elimizdeki anahtarlar açmıyor kapıları
ya kilitler bozuk
ya yanlış anahtarlar
ya da kapılar
ne gölgesinden kaçabilir insan
ne de yazgısından
ellerimizde bir avuç taş
fark etmeden biriktirdiğimiz
ne yapacağımızı bilmediğimiz
cevaplarımızı
sorulara denk getirmek gayemiz
bir sedire uzanmış
günahlarımızla örtünürken
güneş şehrimizi terk ederken
gölgeler büyürken
bir insanın kaderi
bir eşyayla birleşirken
azıklarımızı heybemizden düşürmemize rağmen
yollar bizi saklarken
kalbimizde yeni kervanlar dizilirken
yatağından taşmış nehirler zapt olurken
tam da suyumuz durulurken
aynalar tutuyorlardı bize
bakmıyorduk hiçbirine
mağrurduk ve dikti başımız
aynaları kıracak kadar
saklayabiliyorduk her şeyi
bir gülümsemenin arkasına
bir bir vurulsa da
geçtiğimiz şehirlerin ışıkları
görüyorduk yine de yolumuzu
ve hâlâ bilmiyorduk sonumuzu
sırtımızda kimi pörsümüş
kimi buharlaşmış anılar
sadağımızda atamadığımız oklar
yüreğimizde ismini bile unuttuğumuz cesetler
yürüyorduk durmadan
zira biliyorduk
yol merhemdir yaralara
