) Yıllar sonra öğrendim ki Emin Işık Hocam’a “Mesnevî dersleri yapalım efendim” diyen zât Ali Ağabey imiş. O da halkayı kurmuş ve son nefesine kadar talip olanlara Mesnevi sohbetleri yapmıştı. Bu konuda bir ömür boyu birlikte oldukları hemşehrisi ve meslektaşı Hüseyin Top üstadımızdır. 12 ciltlik Mesnevi şerhi yayınlanmıştır. Ona da sağlık ve afiyet diliyoruz.

Bazı Eserleri

  1. Devleti Kuran İrade İstanbul 1971 Hareket Yayınları
  2. Kur’an’ın Getirdiği, İstanbul 1974 Hareket Yayınları
  3. Aşkı Meşk Etmek, İstanbul 2010 Sûfi Kitap
  4. Belh’in Güvercinleri, İstanbul Ötüken Yayınları 2008
  5. Nurettin Topçu , İstanbul 2019 Dergâh Yayınları
  6. Kime Kulsun, İstanbul Tuti Kitap 2016
  7. İbnu’l-Enbârî, Kitâbü’l-Vakf ve’l-İbtida (Neşredilmemiş doktora tezi)

1936 yılında Antakya’da doğan 1 Ağustos 2019 tarihinde İstanbul’da âlem-i cemâle intikal eden Emin Işık Hocam’ın rihletine tarih şöyle düştü:

Hâmil-i Kur’ân Emin

Hâdim-i Kur’ân Emin

Çıkdı bir melek dedi:

HÂFIZ-I KUR’ÂN EMİN”   1440

Bazı şiirleri bestelenmiştir. 1987’de vefat eden dostu Prof. Dr. Mehmet Çavuşoğlu için yazdığı şiir, Cinuçen Tanrıkorur tarafından 1997’de bestelenmiştir. İlk iki beytiyle yazımızı sonlandırıyoruz:

 

Gittin, bu gelen meclise hicran yine şimdi

Rindan gibi sağar da perişan yine şimdi

 

Viraneyi seyran edecek sohbet-i cândır

Zindan kesilir bizlere devran yine şimdi

[1] Vefatı üzerine yazdığım yazı için sk.  M. Kara, Bu Son Fasıldır Ey Ömrüm, İstanbul, 2024, s. 30 vd.

1951, Güneyce / Rize doğumlu. Güneyce İlkokulu (1960), İstanbul İmam Hatip Okulu (1970), Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü (1974) mezunu. Şebinkarahisar ve İspir liselerinde öğretmenlik yaptı. 1977 yılında Bursa Yüksek İslâm Enstitüsünde tasavvuf tarihi asistanı oldu. Doktorasını 1983’te “İbn Teymiye’ye Göre İbn Arabî” konulu teziyle tamamladı. 1989’da doçent, 1994’te profesör oldu. Çalışmalarını Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tasavvuf Tarihi Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak sürdürdü. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir. Deneme türündeki ilk yazısı “Onlar ve Biz”, Mayıs 1971 tarihli Hareket dergisinde yer aldı. Ürünlerini daha sonra Hareket (1970-80), Nesil (1978), Yönelişler (1983), Mavera (1984), Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, İktisat Fakültesi Dergisi dergileri ile Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinde yayımladı. Araştırma ve incelemeleriyle Türkiye Millî Kültür Vakfı Jüri Özel Ödülünü aldı. İslâm dergisinin 1986’da açtığı araştırma yarışmasında “Zeynilerde Bir Sufî: Abdullatifi Kudsî” başlıklı çalışmasıyla mansiyon kazandı. 2002 yılında Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği Araştırma Ödülünü aldı. ESERLERİ: Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zaviyeler (1977), Tasavvufî Hayat (Necmeddin Kübra’dan, 1980), İslâm’da Tenkid ve Tartışma Usûlü (Mîzanü’l-Hak, Katip Çelebi’den, S. Uludağ ile, 1981), Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi (1985), Tasavvufî Hikmetler (İbn Ataullah İskenderî’den, 1989), Bursa’da Tarikatlar ve Tekkeler (2 cilt, 1991 ve 1993), Vahdet-i Vücud ve Muhyiddin İbn Arabî (İsmail Fenni’den, 1991),İbn Arabî’de Varlık Düşüncesi (Ferit Kam’dan, 1992), Niyazî-i Mısrî (1994), Tasavvuf ve Tarikatler (1994), Eşrefoğlu Rumî (1995), Bursa Dergâhları (Yadigâr-ı Şemsî, Mehmed Şemseddin’den, Kadir Atlansoy ile, 1997), Evliya Menkıbeleri - Nefahatü'l Üns - Abdurrahman Cami (Lamiî Çelebî’den, Süleyman Uludağ ile, 1998), Gönül Mektupları (2000), Akşemseddin (H. Algül ile, 2000), Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri (2001), Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi (2003), Metinlerle Osmanlılarda Tasavvuf ve Tarikatlar (2004), Mahabbet Mektupları (2004), Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları (2005), Dervişin Hayatı Sufînin Kelâmı (2005), Bursa’nın Gönül Sultanları (2006), Dildâr-ı Şemsî-Niyazî-i Mısrî’nin İzinde Bir Ömür Seyahat (Mehmed Şemseddin Mısrî’den, Y. Kabakçı ile, 2010), Bursa’da Kırklar Meclisi (2011), Buhara Borsa Bosna (2012), Türkistan'ın Işığı Necmeddin-i Kübra, Türküstan Diýarynyň Şuglasy Nejmeddin Kubra (Türkmence), 28 Şubat Öncesi ve Sonrası Türkiye’de Dinî Hayat (2012), Miraciyye ve Bursalı Safiye Hanım’ın Vakfiyesi (2014), Yazarlık Hayatının 50. Yılı Ajandası, Emir Sultan, Konuk Öğrencilerle Gönül Gönüle, Annem Babam ve Oğlum, Derviş Yunus Emre, Bursa’nın Gönül Doktorları,

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir