Koş yangınlardan ve uyar gök halkını
Bu yağmurlar değil bizi sarsan beşik gibi yârin yüzü, öldü.
Okyanus kenarında dur ve durul, şair yüreği kadar cesur.
Ve ıslandığımız da çöl için. Çöl mü? Ah!
Ben çöl deyince de sen aşk anla, aşk=Allah.
Şahmeran öfkeli bir çiçekti resmettiği tilkinin
Benim gönlüm bir saray, dağlarda şarkı söyler uslu ve bahtiyar
Açık olsun ellerin ki saçtıkça saçılsın sabırdan heykeller.
Öyle her sabra sabır demem ben, yıkıldıkça yıkıl karşımdan.
Ganimettir benim alnım, secde izi, gözlerim güler ağladıkça
Cennet açar ana kucağım, açıldıkça kara kalem
Yazdıkça yazar ve kurumaz kavgamın mürekkebi
Evet, kolay kelime, sallabaşını, al maaşını beyaz mermere
Bir delilliği, bin delile değişmez köprü, taşsa da nehir
Emniyettir evim, istediğim an bırakır giderim bacaları
Dumanı tütüyorken kerevette havuzun, sardunyalar ıslak
Bir mavilik, bir yeşillik arasında kıldan ince çizgideyim.
Sonsuz çizgi, daha da vardır söyleyecekleri Dicle’nin
Ha pilavın yağı taşmış ha dibi tutmuş eyvallahın
Adalet, şiirin de temeli, hakkını iade etmeli salçalı rüyaların
Çok kolay bitti biten, olacak olanlardan evvel olunca olan.
Ya sen? Gerçek iken mecaz, mecaz iken terim anlam, hiç…
Yol var ve ayazın göğsüme işleyişi kasım hasadında
Gereğini arz ettiğimiz bütün hurmalar dahi oldu dallarda,
Ol emrinden doğmuş söz, yine olmadı. Olmadım. Olmadın.
